İkinci yargı paketi TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi

AA |  03 Haziran 2020 Çarşamba - 22:04 | Son Güncelleme : 04 06 2020 - 14:59

Disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren 2 yıl geçtikten sonra yerine getirilemeyecek.Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecek.Celse harcı yargılama giderleri kapsamından çıkarılacak, yerine başvurma harcı eklenecek.


İkinci yargı paketini içeren Hukuk Muhakemeleri Kanunu  ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Adalet  Komisyonunda kabul edildi.  Teklifin kabul edilen maddelerine göre, Anayasa Mahkemesinin, ilk  derece mahkemesinin kesin nitelikli kararının taraflara tebliğ edilmeden 2  haftalık hak düşürücü sürenin başlatılmasını, hak arama hürriyetine aykırı  bularak iptal etmesinin ardından bir düzenleme de yapılıyor.  Buna göre, görevsizlik veya yetkisizlik kararının kesin olması halinde  de kararın taraflara tebliğ edilmesi, dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye  gönderilmesine ilişkin 2 haftalık süre, tebliğ tarihinden itibaren  başlayacak.
 
 Öngörülen süre içinde dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye  gönderilmesi için gerekli başvurunun yapılmaması durumunda dava, kanun gereği  açılmamış sayılacak. Bu konuda görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren  mahkemece resen karar verilecek. Düzenlemeyle, duruşmaların bir kısmının veya tamamının gizli olarak  yapılması halleri arasına "yargılama ile ilgili kişilerin korunmaya değer üstün  bir menfaatinin bulunması" hali de eklenecek. Bu durumda, duruşmaların bir kısmı  veya tamamı gizli yapılacak. Hakimin reddi nedenlerine, daha önce aynı uyuşmazlıkta arabuluculuk  veya uzlaştırmacılık yapmış olma halleri eklenecek. Hakimin reddi talebine  ilişkin karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak da verilebilecek. Ret nedeni  sabit olmasa bile merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul edebilecek. Ret  sebepleri hakkında yemin teklif olunamayacak.
 
 Teklif, davaların gereksiz yere uzamasının önlenmesi ve çelişkinin  giderilmesini de amaçlıyor. Hakimin reddine ilişkin merci kararlarına karşı dava  konusunun miktar ve değerine göre derhal istinaf kanun yoluna  başvurulabilecek.  Hakim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilecek. Bu  takdirde hakim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi, hiçbir duraksamaya  yer vermeyecek şekilde açıklayacak ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını  açıkça tutanağa geçirerek ihtar edecek. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi  geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilecek, bu şekilde verilecek ikinci süre  kesin olacak ve yeniden süre tanınmayacak.
 
Teklif, uygulamada belirsiz alacak davasıyla ilgili görülen sorunlara  ilişkin de düzenlemeler içeriyor. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat  sonucu, alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi  halinde hakim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek 2 haftalık kesin süre  içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve  kesin olarak belirleyebilecek. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen  miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacak. Teklif, "Kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası da  açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." hükmü  mevzuattan çıkarıyor.
 Teklifle, delil avansının, dava açarken mahkeme veznesine  yatırılmasının zorunlu bulunmadığı hükme bağlanıyor.
 
  Devreden ve devralan yargılama giderlerinden sorumlu olacak
 
 Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar ancak davalının açık rızası ile  davasını geri alabilecek. Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar  verilecek. Davanın açılmasından sonra davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir  kişiye devretmesi halinde davacı isterse, devreden tarafla olan davasından  vazgeçerek, dava konusunu devralan kişiye karşı davaya devam edecek. Dava davacı lehine sonuçlanırsa dava konusunu devreden ve devralan  yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olacak. İsterse davasını devreden  taraf hakkında tazminat davasına dönüştürecek. Davanın açılmasından sonra dava  konusu davacı tarafından devredilirse devralan kişi görülen davada davacı yerine  geçecek, dava kaldığı yerden devam edecek. Dava davacı aleyhine sonuçlanırsa dava  konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu  olacak.
 
   Hakim tarafları teşvik edecek
 
   Düzenlemeyle ek cevap verme süresinin hangi andan itibaren başlayacağı  da açıklığa kavuşturuluyor. Buna göre ek süre, 2 haftalık cevap süresinin  bitiminden itibaren işlemeye başlayacak.  Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve incelemeyi  tamamladıktan sonra ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara  bildirecek.  Çıkarılacak davetiyede; duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin  diğer hususlar, tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları ihtar edilecek.  Duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi  durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği,  davetiyenin tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içinde tarafların  dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye  sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla  gereken açıklamayı yapmaları istenecek. Bu hususların verilen sürede yerine  getirilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar  verileceği belirtilecek.
 Hakim ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar  hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinleyecek, daha sonra  tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları  hususları tek tek tespit edecek. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hakim, tarafları sulh ve  arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatarak sulhe  veya arabuluculuğa teşvik edecek; bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa bir  defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edecek.
 Yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan  veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu  delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilecek.  Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia  veya savunmalarını genişletebilecek veya değiştirebilecek. Dilekçelerin  karşılıklı verilmesinden sonra ise bunlar yapılamayacak.
 
Kabul edilen maddelere göre, taraflar, ön inceleme aşamasının  tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet  edilecek. Taraflara gönderilecek davetiyede belirlenen gün ve saatte geçerli bir  özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde duruşmaya yokluklarında  devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilecek.  Tahkikatın sona erdiği duruşmada kural olarak sözlü yargılamaya geçileceği ancak  sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi halinde ayrıca taraflara davetiye  gönderilmeyeceği belirtilecek. Tarafların sözlü yargılama için belirlenen  duruşmaya gelmemesi halinde yokluklarında hüküm verileceği hususları da davet  yazısında ihtar edilecek. Ses veya görüntü nakli yoluyla duruşmanın yapılması usulü yeniden  düzenlenecek. Mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya  vekilinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden  duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine karar verebilecek.
 
  Tanık, bilirkişi veya uzman aynı anda ses ve görüntü yoluyla  dinlenebilecek
 
 Mahkeme, tarafların rızası olmak kaydıyla; tanığın, bilirkişinin veya  uzmanın aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden  dinlenilmesine karar verebilecek. Mahkeme, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf  edemeyecekleri dava ve işlerde ilgililerin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi  yoluyla bulundukları yerden dinlenilmesine resen karar verebilecek. Mahkeme,  fiili engel veya güvenlik sebebiyle duruşmanın il sınırları içinde başka bir  yerde yapılmasına da karar verebilecek. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve  esaslar yönetmelikte belirlenecek.  Islahın zamanı ve şekline ilişkin yapılan değişiklikle ıslah,  tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilecek. Yargıtayın bozma kararından veya  bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine  gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması  halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilecek. Ancak bozma kararına  uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamayacak.
 "Toplu Mahkemelerde Tahkikat" başlıklı yeni düzenlemede dava açılmadan  önce veya dava açıldıktan sonra talep edilen delil tespiti, ihtiyati haciz ve  ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma tedbirleri de dahil olmak üzere toplu  mahkemenin görevine giren dava ve işlerde tüm yargılama aşamaları heyet  tarafından yerine getirilecek ve karara bağlanacak.
 
 Heyet, diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, iş veya  davanın özelliğine göre tahkikatın, tahkikat hakimi olarak görevlendirilen bir  üye tarafından yapılmasına karar verebilecek.
 
 Tahkikatın heyetçe yürütüldüğü iş veya davalarda mahkeme başkanı,  belirli bazı tahkikat işlemlerini yapmak üzere üyelerden birini naip hakim olarak  görevlendirebilecek. Mahkeme başkanı, mahkemenin uyumlu, verimli ve düzenli  çalışmasını sağlayacak ve bu yolda uygun göreceği önlemleri alacak.
 
 Sözlü yargılama aşaması
 
 Mahkeme, tahkikatın bittiğini bildirdikten sonra aynı duruşmada sözlü  yargılama aşamasına geçecek. Duruşma, bu durumda taraflardan birinin talebi  üzerine iki haftadan az olmamak üzere ertelenecek. Hazır bulunsun veya bulunmasın  sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyecek.
 
 Sözlü yargılamada şartları oluşmuşsa taraf tasarruf ilkesi dikkate  alınarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun, "tarafların duruşmaya gelmemesi,  sonuçları ve davanın açılmamış sayılması" başlıklı maddesi uygulanacak.  Okuma yazma bilmediği için imza atamayanların mühür veya bir alet ya  da parmak izi kullanarak yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet  niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına  bağlı olacak.   Okuma ve yazma bildiği halde imza atamayanların mühür veya bir alet ya  da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin  senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından onaylanmasına veya  düzenlenmesine bağlı olacak.
 
  Adi senet, notere veya yetkili memura ibraz edilerek noter ya da  yetkili memur tarafından usulüne uygun olarak onaylanmışsa ibraz tarihinde, resmi  bir işleme konu olmuşsa işlem tarihinde, imza edenlerden biri ölmüşse ölüm  tarihinde, imza edenlerden birinin yeniden imza atmasına fiilen imkan kalmamışsa  bu imkansızlığın gerçekleştiği tarihte üçüncü kişiler bakımından hüküm ifade  edecek. Adi senedin içeriğinde bahsedilen başka senetlerin tarihleri de ancak son  senet tarihinin onaylanmış sayıldığı tarihte üçüncü kişiler hakkında hüküm ifade  edecek.
 
 Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına  kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilecek. Diğer  tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari  defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler,  sahibi lehine delil olarak kullanılamayacak. Ticari defterlerin, ticari davalarda  delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak  tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini  doğrulamış olması şart olacak. Belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari  defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi  için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki  kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz  etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle  ispatlanmamış olması gerekecek.
 
Bilirkişi raporuna itiraz
 
 "Bilirkişi raporuna itiraz"ı düzenleyen maddede yapılan değişikliğe  göre, taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki  hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını,  belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının  sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecek. Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok  zor veya imkansız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi  halinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden  itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere  ek süre verilebilecek.
 Keşfin kapsamı mahkeme tarafından belirlenecek. Böylelikle, taraflar  arasındaki uyuşmazlığın çözümüne yönelik incelemelerin yapılması, uyuşmazlığın  çözümüne herhangi bir etkisi olmayan gereksiz incelemelerin yapılmaması ve bu  mahiyetteki bilgilerin dosyaya girmemesi sağlanacak. Hakim keşif tutanağına keşif  konusu ve mahalliyle ilgili gözlemlerini de yazacak. Düzenleme, keşfi yapan  hakimin veya daha sonra dosyayı ele alacak hakim ya da hakimlerin bilirkişi  raporunu denetlemesini kolaylaştıracak.
 
Kanuna eklenen yeni maddeye göre, taraflardan her biri, nihai kararın  tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya  kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya  kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebilecek. Bu karara  karşı kanun yoluna başvurulabilecek.  Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilecek.  Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa taraflarca kanun yoluna  başvurulmuş olsa dahi dosya, kanun yolu incelemesine gönderilmeyecek ve ilk  derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda  ek karar verilecek. Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine  gönderilmesinden sonra yapılmışsa Yargıtay, temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı  feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye  gönderecek.
 
Sulh, hükmün verilmesinden sonra  yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu  incelemesine gönderilmeyecek ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye  mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilecek. Sulh, dosyanın temyiz  incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa Yargıtay temyiz incelemesi  yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye  gönderecek.
 
  Celse harcı kaldırılacak
 
 Celse harcı yargılama giderleri kapsamından çıkarılacak, yerine  başvurma harcı eklenecek. Teklifle istinaf yoluna başvurulabilen kararlar  değiştirilerek istinafın kapsamı genişletilecek. Aleyhine ihtiyati tedbir veya  ihtiyati haciz kararı verilen taraf; bu karar yüzüne karşı verilmişse doğrudan  istinaf kanun yoluna başvurabilecek, yokluğunda verilmişse öncelikle kararı veren  mahkemeye itiraz edebilecek ve itirazın reddi durumunda istinaf kanun yoluna  başvurabilecek.
 
Duruşma yapılmadan karar verilebilecek
 
 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun, "duruşma yapılmadan verilecek  kararlar"ı düzenleyen maddesi de değiştiriliyor. Yargılamada bulunan eksiklikler, duruşma yapılmaksızın tamamlanacak  nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya  yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilebilecek.  Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli  delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir  kısmı hakkında karar verilmemiş olması durumunda da duruşma yapılmadan karar  alınabilecek.
 
 Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi, istinaf başvurusunu esastan  reddetmek veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dahil  gerekli kararları verebilecek.
 
  Duruşmaya gelinmemesi ve giderlerin ödenmemesi
 
 Duruşmalı olarak incelenen işlerde taraflara çıkartılan davetiyelerde,  duruşmada hazır bulunmadıkları takdirde tahkikatın yokluklarında yapılarak karar  verileceği hususu ile başvuran tarafa çıkartılacak davetiyede, ayrıca yapılacak  tahkikatla ilgili bölge adliye mahkemesince belirlenen gideri, iki haftadan az  olmamak üzere verilecek kesin süre içinde avans olarak yatırması gerektiği açıkça  belirtilecek.  Belirlenen giderin, verilen kesin süre içinde yatırılmış olması  şartıyla taraflar mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadıkları takdirde, tahkikat  yokluklarında yapılarak karar verilecek. Belirlenen gider, süresi içinde  yatırılmadığı takdirde, dosyanın mevcut durumuna göre karar verilecek. Öngörülen  tahkikat yapılmaksızın karar verilmesine olanak bulunmayan hallerde başvuru  reddedilecek.
 
 Temyizi kabil olmayan kararlar ilk derece mahkemesi tarafından,  temyizi kabil olan kararlar ise bölge adliye mahkemesi tarafından resen tebliğe  çıkarılacak. Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri  sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla  kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilecek.
 
 Bölge adliye mahkemelerinin duruşma yapılmadan verdiği kararlar, yargı  çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında aldığı  kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararları temyiz edilemeyecek.
 
  İhtiyati tedbir
 
 Esas hakkında yabancı devlet mahkemesinin, hakemin veya hakem  kurulunun görevli ve yetkili olması halinde, ihtiyati tedbir istemine konu, bu  talebe konu hak veya şeyin bulunduğu yerdeki Türk mahkemelerinden ihtiyati tedbir  talep edilecek.  İhtiyati tedbir talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilecek ve  bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilecek. Yüzüne karşı aleyhine ihtiyati  tedbir kararı verilen taraf da kanun yoluna başvurabilecek. Bu başvurular  öncelikle incelenecek ve kesin olarak karara bağlanacak.
 
İhtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen  tarafa bildirilmesi veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilecek.  Aksi halde kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden  kalkacak. Esas hakkında dava açıldıktan sonra yapılan itiraz hakkında, bu davaya  bakan mahkemece karar verilecek.
 
İhtiyati tedbir kararı, yetkili yabancı devlet mahkemesi, hakem veya  hakem kurulu nezdinde dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu  kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren bir ay içinde esas  hakkındaki davasını yetkili yabancı devlet mahkemesi, hakem veya hakem kurulu  nezdinde açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla  dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorunda olacak. Aksi halde  tedbir kendiliğinden kalkacak.
 
  Tedbir kararına uymayanlara disiplin hapsi
 
  İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya  tedbir kararına aykırı davranan kimse, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 6 ay  içinde şikayet edilmesi üzerine, 6 aya kadar disiplin hapsiyle  cezalandırılacak.  Görevli ve yetkili mahkeme, esas hakkındaki dava henüz açılmamışsa  ihtiyati tedbir kararı veren mahkeme; esas hakkındaki dava açılmışsa bu davanın  görüldüğü mahkeme olacak. Şikayet olunana, şikayet dilekçesiyle birlikte duruşma gün ve saatini  bildiren davetiye gönderilecek. Davetiyede, savunma ve delillerini duruşma gününe  kadar bildirmesi ve duruşmaya gelmediği takdirde yargılamaya yokluğunda devam  olunarak karar verileceği ihtar edilecek. Mahkemeye geldiğinde Ceza Muhakemesi  Kanunu'nda belirtilen hakları hatırlatılarak savunması alınacak.
 
 Taraflar, kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde karara itiraz  edebilecek. İtiraz merci, bir hafta içinde kararını verecek, itirazı yerinde  görürse işin esası hakkında karar verecek. İtiraz üzerine verilen karar kesin  olacak. Bu kapsamda verilen disiplin hapsi kararları kesinleşmeden infaz  edilemeyecek. Kesinleşen kararların infazı Cumhuriyet başsavcılığınca yapılacak.  Tedbir kararına aykırı davranışın sona ermesi veya tedbir kararının  gereğinin yerine getirilmesi ya da şikayetten vazgeçilmesi halinde, dava ve bütün  sonuçlarıyla beraber ceza düşecek. Disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren 2 yıl  geçtikten sonra yerine getirilemeyecek.
  
Delil tespitinin yapılmasından sonra  tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği mahkemece karşı tarafa  resen tebliğ olunacak.Bir tahkim kurumu bünyesinde yapılan tahkim yargılamalarında hakem  tarafından verilen karar, hakem veya hakem kurulu başkanına ilave olarak ilgili  tahkim kurumu tarafından da taraflara bildirilecek. Kararın aslı, dosyayla  mahkemeye gönderilecek, mahkemece saklanacak.  Aksi kararlaştırılmadıkça hakem kararının düzeltilmesi, yorumlanması  veya tamamlanmasında ek hakem ücreti ödenmeyecek.  Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen  kararlar hakkında istinaf yolu değil, temyiz ve tashihi karar yolu uygulanacak.  Bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı tarihten sonra verilen kararlar  hakkında ise istinaf ve temyiz kanun yoluna başvurulabilecek; tashihi karar kanun  yolu mülga kılındığı için bu yola başvurulamayacak.
 
 İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilecek ve bu  karara karşı istinaf yoluna başvurulabilecek. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati  haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilecek. Bölge adliye  mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceleyecek ve verdiği karar kesin olacak. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun, "Dosyanın taraflar ve ilgililerce  incelenmesi" başlıklı maddesi, idari davalar hakkında da uygulanacak.
 
  Kadastro mahkemesi kararlarına istinaf yolu
 
Kadastro mahkemesinin veya 30 günlük askı ilan süresinden sonra  kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği  kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen  kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf veya temyize  başvurulabilecek. Ticaret mahkemelerinde tek hakimle görülebilen dava ve işlerin parasal  sınırı 300 bin liradan 500 bin liraya çıkarılacak. Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan  hukuk mahkemelerinin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet  Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenebilecek. Bu yetkiyi yalnızca büyükşehir belediyesi bulunan iller bakımından  düzenleyen ikinci fıkra yürürlükten kaldırılacak. Böylece söz konusu yetki, tüm  iller için kullanılabilecek.
 
   Sigorta tazminatı
 
  
 Sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da hesaptan talep  edilecek tazminat alacağı; alacaklı tarafından, alacaklının kanuni temsilcisi  veya kanuni temsilcinin vekalet verdiği avukat, alacaklının vekalet verdiği eşi,  çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı aracılığıyla takip  edilebilecek.  Takip yetkisi, sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar ya da hesap  nezdinde yapılacak işlemleri kapsayacak. Tazminat alacağı, yalnızca hak sahibine  veya avukatına ödenecek ve hiç kimseye devredilemeyecek. Ticari davalarda uygulanan basit yargılama usulüne ilişkin parasal  sınır 100 bin liradan 500 bin liraya çıkarılacak.
 
  Dava şartı olarak arabuluculuk
 
  Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a, "Dava şartı olarak  arabuluculuk" başlığı eklenecek.   Buna göre, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava  açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olacak. Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar,  tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar, tüketici işlemi mahiyetinde  olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklarda, dava şartı olarak  arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacak.  Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar  katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da  anlaşamamaları halinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti, Adalet  Bakanlığı bütçesinden karşılanacak. Arabuluculuk faaliyeti sonunda açılan davanın  tüketici lehine sonuçlanması halinde arabuluculuk ücreti, davalıdan tahsil  edilecek ve bütçeye gelir kaydedilecek.  Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un, dava şartı olarak  arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla  ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan  davalar hakkında uygulanmayacak.
 
 Sınai Mülkiyet Kanunu'nda değişiklik
 
Sınai Mülkiyet Kanunu'nda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri  ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi  olacak. Bu mahkemeler, Hakimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak,  tek hakimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen  yerlerde kurulacak. Bu mahkemelerin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına  bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu  tarafından belirlenecek. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu  mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, asliye hukuk mahkemesince; fikri  ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev  alanına giren dava ve işlere, asliye ceza mahkemesince bakılacak.
 
   Madde ihdasları
 
  Öte yandan AK Parti milletvekillerinin önergeleri ile teklife yeni  maddeler ihdas edildi. İhdas edilen maddelere göre, ödeme emrindeki müddet geçtikten ve  borçlu itiraz etmiş ise itirazı kaldırıldıktan sonra mal beyanını beklemeksizin  alacaklı haciz konmasını isteyebilecek. Ancak, alacaklı dilerse haciz talebinde  bulunmaksızın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden, bu sisteme entegre  bilişim sistemleri vasıtasıyla borçlunun mal, hak veya alacağını  sorgulayabilecek. Sorgulama sonunda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi, varsa  borçlunun mal, hak veya alacağının mahiyeti ve detayı hakkında bilgi verecek ve  bu durumda sistem üzerinden de haciz talep edilebilecek.
 
 Sorgulama sonunda edinilen bilgiler hukuka aykırı olarak  paylaşılmayacak. Sorgulama ve haciz işlemlerinin yürütülebilmesi için kamu kurum  veya kuruluşları ile Bankacılık Kanununda tanımlanan kredi kuruluşları ve  finansal kuruluşlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ile kendi sistemleri  arasında entegrasyonu sağlayacak. Sorgulamanın tür, kapsam ve sınırı ile diğer  hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenecek. Kanun teklifinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle  Danıştay tetkik hakimliğine yapılacak atamalarda beş yıllık hizmet süresi şartı  aranmayacak.