İçişleri Bakanı Soylu: Bizim açımızdan kabul edilebilir değildir!

AA |  02 Kasım 2019 Cumartesi - 13:16 | Son Güncelleme : 02 11 2019 - 15:20

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, DEAŞ'lı teröristlerle ilgili açıklama yaparak "Biz kimsenin DEAŞ mensubunun oteli değiliz" dedi. Soylu, "Ben vatandaşlıktan çıkardım, siz başınızın çaresine bakın, bu bizim açımızdan kabul edilebilir değildir. Bu, aynı zamanda bir sorumsuzluktur" ifadesini kullandı.


İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ATO Congresium'da düzenlenen Verimlilik ve Teknoloji Fuarı'nı  ziyaret etti, stantları gezdi. Ziyaretin sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Soylu,  Türkiye'de gözaltına alınan Hollanda vatandaşı DEAŞ'lı teröristler için Hollanda  tarafından vatandaşlıktan çıkarma sürecinin başlatıldığı haberlerinin  hatırlatılması üzerine, Rasulayn ve Tel Abyad'da ele geçirilen DEAŞ mensuplarının  bir kısmının Türk, bir kısmının da yabancı ülke vatandaşları olduğuna işaret  etti.
 
Yabancı ülke vatandaşlarının Fırat Kalkanı Harekatı bölgesine  götürüldüğünü ve oradaki korunaklı cezaevlerinde tutulduğunu söyleyen Soylu,  "Türk vatandaşı olanlarla, yabancı teröristlerle yaptığımız, çocuklarla ve  kadınlarla yaptığımız mülakatlarımız var. Göç İdaresi Genel Müdürlüğümüz ve  ilgili terör birimlerimiz tarafından bunlarla mülakatlar yapılıyor ve  savcılıklara teslim ediliyorlar. Savcılıklar, bunların terör örgütüyle ilgili  bağına yönelik gerekli adımları atıyor. Tabii ki çocuklar için bu geçerli değil."  dedi.
 
Soylu, yabancı ülke vatandaşlarının bir müddet daha ilgili yerlerde  gözetim altında tutulacağını, daha sonra ülkelerine gönderileceklerini belirtti.
 
Yabancı ülkelerin, DEAŞ mensuplarını vatandaşlıktan çıkarmak suretiyle  kabul etmeme yoluna gittiğine dikkati çeken Soylu, "Bu sadece Hollanda'nın ortaya  koyduğu süreç değil, İngiltere de yapıyor. İşin kolayını herkes bulmuş. DEAŞ'lı  birisi olduğunda kendi vatandaşlığından çıkarıyor. Yani vatansız bir hale  getiriyor. Ondan sonra bulunduğu ülkede onun herhangi bir yere gitmesi hususunda  kendine ait bir sorumsuzluk ortaya koyuyor. Bu önümüzdeki günlerde bütün dünyada  konuşulması gereken bir süreçtir. Biz kimsenin DEAŞ mensubunun oteli değiliz."  değerlendirmesinde bulundu.
 
Soylu, Türkiye'nin bu ülkelerle anlaşmalarına dikkati çekerek, şöyle  konuştu:
 
"Bu anlaşmalarımızda özellikle bunların birbirine iade edilmeleri söz  konusudur. 'Ben vatandaşlıktan çıkardım, siz başınızın çaresine bakın', bu bizim  açımızdan kabul edilebilir değildir. Bu, aynı zamanda bir sorumsuzluktur. Ben ne  yapayım senin teröristini, nerede, nasıl tutayım? Diyelim ki cezaevinde bir  müddet tuttum. Adam cezaevinden çıktı. Senin teröristine ben vatandaşlık mı  vereyim? Senin teröristini nerede bulundurayım veya hangi ülke tutsun? Bu,  özellikle çatışma bölgelerinden üzerimize kalan ve dünyanın çözmesi gereken temel  sorunlardan bir tanesidir. DEAŞ'lı yabancı ülke vatandaşlarını Fırat Kalkanı  Harekatı bölgesinde tuttuktan sonra kendi ülkelerine geri göndereceğiz."
 
"İSTANBUL'DA HER GÜN 400-500 ARASINDA KAÇAK GÖÇMEN YAKALANIYOR"
 
Türkiye'nin elinde tuttuğu yabancı ülkelere mensup teröristlerin  olduğunu ifade eden Soylu, "Biz bunları hangi halde gönderemiyoruz? Sadece kendi  ülkelerinde idam cezası varsa dikkatli davranıyoruz. Eğer bir ölüm tehlikesi  varsa ki bu da uluslararası kurallarla belirlenmiş bir süreçtir." dedi.
 
Soylu, İstanbul'daki kayıt dışı Suriyelilerin geri gönderilme sürecine  ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
 
"2019 yılbaşından bugüne kadar rakam 100 bin eşiğine geldi. 2 gün  öncesine kadar 97 bindi. Her gün İstanbul'da ortalama 400 ile 500 arasında kaçak  göçmen yakalanıyor ve sevk ediliyor. Geç yıl İstanbul'da yakalanan göçmen rakamı  28 bin civarındaydı. Bu rakam bu yıl 100 bine çıktı. Bu sadece İstanbul'daki  kaçak göçmen rakamıdır. Bir de kayıtlı olmayıp İstanbul'a yerleşenler, burada  kaçak olarak çalışanlar var. Şu ana kadar 60 binin üzerinde... İstanbul'da  kayıtlı olmayan, başka illere kayıtlı Suriyeliler, kendi illerine veya  istedikleri bir vilayete gönderiliyor. İstanbul'daki kaçak çalışma çok ciddi bir  orandaydı. İstanbul'da yabancıya izin ayda ortalama 550-600 civarındaydı. Şu anda  İstanbul'da toplam 3 bin-3 bin 500, Türkiye genelinde de 7 bin-7 bin 500  civarında yabancı izinleri oluşmaya başladı. Bu da bizim, bu durumu doğru noktaya  getirdiğimizi, kayıt dışını kayıt altına aldığımızı gösteriyor."
 
İstanbul'daki tabelalara ilişkin çalışmalar hakkında da bilgi veren  Soylu, "İstanbul Valimizin ortaya koyduğu müddet 5 Kasım'a kadar. Bu tarihe kadar  İstanbul'daki tabelaların tamamı Türk Standartları Enstitüsünün belirlediği şekle  gelecek. En son baktığım rakam 700 civarındaydı. Yani 5 binlerden buraya düştü.  Bunların hepsiyle ilgili gerek belediyeler gerek kaymakamlıklar gerekse Göç  İdaresi Genel Müdürlüğünde oluşturduğunuz komisyonlar, çalışmayı bir noktaya  getirdi. Sadece İstanbul'da değil, Bursa'da, Ankara'da, hemen hemen her yerde bu  projeyi aynı şekilde uygulamaya çalışıyoruz." dedi.
 
Soylu, Türkiye'nin başından beri göç meselesinde önemli bir politika  uyguladığını vurgulayarak, "Milyonlarca Suriyeli geldi. Bunların hiçbirisinden  herhangi bir bulaşıcı hastalık kimseye sirayet etmedi. Çünkü işin başından beri  uygulanan politika, çocukların aşıları, sağlık kontrolleri dahil, herhangi bir  uyarıya gerek kalmaksızın bir politika çerçevesinde çok başarılı bir şekilde  yönetildi ve yürütüldü." diye konuştu.
 
"AVRUPA KORKAKLIĞINI ÜZERİNDEN ATMALIDIR"
 
Türkiye'ye gelen göçmen ve sığınmacıların yüzde 95'inin ilkokul  seviyesinde olduğuna dikkati çeken Soylu, şunları kaydetti:
 
"Dünyada böyle bir rakam yok. Bize akıl öğretmeye çalışanlar,  gelsinler, Türkiye'nin göç politikalarında hangi noktaya geldiğini görsünler ama  sadece sırtımızı sıvazlayıp, bu konuda kendi üzerindeki sorumlulukları bir  kayanın arkasına saklanarak üzerlerinden atmaya çalışmasınlar. Avrupa'nın bu  konuda hakikaten insanlık adına aldığı rakam 0'dır. Bunu belki 10 üzerinden 1  yapmak için gayret gösteriyorlar. Bu konuda gayretlerini bekliyoruz."
 
Soylu, Avrupa'ya geçen mülteci sayısının günde 9 bin-9 bin 500  seviyesinden 130'a düştüğünün altını çizerek, "Bizim geçen yıl yakaladığımız  kaçak göçmen 268 bin iken, bu yılı 400 binin üzerinde tamamlayacağız. Şu anda  rakam 365 bin civarında. Yani bizde yaklaşık yüzde 40'lık yükseliş söz konusuyken  Avrupa'ya geçenlerde 10 binin üzerinde bir rakam söz konusu. Yani bize gelenin  ancak 10'da 1'i Avrupa'ya geçiyor. Avrupa maalesef bu durumda bile ciddi feveran  ortaya koyuyor. Avrupa bu korkaklığını ve insanlığa karşı bu vurdumduymazlığını  üzerinden atmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.
 
DEAŞ ÜYESİ HOLLANDALI KADINLAR SINIR DIŞI EDİLECEK
 
Hollanda'da yaşayan Kaoutar S. ve Fatima H,  2013'te internet üzerinden tanıştıkları iki DEAŞ üyesiyle evlenmek için Türkiye'ye geldi. Adana'nın Reyhanlı ilçesinden yasa dışı yollardan Suriye'ye geçen  kadınlar, tanıştıkları DEAŞ mensuplarıyla evlendi. Bu evlilikten Kaoutar S'nın  iki, Fatima H'nin bir çocuğu oldu. Hollanda vatandaşı kadınların eşlerinden biri havan saldırısında,  diğeri ise trafik kazasında öldü.
 
Çocuklarıyla Suriye'den Hollanda'ya gitmek isteyen kadınlar,  akrabalarının yardımıyla yasa dışı yollardan Türkiye'ye girerek Hollanda’nın  Ankara Büyükelçiliğine başvurdu.
 
Hollanda Büyükelçiliğinin Türk makamları ile temas kurmasının ardından  Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, iki kadını gözaltına  aldı.
 
Emniyetteki işlemleri sonrası kadınların sınır dışı işlemleri için Göç  İdaresi Genel Müdürlüğüne teslim edileceği öğrenildi.
 
HOLLANDA DÖNMELERİNİ İSTEMİYOR
 
Hollanda basınında yer alan haberlere göre, Hollanda hükümeti, Fatima  H'nin ülkeye dönüşünü engellemek amacıyla vatandaşlıktan çıkarma süreci başlattı. Hollanda hükümeti, DEAŞ üyesi vatandaşlarının ülkeye dönüşüne sıcak  bakmıyor.