Hrant Dink kimdir? Hrant Dink 14. yılında anılıyor! Hrant Dink’in ölümü ve dava süreci…

19 Ocak 2021 Salı - 11:01 | Son Güncelleme : 19 01 2021 - 11:01

Gazeteci Hrant Dink, 14 yıl önce bugün yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin önünde Ogün Samast tarafından öldürüldü. Anma etkinliği bu yıl pandemi nedeniyle çevrimiçi yapılacak. Hrant Dink kimdir?


Kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni olduğu Agos gazetesi önünde 19 Ocak 2007'de uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden gazeteci-yazar Hrant Dink, ölümünün 14. yılında anılıyor. Dink, ilk olarak Balıklı Ermeni Mezarlığı’ndaki kabri başında tören düzenlenecek. Daha sonra ise Agos Gazetesinin eski merkezinin bulunduğu binanın önünde tören yapılacak. Dink cinayeti davasında, tetikçi Ogün Samast 24 buçuk yıl, Yasin Hayal azmettirme suçundan müebbet hapis, Erhan Tuncel'e ise 99,5 yıl ceza verilmişti.

Hrand Dink kimdir?

15 Eylül 1954 yılında Malatya’da doğan Hrant Dink , 19 Ocak 2007 yılında saat 15.00 sıralarında, genel yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin Şişli Halaskârgazi Caddesi üzerindeki binası önünde uğradığı silahlı saldırı neticesinde öldü.

Hrant Dink, 1954 yılında Malatya’da dünyaya geldi. Babası Sivas'ın Gürün ilçesinde, annesi Gülvart ise Sivas'ın Kangal ilçesinde doğup büyümüştür. Anne ve babası 1961 yılında İstanbul'a taşınmalarının ardından boşandı. Hrant ve iki kardeşi Gedikpaşa’daki Ermeni Yetimhanesi'ne yerleştirildi.

Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde zooloji eğitimi aldı. Bir süre sonra yetimhanede birlikte büyüdükleri Rakel ile evlendi.

Kardeşleriyle birlikte açtığı yayınevi ve kırtasiye işlerini sürdürürken, eşi Rakel’le kendileri gibi Anadolu’dan gelen kimsesiz ve yoksul çocukların yetiştiği Tuzla Ermeni Çocuk Kampı’nı yönetmeye başladı.

Askerliğini Denizli Piyade Alayı'nda sekiz ay kısa dönem er olarak yaptıktan sonra, bazı gazetelerde kitap eleştirileri ile yazı hayatına başladı. Basında çıkan yanlış haberlere gönderdiği düzeltmeler ile adı duyulmaya başladı. İstanbul Ermeni Patrikhanesi’ne, "Ermeni toplumu çok kapalı yaşıyor, kendimizi iyi anlatırsak önyargılar kırılır" diyerek bu amaçla Türkçe ve Ermenice bir gazete çıkarmayı önerdi. 5 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı yayınlanan Agos gazetesinin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlendi. 

Agos dışında Zaman ve Birgün gazetelerinde de yazmaya başlayan Dink, yazılarında sık sık Türkiye'deki her etnik topluluğun barış içinde yaşaması gerektiğinin altını çizdi.  Dink yazılarında aynı zamanda Ermeni cemaatinin patrikhane dışında sivil bir merkezi olması gerektiğini de dile getiriyordu.

Agos gazetesindeki 13 Şubat 2004 tarihli yazısı nedeniyle bazı kesimler tarafından hedef alınan ve ardından hakkında Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açılan Dink, 7 Ekim 2005'te altı ay hapis cezasına çarptırıldı.

Bu dönemde yoğun eleştiriler alan ve dava süreçleriyle karşı karşıya kalan Dink, tehditlere maruz kaldığını belirterek, yaşadıklarını gazetedeki köşesinde kaleme aldı.

Hrant Dink, dava süresi ve bu süreçte hakkında yürütülen hedef gösterme kampanyalarından dolayı yaşadığı endişeyi, öldürülmesinden 9 gün önce 10 Ocak 2007'de yayımlanan ve "Ruh halimin güvercin tedirginliği" başlığıyla kaleme aldığı son yazısının sonuç bölümünde şu sözlerle dile getirmişti:

"Muhtemelen 2007 benim açımdan daha da zor bir yıl olacak. Yargılanmalar sürecek, yeniler başlayacak. Kim bilir daha ne gibi haksızlıklarla karşı karşıya kalacağım? Ama tüm bunlar olurken şu gerçeği de tek güvencem sayacağım. Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce."

Dink, bu satırların yayımlanmasından 9 gün sonra kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin yakınındaki bir bankadan çıktıktan sonra Halaskargazi Caddesi'nde Ogün Samast tarafından 3 kurşunla vurularak katledildi.

Hrant Dink 19 Ocak 2007'de Şişli'de Halâskârgazi Caddesi üzerindeki Agos Gazetesi'nin çıkışında, 14:54'te yakın mesafeden yapılan üç el silah atışıyla öldürüldü. Katil zanlısı olarak, 19 yaşındaki Ogün Samast adlı bir kişi, güvenlik kameralarından elde edilen görüntülerin yayınlanmasından sonra, kendi babası tarafından polise ihbar edilerek, Samsun otogarında sivil giyimli jandarma ve polis ekipleri tarafından yakalandı.

Hrant Dink, Türkiye'de 1909 yılından bu yana, suikast sonucu öldürülen 62. gazeteci oldu.

Cenazesine binler katıldı

Hrant Dink'in cenazesi, 23 Ocak 2007 Salı günü Şişli'de Agos Gazetesi önünde bir törenle başladı. Cenazeye katılanlar DİSK tarafından hazırlanan Türkçe, Ermenice ve Kürtçe "Hepimiz Hrant Dink'ız, hepimiz Ermeniyiz!" yazılı dövizler taşıdı. Topluluk Kumkapı'ya kadar yürüdü. Burada Surp Asdvadzadzin Patriklik Kilisesi'nde yapılan dinî törenin ardından Hrant Dink Balıklı Ermeni Mezarlığı'nda toprağa verildi. Cenaze törenine kimi kaynaklara göre 40 bin, kimilerine göre ise 100 bin kişi katıldı.

Cinayetin FETÖ bağlantısı ortaya çıkarıldı

Cinayetin ardından kaçan Ogün Samast, 20 Ocak Cumartesi günü akşam saatlerinde Samsun Otogarı'nda yakalandı. Geceyi Samsun Emniyet Müdürlüğünde gözaltında geçiren Samast, ertesi gün uçakla İstanbul'a getirildi.

Cinayetin ardından yürütülen soruşturmada ilk olarak aralarında tetiği çeken Ogün Samast'ın da bulunduğu 12'si tutuklu 18 sanık hakkında dava açıldı. Daha sonra genişletilen soruşturmalar çerçevesinde birleştirilen iddianamelerle sanık sayısı artan dava süreci, 17-25 Aralık 2013'teki yargısal darbe teşebbüsünün ardından farklı bir boyut kazandı.

Bu kapsamda genişletilen soruşturmalar neticesinde cinayetin, emniyet içerisinde yuvalanan FETÖ/PDY mensuplarının organizasyonuyla gerçekleştiği tespit edildi.

Bu çerçevede FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, eski savcılar Zekeriya Öz, eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ile Ramazan Akyürek ile dönemin jandarma görevlilerinin de bulunduğu isimlere dava açıldı.

"Darbeye giden süreçteki ilk kurşun"

Davaya ilişkin açılan ek iddianamede, cinayetin "FETÖ elebaşı Gülen'in sapkın dini inançları referans alınarak başka bir düzen getirmek için FETÖ/PDY'nin şiddet içeren bir başlangıç eylemi olduğuna dikkat çekilerek cinayetin FETÖ bağlantısına şu ifadelerle vurgu yapıldı:

"15 Temmuz başarısız darbe kalkışmasına giden süreçte, Hrant Dink cinayeti bu yolda ve bu amaç için attırılan ilk kurşun olması nedeniyle yürütülen soruşturmanın mahiyeti, niteliği ve ne kadar önemli olduğu, yabancı devlet destekli bu çete faaliyeti ile ülkemizin ve devletimizin zor duruma düşürüldüğü bugünlerde daha iyi idrak edilebilmektedir."

İşleneceğini birçok kişinin önceden bildiği bir cinayet

Olayın FETÖ bağlantısının ortaya çıkarılmasıyla cinayetin işleneceğinin bazı yetkililerce önceden bilindiğine dair bulguların elde edilmesi nedeniyle Türkiye'de de çok satılan Nobel ödüllü yazar Gabriel Garcia Marquez'in "Kırmızı Pazartesi" adlı eserinde anlattığı ve kurban dışında neredeyse kasabadaki herkesin işleneceğini bildiği bir cinayeti konu alan öyküsüne benzerliğiyle dikkati çeken olay, toplumsal hafızada tazeliğini koruyor.

Olayın ardından yaptığı araştırmalar nedeniyle FETÖ'nün hedefi haline gelen Gazeteci Nedim Şener de Marquez'in bu eserine atıfta bulunarak, cinayetin işlendiği günün cuma olması dolayısıyla da "Kırmızı Cuma" ismini verdiği kitabında, şu ifadeleri kullandı:

"Hrant Dink’in öldürülmesi de işleneceği bilinen, hatta göz yumulan ve üstü örtülmeye çalışılan bir cinayettir. Ama öykü değil gerçektir. Dink’in öldürüleceğini Trabzon polisi biliyordu, İstanbul polisi biliyordu, Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Jandarma da biliyordu. Aslında Hrant Dink de yaklaşan tehlikenin farkındaydı. Ve 19 Ocak 2007 Cuma günü saat 14.57’de katil onu ensesinden vurdu."

Hrant Dink'in öldürülmesi 14. yılına girerken, Dink'in ailesi, dostları ve sevenleri, cinayette sorumluluğu bulunanların adalet önünde hesap vererek gereken cezayı almasını bekliyor.

76 sanık hakkındaki dava sürüyor

Cinayetin FETÖ boyutuna dair, örgüt elebaşı Fetullah Gülen, eski savcılar Zekeriya Öz, eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ile Ramazan Akyürek'in de aralarında bulunduğu çoğu eski devlet görevlisi 76 sanık hakkındaki dava ise sürüyor.