Hayatı kaçırıyorum ama tarihe geçiyorum

MELİS GÜVENÇ / mguvenc@gazetevatan.com |  27 Ağustos 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 27 08 2017 - 2:30

Milli sporcumuz Azerbaycan kökenli Türk atlet Ramil Guliyev, 16. Dünya Atletizm Şampiyonası erkekler 200 metre yarışında 20.09’luk dereceyle birinci oldu ve altın madalya kazandı. Ramil Guliyev, Türkiye’nin Dünya Atletizm Şampiyonası’nda altın madalya kazanan ilk sporcusu oldu.


Türkiye’nin Dünya Atletizm Şampiyonası’nda altın madalya kazanan ilk sporcusunuz. Bu duygu size ne hissettiriyor?

Çok mutluyum ki böyle bir başarı kazandım, ve böyle bir derece elde ettim. Bu derece için çok çalıştım. Emeklerimiz madalyayla ödüllendi. Baştan beri çok başarılı bir sezon geçirdik. İnşallah aynı başarıyla önümüzdeki üç yarışı da bitireceğimizi umuyorum. Arzum daha iyi dereceler yapabilmek. Türkiye’de olduğum için çok mutluyum ve herkesin bana verdiği destek için teşekkür ederim. Antrenmanlara ve çalışmaya daha büyük bir özveriyle devam ediyorum. Bayrağımızı ve ülkemizi her yarışta en önde temsil etmek  için bundan sonraki yarışlarda potansiyelimin yüzde 100’ünü göstermek için elimden geleni yapacağım.

Bu başarıyı nasıl bir çalışma programına borçlusunuz? Başarınızın sırrı ne?

8 aydır haftada 3’er saatten 10 antrenman yapıyorum. Yarışlar başladığı zaman bu program biraz daha hafifliyor. Ama bu programı madalya ve derece için 10 yıldır çalıştım. 10 yıl boyunca hep aynı şeyi yaptım. Bu süre içinde başaramadığım zamanlar da oldu. Başaramamak insanı yoruyor.  3 yıl hiçbir yarışa katılamadım mesela. Bu madalyayı kazanmak için çok uğraştım, ne olursa olsun yılmadım. 3 yıl beklemek belki de beni daha çok hırslandırdı. Kimse böyle bir başarıyı kolay kolay elde edemiyor. Bu başarıyı elde etmek bunun mutluluğunu yaşatmak benim için çok büyük bir şeydi. Yarışlarda iyi dereceler almak beni motive etti. Daha çok çalışmamı sağladı. Ne kadar çok emek verirsen o kadar çok karşılığını alıyorsun. Yani ne kadar ekmek o kadar köfte... Hiçbir başarı tesadüf değil. Çok final yaptım. Her finalde, “Denemeye devam edersen o madalya bir gün senin olur” diye kendime telkinde bulundum ve oldu.

 

Beslenme programınız nasıl?

Izgara ve asitli içecekler asla yemem ve alkol içmem. Özellikle haşlanmış yemekleri daha çok yerim. Çünkü midemi rahatsız etmiyor ve çabuk hazmediyorum. Yemeklerde baharat kullanmam. Daha çok aminoasit ve protein destekli gıda kullanıyorum. Bunları yeseydim bu dereceyi de alamazdım. Günlük beslenme rutinimizde yaptığımız özel bir program yok. Standart kahvaltı yapıyorum. Öğlen ve akşam dediğim gibi haşlama tarzı yemek yiyorum. Normal insan günde 4-5 bin kalori harcıyor. Sporcular ise 10 bin civarı bir kalori harcar. Hatta bu yarış günleri 15 bin kaloriye kadar çıkıyor. Böyle kaloriler harcadığımız için diyet yapmamıza gerek kalmıyor. Aksine enerji toplamamız için her şeyi yiyebiliyoruz.

Transferim söz konusu bile değil

Azerbaycan’dan teklif gelse ne dersiniz?

Öyle bir şey şu an mümkün değil ve öyle bir teklif olamaz. Çünkü şimdilik transferler yasak. İleriki dönemlerde olursa da ona bakacağız. Net bir şey söylemem.

Kendimi hiç ötekileştirilmiş hissetmedim

Kendimi hiçbir zaman ötekileştirilmiş hissettmedim. Zaten neden böyle bir şey hissedeyim ki biz Türk milleti değil miyiz? İki devlet tek milletiz. İki ülkemin de bayrağını finalde gösterdim. FB Kulübü olmasaydı belki de bu madalyayı kazanamazdım. Bu madalya bir ekip işi.

Beş yıl daha durmadan koşacağım. Hedefim olimpiyat rekorunu kırıp şampiyon olmak.

Spor ve atletizim hayatınıza nasıl girdi? 

Sporcu bir aileden geliyorum. Bizim yolumuz spordu. Çünkü babam da atletti ve 200 metre koşuyordu. Annem uzun atlıyordu. Azerbeycan’da spor lisesinde okudum. Orada bütün branşları denedim. Jimnastik, güreş, judo, boks, yüzme hepsinde kendimi test ettim. Bazıları bana uymadı bazılarını ben sevmedim. Ama atletizime girdiğim gün bana “Yarın yarışta koşacaksın” dediler. 14 yaşındaydım o zaman, “Yarış için hazırlık yapılması gerekmez mi?” dedim. “Gerek yok önceden yaptığın sporlar yeter dediler. Yarışa çıktım ve kazandım. Sonrasında gençler yıldızlarda dünya ikincisi oldum ve bu yolda devam etmeye karar verdim.

Türkiye’ye nasıl geldiniz?

19 yaşında Fenerbahçe Kulübü’nden yabancı statüsünde yarışma teklifi aldım. Böylece   ailece Türkiye’ye taşındık. 2010 yılından beri İstanbul’dayım ve Türkiye adına yarışıyorum.

Atletizim dışında hobi olarak yaptığınız başka bir spor dalı var mı?

Yüzde 100 bütün zamanım atletizmle geçiyor. Başka bir şeyle ilgilenmeye vakit kalmıyor. Bu yüzden antrenmanlarda yaptığım ağırlık kaldırma, sıçrama, sürat ve dayanıklılık koşusu dışında bir şey yapmıyorum.

Bu yoğunluktan dolayı bazen hayatı kaçırdığınızı düşündüğünüz oluyor mu?

Bir yandan hayatı kaçırıyoruz ama diğer taraftan tarihe geçiyoruz, başka hisler tadıyoruz. Bu farklı bir hayat, sporcu olmak böyle bir şey.  Bunun verdiği terbiye ve disiplinle aslında beni zorlamıyor böyle de devam edecek.

Koşu dışında yaptığınız en iyi şey ne? 

Şu an koşu dışında bir şey yok. Belki spordan sonra bir şeyler yaparız. Sporu bitirmek konusunda hiç kendime sınır koymuyorum. En az 5 yıl boyunca koşmaya kesin devam edeceğim. Olimpiyatlara kadar durmayacağım. Çünkü hayalim, hedefim olimpiyat şampiyonu olmak, rekor kırmak.

Her zaman daha iyisi olabilir

Usain Bolt’tan sonra en iyi dereceye sahip ikinci kişisiniz. Bu size ekstra bir özgüven veriyor mu?

Hayır vermiyor. Çünkü bu bir derece sporu. Sporcu için her sezon yeni bir sayfadır.

Peki sizin için atletizmin yeni kralı diyebilir miyiz?

Henüz diyemeyiz. En azından üç tane daha büyük madalya kazandıktan sonra belki diyebiliriz.

Gördüğünüz destekten memnun musunuz yoksa daha iyisi olabilirdi diyor musunuz?

Her zaman daha iyisi olabilir. Desteğin sınırı yok. Ama şu an çok mutluyum. Fenerbahçe Kulübü çok güzel bir destek veriyor.

Eve gidince, yemek yiyip hemen uyuyorum

Dövme yaptırma merakınız nasıl başladı?

İlk dövmemi 16 yaşında sırtıma yaptırdım ve devamı geldi. Şu an kaç tane dövmem var saymadım. Ama bir kere başlayınca bir daha durduramıyorsun kendini.

Evde vakit geçirirken neler yapıyorsunuz?

Yemek yiyiyip, dizi izleyip hemen uyuyorum. Çünkü başka hiçbir şeye vakit kalmıyor.

Özel hayatınız ne durumda? Evlenmeyi düşünüyor musunuz?

Özel hayatım iyi gidiyor ama evlilik olur mu zaman gösterecek. Gelecek için bir şey demek istemiyorum çünkü koşullar şartlar değişebilir.