comScore

Bundan sonra komedide oynamak istiyorum

Melis Güvenç / mguvenc@gazetevatan.com |  01 Ocak 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 02 01 2017 - 14:05

Oyuncu Gülşah Çomoğlu, "Hayat kadınlarının yaşamı ekranda yanlış gösteriliyor. Pavyonda çalışan kadını dışarıda gördüğümde eşofmanlı sıradan bir kadındı. Herkesin kafasında canlanan 'Ben hayat kadınıyım' diye bağıran bir tarzı yoktu. Bu algıyı düzeltmek isterim" diyor.


Modayla aran nasıl?

Günlük hayatımda rahat giyinmeyi severim. Bir kot, gömlek ve tişörtle tüm yazı geçirebilirim.  Vücut ölçülerime uymayan bir şeyi moda diye giymem.  Güzel giyinmeyi seviyorum.

Yüksek Sosyete'de seksi ve havalı bir giyim tarzın vardı... Bu tarz günlük hayatına hiç yansımadı mı?

Begüm Koran bir holdingde CEO olduğu için ona göre bir tarzı var. Ama ben aynı zamanda Mimar Sinan'da hocalık yapıyorum. Okula dizideki halimle gitsem olmaz. Bu tarzı kaldırabilecek yerlerde yaşamadığım için böyle giyinmeyi tercih etmiyorum. Ama oyuncu olmanın en güzel yanı tercih etmediğin bir şeyi canlandırdığın karakter üzerinden giyebiliyorsun. Mesela ben hiç topuklu ayakkabı giymezdim ama bir sezon boyunca bu dizide topuklu giydim ve topuklu ayakkabıyla yürümeyi öğrendim.

Yüksek Sosyete'de olmak ister miydin?

Eksi İstanbul sosyetesinin içinde olmak isterdim. Ama bu durum benim yaşam tarzıma çok uzak. Şimdiki hayatımdan çok mutluyum.  Yüksek sosyete içinde olmak bana göre değil. Çünkü duvarları çok yüksek. Sosyete olan arkadaşlarım var. Onların yanına gittiğim zaman yabancılaşıyorum. Konuşmanızdan, hareketlerinize kadar gittiğiniz yerler sizin salaşlığınızı ve rahatlığınızı kaldıramıyor. Mütevazı yaşayan biri olduğum için koltukta dik oturup, kasıntı kasıntı yaşamak istemem. Ama tabii o ortamın içine doğmuş olsaydım bunlar bana daha normal gelirdi.

Yüksek Sosyete ilk haftalık dizindi... Günlük diziden haftalık diziye geçmek nasıl hissettirdi?

30 yaşındayım, 9 yıldır bu sektördeyim. Bugüne kadar aralıksız günlük dizi yaptım. İlk Unutma Beni dizisinde 1180 bölüm oynadıktan sonra, Aşkın Bedeli'nde 400 bölüm rol aldım. Neredeyse televizyonda büyüdüm. Şimdi geriye dönüp baktığımda boyumdan büyük işler yapmışım diyorum. Günlük dizilerde ben hep aşk hayatı yoğun olan karakterleri oynadım. Bu dizide ilk defa aşktan uzak işine odaklı dişi bir kadını oynadım. Bu yüzden bu işi çok sevdim. Bana genelde iyi kız rolleri gibi işlenebilir karakterler gelmiyor. Biraz daha kötü, dişi roller bana daha çok zevk veriyor. Bu rolde onu hissettim.

Kendimle barışığım hırslı biri değilim

Peki bu tarz bir rolün üzerine yapışmasından korkmuyor musun?

Açıkçası çok korkuyorum. Kötü bir karakterle başladığında, devamı da aynı gelecek gibi bir algı var. Ama ben bundan sonra masum bir kızı canlandırmanın yanında bir komedide yer almak çok isterim. Ayrıca bir kanser hastası veya hayat kadınını ya da acılı bir anneyi de oynamak isterim.

Mesela hayat kadınını oynasan nasıl canlandırırsın?

Bugüne kadar canlandırılan hayat kadınları hep çok basitti. Ankaralıyım ve sırf bu kadınları gözlemlemek için Ankara pavyonlarına gittim. Dizilerde bu kadınlar çok akla gelen şekilde dümdüz yansıtılıyor. Hayat kadınlarının yaşamı çok basit ve yanlış gösteriliyor. Pavyonda çalışan kadını ertesi sabah caddede gördüğümde eşofmanlı sıradan bir kadındı. Herkesin kafasında canlanan 'Ben hayat kadınıyım' diye bağıran bir tarzı yoktu. Bu algıyı düzeltmek isterim. Bu yüzden bir hayat kadınını yapılanlardan çok farklı oynamak derdindeyim. .

Kendinle ilgili bir mutsuzluğun var mı?

Hırslı bir insan değilim. Kendimle barışık bir kadınım. Bu ruh haline sahip oldukça bana güzel şeylerin geleceğine inanıyorum. Kendimle hiçbir sıkıntım yok. Ama ülkem adına sıkıntı duyduğum şeyler var. Her şeyi kafama takıyorum, bir anda ağlayabiliyorum. Çok yardım severim ve ihtiyacı olan insanlara ve hayvanlara yetememek bana acı veriyor.

Ankara ekolünden geldim

Ülkede yaşananlar işine nasıl yansıyor?

Biz oyuncular çok hassas  insanlarız. Manevi olarak sete üzgün gidiyoruz. Orada polislerimiz şehit olmuşken bizim şıkır şıkır giyinip kayda girmemiz manevi olarak  beni çok yıpratıyor. Hayatın böyle devam etmesi çok acımasız. Keşke her şeyi durdursak ve acımızı yaşayabilsek. Ama insanlar teröre teslim olmasın diye onları eğlendirme çabasındayız.  

Ankara'dan sonra İstanbul'da mesleğe devam etmek nasıl?

Ankara ekolünden geldiğim için namuslu oyuncu ne demek çok iyi biliyorum. Bu söylediğim çok tartışılabilir ama biz Ankaralı sanatçılar bir memur şehrinde büyüdüğümüz ve tiyatro ekolünden olduğumuz için daha namusluyuz. Bence Kenter ekolünden gelenler de böyle. Demek istediğim şey, çok disiplinliyiz, üç kağıt bilmeyiz, sete saatinde gideriz, kapris nedir bilmeyiz. Bu işin kalbi İstanbul olabilir ama Ankara ciğeri. Oradan beslenip buraya gelmek insana bir öz güven katıyor.  

ETİKETLER

Yorum Yazın
Gönder
Yorumlar
    Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...