Hapishane illaki şiddet demek değil

Melis Güvenç / mguvenc@gazetevatan.com |  29 Nisan 2018 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 29 04 2018 - 2:30

Kadınlar koğuşundaki hikayeleri konu alan Avlu dizisiyle ekrana dönen Nursel Köse, kadın hapishanelerine önyargıları kıracaklarını söylüyor. Köse kadınlarla sette çalışmanın rahat olduğunu ekliyor.


Yine çok hoşsunuz nedir bunun sırrı?
 
İşin sırrı kendini çok sevmekten geçiyor. Kan grubuma göre besleniyorum, sporumu, pilatesimi yapıyorum, çok iyi giden bir ilişkim var. Arzu ettiğim işlerde çalışma lüksüm var. Bu yüzden mutluyum. Bunların toplamında böyle bir görüntüye kavuşuyor olabilirim.
 
Farklı düşünmeye başladığınız neler var?
 
Zaman konusunda farklı düşünmeye başladım. Zamanı hayatımda durdurdum. Sadece randevularım için saate bakıyorum. Zaman akıyor, yaş geçiyor endişelerini taşımıyorum. Zamanı durdurdum. Tarihlerle, rakamlarla ilişkimi kestim. Herkese tavsiye ederim. Şuan yaşayan bir evredeyim. Dinç, dinamik, enerjik, fit, sağlıklı hissediyorum kendimi. Oyunculuk için bedenimin ve ruhumun beraber çalışması gerekiyor. Bu yüzden kendi kendimin projesiyim. 
 
Kısa bir süreden sonra tekrar ekrandasınız…
 
1 yıldır beklediğim işim geldi. Yeni dizimin ve rolümün farklı olmasına çok önem verdiğim için titiz davrandım. Bu sene gelen teklifler arasında Avlu kendini hemen fark ettirdi. Konusu kadınların etrafında dönen bir iş olması beni ikna etti. Hem bizi hem de seyirciyi çok farklı bir ortama götürecek. Çok başka kuralları, hikayesi ve hiyerarşisi olan bilinmeyen bir dünyayı göstereceğiz. Kadınlar hapishanesi hepimiz için çok kapalı bir dünya hatta bir tabu. Üzerine çok düşünülmesi ve konuşulması gereken bir konu. Avlu’yla aslında dişi bir dünyaya bakacağız. 
 
Tutuklu kadınlarla en çok hangi açıdan empati kurdunuz ve üzüldünüz?
 
Kadın ve erkek tutuklular arasında büyük fark var. Çünkü kadın doğurgan. Hapishaneye girdiğinde çocuğunu orada doğuruyor. Bunu daha da fark etmek  beni çok üzdü. Çocuğun hapishanede doğması ve orada büyümek zorunda kalması beni en çok yıkan şey oldu. Bunun yanında bu tarz bir ortamda hayatta kalmak ve ezilmemek için güç sahibi olmak gerekiyor. 
 
Yeni bir sahne şovu hazırlıyoruz
 
Sahneye yönelik yapacağınız yeni şeyler var mı?
Nükhet Duru’yla bir sahne şovu hazırlıyoruz. Bir müzikal. Henüz tarihleri belli değil. İki kadın, iki erkekten oluşan sazlı, sözlü, komedisi olan bir oyun yazdım ve dediklerine göre çok iyi oldu. Okan Bayülgen rejimizi yapıyor. Çok heyecanlandığım bir proje çünkü yıllar sonra sahneye geri dönüyorum. Nükhet Duru’ya hayran Almancı bir kadının gelip burada onunla çalışmasını konu alan eğlenceli bir oyun.
 
Peki ya sinema?
 
Filmlere renkli karakterle girip çıkmayı seviyorum. Zaten senaryo geldiğinde okuduğumda eğleniyorsam kabul ediyorum. Öyle starlar var mı, kimler oynuyor derdinde değilim.  
 
İnsan adapte olabilen bir varlık ve alışıyor
 
Siz Kudret gibi olur muydunuz?
 
Kudret gibi bir durumda olsam belki ben de güç için savaşırdım. Ama onun kadar canavar olamazdım. Suç işleyip, ceza almaktan, hürriyetinden mahrum olmaktan korkarım. Ama herkesin başına her an bir şey gelebilir ve istemeden kendini orada bulabilirsin. Böyle bir noktada herhalde en zoru ilk dönemler olur. Ama insan adapte olabilen bir varlık ve alışmak doğasında var.
 
Size suç işletecek kadar hassas olduğunuz konular var mı?
 
Çeşme suyuyla kaldırımların yıkanmasına tahammül edemiyorum. Çimlerin sulanmasına dayanamıyorum. Su çok değerli ve çim çok fazla suyu israf eden bir şey. Suyumuz bu kadar hızlı azalırken böyle fütursuzca kullanılması beni çıldırtıyor. Bunları yapanları hortumu alıp ıslatmak isterim. Çevremize duyarsızlık beni suça teşvik eden şeylerden biri olabilir.
 
Kadınların çoğunlukta ve baskın olduğu set çok keyiflidir
 
Kadınların çoğunlukta ve baskın olduğu bir setin diğerlerinden farkı ne oluyor?
 
Yüzlerce kadının bir arada olduğu bir setimiz var. 200 tane figüranımızla her gün beraberiz. Setteki çocukların bizden ödü kopuyor. Şaka bir yana, kadınların dünyası çok farklı ve renkli. Bu sete de yansıdı. Aşklarımız, heyecanlarımız, hayatımızı konuşarak geçen bir set. İşin içine erkek girdiğinde kadınlar arasında rekabet başlıyor ister istemez. Erkeklerin olmadığı bir ortamda kadınlar daha rahat hareket ediyor, kendini gösterme ve beğendirme çabasına girmiyor. Daha bir ev hali ve aile modunda çalışıyor. Yani insanlar ne kadar sert bir dizi olarak görseler de aslında arka tarafı bir o kadar yumuşak, sıcak ve naif. Zaten diziyi izledikçe Avlu’nun aslında çok naif hikayeler anlatan bir dizi olacağını göreceksiniz. Hapishane demek şiddet demek değil. Bu ön yargıyı yıkacağız. Tabi ki orada bir hiyerarşi var ama aynı zamanda birbirini sevme de, koruma da, sahiplenme de, merhamet de var.
 
 
 

ETİKETLER