comScore
Gazetevatan.com » Yazarlar » Seçim kaygısı işçiyi korudu

Seçim kaygısı işçiyi korudu


Seçim yatırımı iyi bir şey midir yoksa zararlı, kötü bir şey mi?

Cevabı basit: Seçim yatırımı ne iyidir, ne de kötü.
Hayırlı ve yararlı bir işe kullanılacaksa iyi, değilse kötüdür.

İktidarın kıdem tazminatında fon önerisi işçi işveren zemininde ve siyasi iktidarın gözetiminde tartışılıyor.
Üçlü danışma kurulu için “son toplantı” olacaktı dün fakat olamadı.

Çalışma Bakanı Faruk Çelik uzlaşma sağlanamayan ciddi konuların hâlen ortada durduğuna karar vermiş.
Kurul perşembe günü “gerçek son toplantı” için buluşmak üzere dağılmış..

Kıdem Tazminatı Fonu, işçi açısından büyük hak kayıpları getiriyor. Hâlen yılda 30 günlük ücreti kadar kıdem tazminatı alan işçi şu anda aldığının yarısını zor alabilecek.

İşçi tarafı yeni ve eski ayırmadan bütün çalışanlar için 30 günlük kıdem tazminatı düzeninin bozulmamasını istiyor. Çünkü kıdemi yüksek işçiler, iş güvencesini bu uygulamadan sağlıyor.

Yolun başında “işveren işçinin kıdemini ödemiyor, kimse tazminatını alamıyor” deniyordu.
Sözde bu haksızlık düzelecekti.

Ama hükümet bu yanlışı düzeltmedi, işçiye verdiği güvence sözünü tutmadı..

Yine “işçi işverenden alacağını tahsil eder” deniyor.
Fon önerisi, öyle anlaşılıyor ki seçimler geçmeden bir sona bağlanamayacak.

Ama seçim kaygısı, hayırlı ve adaletli bir amaca hizmet edecektir.

İktidarın “bize oy kaybettirir” kaygısı ile öneriyi geri çekmesinden daha inandırıcı yatırım gerekçesi bulunamaz.
Yanlışın hesabını soracak yetkin örgütler ve bilinçli bireyler keşke başka alanlarda da siyasete daha çok karışsa.

İmralı’daki trafik

İmralı’ya son gidenlerden Sırrı Süreyya Önder, Öcalan’dan mesajlar getirdi.

Hükümetin yaklaşımını “son derece yetersiz” bulan Öcalan, sürecin bir altyapıya kavuşmamış olmasını sorunun esası sayıyor.

Kendisinden beklenen katkıyı vermesi için imkânlar tanınmasını istiyormuş.

“Hükümet içerideki ve bölgedeki gelişmeleri doğru okuyamıyor” diyor ve Başbakan’ın yanıltıldığını öne sürüyormuş.

Sırrı Süreyya Önder’in anlattığına göre, Öcalan kendilerinden bir gün önce “devlet heyeti” ile “uzun, verimli ve yoğun bir görüşme” yapmış.

Bu tarif, bölücü örgüt lideri ile devlet arasında ülkenin kaderini ilgilendiren görüşmeler yapıldığını haber veriyor.
Vatandaş olarak ne olup bittiğini öğrenmeye hakkımız yok mu?
Öcalan ne takdir ederse o kadarını mı bilmek zorundayız?