Gazetevatan.com » Yazarlar » Önce sağlık sonra siyaset!

Önce sağlık sonra siyaset!

07 Ocak 2018 Pazar


Bence gündemin en önemli maddesi toplumun “sağlığı ve can güvenliği”dir. 
Herkes için de öncelik bu olmalıdır, çünkü bu ikisi olmadığı takdirde diğer hiçbir konunun anlamı olamaz.
 
Dikkatimi önce CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in sosyal medyada yaptığı “Trabzon Limanı’nda kanserojen madde içeren ve özel korunma tedbirleriyle taşınması gereken ‘çinko madeni’nin açıkta ve viyadük altında depolanması” ile ilgili mesajı çekti.
Pekşen bu mesajda “Yeraltı sularına ve denize karışan bu ağır metallerin Karadeniz’de kansere neden olduğunu, bu tehlikeye rağmen hiçbir kurumun önlem almadığını” bildiriyordu.
Oysa İstanbul’da beklenen büyük depreme karşı “zamanında önlem almak ve binaları yıkılmayacak şekilde güçlendirmek” imkansız olmadığı gibi, Trabzon’da kanser tehlikesine karşı “çinko madeninin risk yaratmayacak şekilde muhafaza edilmesini sağlamak” da imkansız değildir.
 
Devletin sorumluluğu
 
Bu haberle aynı sırada Çevre Mühendisleri Odası “Türkiye’de hava kirliliğinin krize döndüğünü, 81 ilin sadece 6’sında havanın temiz çıktığını” açıkladı.
Yaptıkları çalışmaya göre İstanbul, Ankara, Adana, Manisa, Kütahya ve daha birçok ilde hava kirliliğinin “solunum enfeksiyonundan kansere, erken bebek ölümlerinden sakat doğumlara” kadar yaratmadığı tehlike yok.
 
Türkiye’de kanser vakaları son yıllarda hızla arttı, genç-yaşlı demeden birçok vatandaşımızın bu tehlikeli hastalığa yakalanması dikkat çekmeyecek gibi değil.
Peki, kanserojen olmayan havayı, gıdayı sağlamak devletin görevi değil mi? Trabzon’daki tehlikeyi ortadan kaldırmak devletin görevi değil mi? Ya deprem için çalışmaları tamamlamak?
 
Belediyeler ve FETÖ
 
Şimdi belediye başkanları ya istifa ediyor, ya istifaya zorlanıyor veya görevden alınıyor.
Ak Partili belediye başkanlarına “istifa etmedikleri takdirde haklarında soruşturma açılacağı” iması yapılmıştı. Peki bu soruşturmalar “hangi suç iddiasıyla” açılacaktı?
 
Kentlere ihanet edildiği, yüksek binalara izin verildiği söylendiğine göre “imar yolsuzluğu” mu, yoksa bir başka yolsuzluk mu? İstifa etmezse soruşturma açılacak olan suç, istifa ederse nasıl yok oluyor?
Örneğin yukarda söz ettiğimiz; kirli hava, gıda, çinko, deprem vb tehlikeleri için -görevleri olduğu halde- yıllarca önlem almamış ama “dev projeler yapıyorum” diye trilyonlar tüketmiş olan başkanlar istifa edince “bağışlanmış” mı oluyorlar?
 
Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın görevden alınması için öne sürülen iddialar arasında “FETÖ üyeliği” bile var ancak mesela 15 Temmuz sonrası bile Gülen’i öven veya yakınları FETÖ’cü çıkan belediye başkanları için yok.
Bu çelişkilerin halkın dikkatinden kaçtığı düşünülmesin, nereye gitseniz konuşuyorlar. 
O nedenle inandırıcı olmayan iddialar bir yana bırakılmalı, seçilmiş belediye başkanları “gerçekten kanıtlı, belgeli bir iddia” varsa (istifa edenler dahil) yargılanmalıdır.
Bu yapılmadan görevden alındıklarında, ortaya “demokratik ülkelerde rastlanmayacak” bir çifte standart çıkıyor!