Gazetevatan.com » Yazarlar » MHP’de çift ses!

MHP’de çift ses!

28 Aralık 2017 Perşembe


OHAL kapsamında son olarak çıkarılan “15 Temmuz darbe girişimi ve terör olayları ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması için müdahale eden sivillerin cezai sorumluluktan muaf tutulacağına” KHK’ya ilişkin tartışmalar bitecek gibi görünmüyor. Dün bazı hukukçu ve siyasetçilerin gösterdiği tepkileri yazmıştım, bugün diğer gelişmelerle devam edeceğim.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, tamamen hukukla, adaletle ilgili bir konuda “yanlış sonuçlar yaratacağı görülen bir karar”la ilgili olarak uyaran çok sayıda hukukçu ve siyasetçiyi -kızdığı herkese yaptığı gibi- FETÖ’cülükle suçlamış, ayrıca CHP, HDP,İP’ni yan yana getirdiği gibi “KHK’ya itiraz edenler” yalnız bu partilermiş gibi göstermişti.

Onun açıklamasından sonra MHP İstanbul Milletvekili Atilla Kaya da itiraz edenlere katıldı ve “Yeni 2 KHK, Anayasa’nın üstünlüğü, hukuk devleti anlayışının konduğu tabuta son bir çivi çakmak anlamına geliyor” dedi.

Kin bunun neresinde

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Kaya için hemen bir açıklama yaptı.

“Milletvekilimizin görüşleri partimizin görüşünü yansıtmamaktadır. Esef verici olan ‘CHP ve yandaşları’ ile aynı hizada yer almış olması bir talihsizliktir. ‘Türk milletine karşı kin duyanlar’ tamamdır da Atilla Kaya’ya ne olmaktadır?

Partimizin görüşü Sayın Genel Başkanımız tarafından kamuoyu ile paylaşılmıştır” diyordu.

Burada yine bu konuda endişelenen çok farklı çevrelerden vatandaşları “CHP ve yandaşları” olarak göstermesi veya “Türk milletine kin duyanlar” olarak nitelemesi gibi siyasi etiğin dışında ifadeler var. Ayrıca, milletvekillerinin “özgür iradesiyle” konuşma özgürlüğü olduğunu dışlayan, yalnızca genel başkanların yorum yapabileceğini anlatan bir ifade.

(Siyasi Partiler Yasası’nın ve Seçim Kanunu’nun bir an önce “milletvekillerini özgürleştirecek şekilde değiştirilmesi”nin önemi görülüyor.)

Silahlı gruplar

Büyükataman, ilgili KHK’daki ‘sivillere cezai sorumsuzluk’ halinin, eylemlerin niteliği açısından net bir sınırlamaya tabi tutulduğunu, “darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemler” ibaresinin bunu anlattığını söylüyordu.

Oysa Türkiye’de siyasetle ilgisiz bir protesto gösterisi, darbeyle hiç alakası olmayan bir haber veya kitap bile “darbeye teşebbüs, terör veya daha önceki olayların devamı” gibi alınabiliyor. (Son yıllarda “darbe” diye nitelenen kaç olay yaşandı, onu da hatırlayalım).

Sosyal medyada “silahlanmaktan, bunun teşvik edilmesinden çok memnun” eli silahlı ve daha ağır silahlar bekleyen grupların, bir gösteri sırasında bile neler yapabileceğini açıkça gösteren videolar var. Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran “Bu ülkede kolluk güçleri yok mu da vatandaşa böyle bir yetki verildi” diye sormuştu.  Böyle düşünen herkes haklıdır, devlette bu görev güvenlik güçlerinindir. KHK’lar için böyle bir kaos yaşanıyorsa, silahla olaylara müdahale edecek kişilerin “yargıdan muaf tutulması” sonucunda neler olabilir onu da düşünmek gerek!