Gazetevatan.com » Yazarlar » İslam ülkelerinin Kudüs kararı

İslam ülkelerinin Kudüs kararı

14 Aralık 2017 Perşembe


ABD Başkanı Trump’ın “Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması” üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan (dönem başkanı olarak) İslam İşbirliği Teşkilatı’nı olağanüstü zirveye çağırmıştı, bu toplantı dün İstanbul’da yapıldı.
Öğleden sonra; zirveden çıkacak bildirinin “İslam ülkelerinin Doğu Kudüs’ü ‘Filistin devletinin İsrail işgali altındaki başkenti’ olarak tanıması, dünya ülkelerine de bu yönde çağrı yapması” şeklinde olacağı bilgisi verildi.
Aslında “Filistin toprakları içinde bir İsrail devletinin kurulması” planı 1800’lü yılların sonunda başlar, İsrail devletinin kurulduğu 1948 yılından bu yana da Filistin ile İsrail arasındaki savaşlar bitmek bilmez.
Neredeyse 70 yıldır süren bu savaşlarda her iki taraf da büyük can kayıpları vermiştir.
 
İsrail umursamıyor
 
1967 savaşında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin “savaş yoluyla toprak elde etmenin kabul edilemezliği”ni bildiren yasayı işleterek İsrail’e “işgal ettiği topraklardan çekilmesi” çağrısı yapmasına rağmen İsrail bu çağrıyı dinlemedi.
1973’te Mısır ve Suriye’nin (Yahudilerin en önemli dini bayramı olan) Kefaret Günü’nde İsrail’e yaptıkları saldırı da İsrail’i geriletmek yerine ona daha fazla toprak kazandırdı.
2002 yılında “Arap Birliği” üyesi ülkeler “1967 sınırlarına çekilirse Arap ülkelerinin İsrail’i tanıyacağını” bildirdiler, İsrail bunu da önemsemedi.
 
Dinler arası çatışma
 
Şimdi İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin bu ortak kararının acaba Trump ve İsrail tarafına bir etkisi olacak mı?
Bunca tepkiye rağmen Trump’ın “verdiği karardan geri adım atmadığı” da görüldüğüne göre acaba bu toplantı, sonuçta bir değişiklik yapma imkanına sahip mi?
Trump kararını değiştirmediği ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapmakta ısrar ettiği takdirde acaba gerçekten “dinler arası çatışma” çıkar mı?
Bu soruların cevabı şu anda belli değil ancak belli olan bir şey varsa Filistin halkının yıllardır savaş, çatışma, göç ve her sıkıntıyı yeterince yaşadığıdır.
 
Trump gitse de, kalsa da…
 
Bu “belirsizlik süreci” devam ettikçe aynı sıkıntılar bu kez daha da artarak ortaya çıkacaktır. 
Ben “yıllar içinde Trump değişebilir veya geri adım atabilir” gibi görüşlere katılmıyorum. ABD’nin “İsrail yararına geliştirmekte olduğu” Ortadoğu politikası Trump gitse de, kalsa da uzun (belki de kısa) vadede değişmeyecektir.
Birleşmiş Milletler’in “savaş yoluyla toprak kazanmanın kabul edilemezliği” yasasını yazarken, PKK-PYD’nin Türkiye sınırı boyunca kentleri almasında “IŞİD terörünün onlara sağladığı yararı” düşündüm.
IŞİD ortaya çıkmasa ve kentleri önce alıp sonra “ABD desteğindeki PYD’ye bırakıp çekilmiş” olmasaydı, ABD o kentleri BM’e rağmen savaşla alabilir miydi? 
 Kanımca, ABD’nin; Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin bağımsız devlete giden sürecinde veya Suriye sınırımızda oluşan PKK bölgesi konusunda oynadığı rol ile “Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapma” konusunda oynadığı rol birbirine çok benziyor.