Gazetevatan.com » Yazarlar » Neden hep gerginlik?

Neden hep gerginlik?

06 Aralık 2017 Çarşamba


Önemli bir sorunumuz var, içerde ve dışarda hep çekişme veya kendimizi savunma durumunda kalıyoruz.
Acaba neden?
ABD, Suriye iç savaşı başladığında bize “Hadi birlikte ÖSO’yu eğitip donatalım ve Esad’a karşı mücadele etmesini sağlayalım” dedi.
Hemen kabul ettik, eğittik-donattık ve arkamıza dönüp baktık ki ABD ortada yok. 
ABD, bizimle müttefik gibi davranırken aslında PKK-PYD ile müttefik oldu, bunu yaparken devamlı “Türkiye ile tüm terör örgütlerine karşı birlikte mücadele ediyoruz” diye oyaladı, biz her seferinde “Obama şunu dedi, Trump bunu dedi” diye sevindik, kabullendik, onların sözlerini tekrarladık.
 
Tüm silahlar PKK’ya!
 
Şimdi, “PKK’nın kendini gizlemek için uydurduğu örgüt ismi olan SDG”nin Türkiye’ye sığınan sözcüsü Talal Silo gerçekleri açıklıyor. 
SDG’nin PKK olduğunu, maaşlarını bile PKK’dan aldıklarını, SDG’ye ABD tarafından gönderilen tüm silahların PKK’ya gittiğini, PKK “silahımız bitti” deyince Trump’ın hemen zırhlı araç ve silah gönderdiğini anlatıyor.
Başbakan Binali Yıldırım “Türkiye’de PKK bitti” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise ABD’ye “IŞİD için diye silah gönderiyordunuz, IŞİD bitti, bu silahlar kime karşı kullanılacak” sorusunu soruyor.
Yukardaki bilgileri birleştirirsek; Bu şartlar altında PKK’nın bitmeyeceği, silahların ise “IŞİD’den başka bir hedefi” olduğu ortaya çıkar. Türkiye, ABD’deki Reza Zarrab davasına ve diğer yolsuzluk iddialarına kilitlenirken Ortadoğu’yla ilgili plan yürümeye devam ediyor.
İsrail’in çıkarları için Ortadoğu’ya yeniden şekil verme planları…Bu planlarda “Rusya’nın gerçek rolü” nedir, şu anda ondan bile emin değiliz.
 
Günlük politika…
 
Türkiye’nin her olayda savunmada olmasının nedeni maalesef “günü kurtaracak politika” üretmek, olaylara zamanında müdahale etmemek, uzmanlara danışmadan çıkış yapmak ve hataların üzerinde durmamaktır. Balyoz-Ergenekon süreci, 17-25 Aralık, 15 Temmuz hep FETÖ’nün içinde olduğu olaylardı ama FETÖ’nün tüm devlet kurumlarına nasıl yerleştiğini, askeri ve sivil okullara istediği öğrencileri nasıl kolayca yerleştirdiğini devlet olarak sorgulamadık. 
15 Temmuz’a nasıl gelindiği, o gün neler yaşandığı, neden zamanında müdahale edilmediği araştırılamadı.
Suriye iç savaşına girerken (veya mülteci politikasında, AB ile ilişkilerde) uzman büyükelçilerin, siyaset bilimcilerin görüşünü sormadık. 
Savaşa müdahale ettik, sınır boyumuzca PKK “IŞİD bahanesiyle” yerleşti, ABD’ye zamanında “Bu IŞİD nasıl mantar gibi bitiyor, katliamlarını yapıyor ve PKK’ya yardım işini görünce kayboluyor” demedik. Reza Zarrab’ın Türkiye’de yaptıklarının Türkiye’de sorgulanmasını, rüşvet olaylarının araştırılmasını sağlamadık.
Bütün olaylarla ilgili “Meclis araştırması önergeleri” Meclis’te ret edildi.
Durum böyle olunca işler giderek sarpa sarıyor ve sorunlar daha da büyümüş halde karşımıza dikiliyor.
Özellikle dış politikada diplomatlara, siyaset bilimi uzmanlarına danışmadan, sonuçlarını enine boyuna tartışmadan adım atmamaya dikkat etmeliyiz.