Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘Devletin devamlılığı’ düşünülmelidir!

‘Devletin devamlılığı’ düşünülmelidir!

14 Eylül 2017 Perşembe


Türkiye içerde ve dışarda en zor dönemlerinden birini yaşıyor, sanıyorum hepimiz bunun farkındayız.

Almanya ve AB ile olan gerilimlerden sonra Almanya “Türkiye’nin talep ettiği önemli miktarda silah satışının da askıya alındığını” açıkladı.

AB Bakanı Ömer Çelik “Türkiye AB’nin sınırlarını da koruyor” dese de bizim sadece kendimizi korumak, ihtiyacımız olan destekleri sağlamak veya demokrasi standartlarımızı evrensel düzeyde tutmak için bile Batı ile ilişkilerimizi bozmamamız gerekirdi.

Güneydoğu’da PKK, saldırılarını Irak ve Suriye’deki gelişmelerden de, ABD desteğinden de cesaret alarak sürdürüyor.

İsrail yan çizse de…

İsrail son birkaç günde “PKK bizim politikamıza hizmet ediyor” açıklamaları yapmıştı, dün İsrail Başbakanı Netanyahu güya bu itirafı düzeltti ve bir yandan IKBY’nin “bağımsızlık referandumu kararını desteklediklerini” söylerken, “PKK’yı terörist örgüt olarak gördüklerini” açıkladı.

Oysa bu ikisi birbirine bağlıdır. Barzani sadece Irak’ta Kürdistan ilan etmekle kalmayacağını, diğer ülkelerde de Kürtlerin toprak almaları için çağrı yaptığını bildiriyor.

PKK/PYD, ABD desteğiyle Suriye’de aldığı toprakları 5 ayda “yüzde 2” genişletmiş. Şu anda Suriye’nin yüzde 37’si PKK/PYD ve İŞİD tarafından işgal edilmiş vaziyette.

IŞİD’in birçok yerde “elindeki toprakları savaşmadan PYD’ye bıraktığı” düşünülecek olursa, aynen IKBY’nin kısa sürede Irak’ta çok geniş bir alana yayılması gibi PKK/PYD de giderek Suriye’de yayılmaktadır. Bu hızlı gelişmelere bakarak Hükümet’in acilen Güneydoğu bölgesinin korunması için tüm dikkatini buraya yönlendirmesi gerekmektedir.

Ülke kaybeder mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmalarında “Ülkenin kaderiyle Ak Parti’nin kaderinin bütünleştiğini, Ak Parti kaybederse Türkiye’nin kaybedeceğini” tekrarlıyor.

Oysa büyük devletlerde hükümet değişiklikleri genel politikaları etkilemez. “Devletin devamlılığı” ilkesi önemlidir ve hangi parti veya koalisyon iktidara gelirse gelsin bu kural korunur. Dış ilişkiler, uluslararası anlaşmalar, hukuk devleti, demokrasi, ülkenin genel çıkarlarına saygı değiştirilemez. Bu nedenle, gelişmiş demokrasilerde siyasetçiler “Benim partim kazanmazsa ülke kaybeder” gibi açıklamalar yapmazlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 16 Nisan referandumundan sonra aynı zamanda partisinin genel başkanı konumuna da döndüğü için konuşmaları daha çok bu yönde oluyor.

Yalnızca gerçekler!

Örneğin aynı konuşmada Ana Muhalefet Partisi’ni daha önce de seçim propagandalarında yapıldığı gibi “teröristlerle aynı safta” gösteriyor.

Kanıtlanmamış, böyle bir eğilim görülmemiş partiler için ortaya atılan ve atılacak bu tür iddialar medyaya da (hatta yargıya da) aynı şekilde yansıyor ve isteyen kişi istediği gazeteciler veya siyasetçiler için gerçek dışı suçlamaları rahatça ekranlardan, köşelerden yapıyor. Yargı, halkın güvenini kaybedeceği kararlar veriyor. Türkiye’nin bir hukuk devleti olarak kalmasını istiyorsak hepimiz “yalnızca gerçekleri” gözetmeye dikkat etmek zorundayız.