Gazetevatan.com » Yazarlar » Parlamenter demokrasi ve genel seçim!

Parlamenter demokrasi ve genel seçim!

26 Ağustos 2017 Cumartesi


Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlık sistemi referandumu öncesinde de söylemişti, bu hafta tekrarladı; “Artık parlamenter demokrasi yok. Artık yüzde 34 ile seçim kazanmak yok. Şimdi yüzde 50+1 alacaksın en az!”
İlk bakışta; “madem ki parlamenter demokrasi yok, o zaman neden milletvekili seçimi yapıyor ve bir parlamento oluşturuyorsunuz” sorusunu sormak mümkün.
Bu sorunun cevabı mantık çerçevesinde “Artık ‘başkanlık sistemiyle demokrasi’ olacak ve parlamento, başkanı denetleyecek” olmalı.
Ancak referandum öncesinde de tartıştığımız gibi eğer seçimde Meclis çoğunluğunu “başkanın partisi” alırsa, “milletvekillerini de liderlerin seçtiği” bir parlamento nasıl denetleyecek?
“2019’da kimin başkan olacağı şimdiden belli olmadığına göre” o güne kadar bu sistemi birçok kez tartışmak gerekir.
 
Koalisyon çıkamaz mı? 
 
Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın “En az yüzde 50+1 alacaksın” dediği oy oranı “başkan seçilmek” için gerekli oran. Yanılmayalım.
“İktidar olmak” için gereken oran tabii ki bundan çok daha düşük olabilir.
Örneğin 7 Haziran seçimindeki gibi bir sonuç çıkarsa “2 veya 3 partinin koalisyon yapmak zorunda kalacağı” ve cumhurbaşkanının da onlarla uyum içinde olması gereken bir tabloyla karşılaşırız.
Bugün “başkanlık sistemi” olan birçok ülke de dahil olmak üzere ülkeler koalisyonlarla yönetiliyor.
Avukat Ece Güner Toprak’ın “Çare Başkanlık mı?” isimli kitabında bu konu gayet açık anlatılmış. 
Diyor ki: “Koalisyon olmaması en büyük amaç ise bu ancak seçim sistemi değişikliği ile sağlanabilir”.
 
Seçim sistemi değişirse…
 
“Örneğin, Türkiye’de dar bölge, iki turlu seçim sistemi getirilirse her yerde ya en büyük sağ partinin adayı veya en büyük sol partinin adayı seçilir. MHP gibi bir parti neredeyse hiçbir seçim bölgesinde aday seçtiremez”.
Avukat Güner, burada Ak Parti’nin “seçim yasalarında değişikliği (Anayasa değişikliği sonrası) tek başına yapabileceğini” de vurguluyor.
Ak Parti seçim sistemini “sadece 2 büyük partinin kazanacağı şekilde” değiştirirse bugün yüzde 10 barajı nedeniyle Meclis dışı kalan oy sayısı kat kat artacak bu da “milli iradenin Meclis’e yansımaması” demek olacaktır.
 
Uzlaşma politikası
 
Eğer “daha küçük partilerin de seçilebilmesini, böylece milli iradenin büyük kısmının sistem dışı kalmamasını” sağlayacak bir sistemle seçime gidilirse bu takdirde bütün partilerin ülke yararını gözeterek sonucu kabul etmesi ve koalisyonları da uzlaşma yoluyla uygulayabilmesi gerekecektir. 
Cumhurbaşkanı’nın “yürütme”yi (hükümeti) tek başına temsil etmesi anlamına gelen, “cumhurbaşkanı kararnameleri”nin Meclis’in çıkarması gereken yasalar yerine geçeceği bir sistemde diğer partilerin de devre dışı bırakılması ise “denetlenmeyen bir gücü” ortaya çıkarır.
Bu sistemde “yargıyı şekillendiren HSK” üyelerini de cumhurbaşkanı ile onun parti çoğunluğunun seçtiğini, yargı denetimin de güçlü olmayacağını unutmayalım.
Değişiklikler bunlar gözetilerek yapılmalıdır.