comScore
Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘Bir değil, Bin Ali feda olsun’, neden?

‘Bir değil, Bin Ali feda olsun’, neden?

12 Ocak 2017 Perşembe


Başbakan Binali Yıldırım, “Başkanlık sistemi geçerse kendi başbakanlığı son bulacak ama yine de istiyor” diyenlere şöyle cevap vermiş: “Memleketim için bir Ali değil, Bin Ali feda olsun”…

Acaba Başbakan hangi önemli nedenle “bir başkasının kendi yaptığı göreve gelmesinin daha uygun olacağını, bu sebeple kendisinin fedakarlık göstereceğini” söylüyor olabilir?

Bugüne kadar verdiği kararlarda memleket için yanlış olan bir şeyler mi vardı, kendine mi güvenmiyor?

Cumhurbaşkanı ile ciddi bir uyumsuzluk yaşadı da millet mi fark etmedi?

Eğer yeni anayasa ve başkanlık kabul edilirse, “bakanlar kurulu ve başbakanın olmayacak olması, bütün yetkilerin cumhurbaşkanına verilecek olması” kendisine hangi açıdan daha hayırlı geliyor?

Provada KHK’lar…

Bu arada medyada “Anayasa değişikliği geçerse, bunu sağlayanlar ‘biz ne büyük hata yapmışız’ diyecekler” görüşünü yazan meslektaşlar var.

Peki, aynı geminin içinde olup da bu değişikliğe karşı çıkanların günahı ne?

Devleti baştan başa yeniden yapılandıracak, Meclis’in yetkilerini kaldıracak, “yasama-yürütme ve yargı”yı tek kişinin yönetmesini sağlayacak ve geri dönüşü imkansız olacak bir anayasa yapılıyor. TV kanallarında “Meclis başkanı denetleyebilecek mi, nasıl denetleyecek” konusu tartışılıyor.

Oysa bir süredir “Başkanlık sistemi provası yapıldığı” resmi dille söylendi.

OHAL ilan edildikten sonra çıkarılan ve “terörü önlemekle ilgisi olmayan, devletin yeniden yapılandırılması sayılacak KHK’lar”a kim karşı çıkabildi ki sistem kabul edildiğinde böyle bir denetim mümkün olsun?

Milletin vekilleri

Sorulan önemli sorulardan biri “Cumhurbaşkanı aynı zamanda parti genel başkanı olmasa, milletvekili adaylarını kendisi seçmese yeni sistem demokratik olur mu?”

Cevap: Yine olmaz. Neden, çünkü bu konu yazılı olarak metne konmasa bile aynen bugün, provada olduğu gibi Cumhurbaşkanı “parti başkanı” yetkilerini elinde tutacak ve milletvekillerini belirleyecektir. (Yargı ise tamamen ayrı bir sorun.)

Örneğin Abdullah Gül döneminde görülmeyen bu durumun önlenmesinin tek çaresi acele etmeden, önce “Seçim Kanunu ile Siyasi Partiler Yasası”nın değişmesi, önce yeni bir seçim ve liderlerin değil milletin seçtiği özgür milletvekilleri ile bu sistemin denenmesi olabilirdi. Ancak toplumun açıkça gördüğü gibi liderlerin hiçbiri, yasamanın denetleme yapmasına fırsat verecek bu “en önemli konu”ya hiç değinmedi.

Sayı neden arttırılıyor?

Milletvekili sayısının yeni sistemde 550’den 600’e çıkarılmasının üzerinde de durulmuyor.

Bugün milletvekili maaşlarının Ocak’tan itibaren 26 bin 620 TL’ye çıkacağı biliniyor. Emekli milletvekili maaşı da (hayat boyu artarak gidecek) 10 bin TL civarında.

Bu yoksul ülkede çantası, botu olmadan okula giden milyonlarca çocuk varken, maden işçileri ayda 1500 TL ücret, Şırnak’ta askerler 250 TL maaş alırken “yeni sistemde tüm görevleri de kaldırılan” milletvekillerinin maaşları ve sayıları neden artacak?

Bu sorular cevap bekliyor.