Gazetevatan.com » Yazarlar » Stockholm zamanı...

Stockholm zamanı...

08 Mayıs 2016 Pazar


Yaşamak için bir yer hayal edin; işte İsveç’in başkenti Stockholm, bunların çoğuna sahip bir şehir. Tarihiyle, kültürüyle, sanatıyla, doğasıyla, mimarisiyle, bilimiyle, günlük yaşamıyla ve en önemlisi de insanıyla...
 
Yaşamak için bir yer hayal edin; işte, bunların çoğuna sahip bir şehir Stockholm, tarihiyle, kültürüyle, sanatıyla, doğasıyla, mimarisiyle, bilimiyle, günlük yaşamıyla ve en önemlisi de insanıyla... Kimilerine göre kuzeyin Venedik’i, kimilerine göreyse İskandinavya’nın kültür başkenti Stockholm, görülmesi gereken, özel bir yer... Özellikle de mevsim baharsa...
 
 
Öncesinde yapılacakların bir bir planlandığı seyahatler vardır, böylece bir şeyleri kaçırmışsınız hissine kapılmadan, küçük aksaklıklara rağmen zamanı en etkili şekilde kullandığınızdan emin olarak dönersiniz evinize. Peşin peşin söyleyeyim, Stockholm buna örnek verilebilecek bir seyahat değil. Her şeyden önce kentte yüze yakın müzenin bulunması bile Stockholm’den ayrılırken gözünüzün arkada kalmasında oldukça geçerli sebeplerden biri. Müze demişken de bir tür kent kart olan “The Stockholm Card” edinmenizi tavsiye ederim. Müzeleri ücretsiz gezmenin yanı sıra kart sayesinde toplu taşıma ve şehirdeki birtakım kültürel etkinliklerden hiçbir ücret ödemeden faydalanabilirsiniz.
 
Nereden başlanır bir kenti tanımaya?
 
Şüphesiz sokaklarından başlanır. Sizi ilk karşılayacak olan caddeleri, meydanları, parkları aslında tüm kentin bir özetidir, çünkü. Stockholm’e gelen her turistin ilk yaptığı gibi ben de öncelikle Gamla Stan’dan, yani eski kent merkezinden başladım İsveç’i adımlamaya.
 
Gamla Stan, tarihi geçmişi yüzyıllarca öncesine dayanan, Stockholm’ün tam da ortasında yer alan bir güzel ada. Özellikle mimarî açıdan özenle korunmuş adanın dikkat çekici yapıları arasında Riddarhuset, Bonde Sarayı, Tessin Sarayı, Oxenstierna Sarayı, Stockholm Sarayı, Storkyrkan, Riddarholmen Church yer alıyor. Kaldı ki ada, öylesine küçük ki tüm bu yapılar, yürümekten fazlasıyla zevk alacağınız taş döşeli sokaklarda ilerlerken birden tüm görkemiyle karşınıza çıkıyor.
 
Adanın tam ortasıda yer alan ve İsveç dilinde anlamı “büyük meydan” olan Stortorget, bu adın aksine oldukça küçük bir alana sahip. 17. yüzyılın başlarında, sonu oldukça kanlı biten bir kraliyet yemeğine de ev sahipliği yapan Stortorget, aynı zamanda şehrin en eski meydanı. Meydana sıralanmış rengarenk evler, şimdilerde bu kanlı hatıraları çoktan silmiş gibi görünüyor. Nobel Müzesi ise 2001 yılında meydandaki yerini almış. Burası aynı zamanda, meydana bakan kafelerde bir şeyler içip yorgunluğunuzu giderebileceğiniz keyifli bir mola yeri.
 
Tarihî adayı, kuzeyinde bulunan üç farklı köprü kente bağlıyor. Adadan dönerken fotoğraf makinenizin hafıza kartının dolmamış ya da pillerinizin bitmemiş olmasını fazlasıyla isteyeceğiniz güzellikte manzaraya sahip bu üç köprüden, özellikle de gün batımında adayı izlemenizi tavsiye ederim.
 
24 bin ada...
 
- Baltık Denizi’nin batı kıyısında yer alan Stockholm, coğrafi unsurlardan kaynaklı girintili çıkıntılı bir sahil şeridine ve çok fazla adaya sahiptir.
 
- Yaklaşık 24 bin ada ve adacıktan oluşan bu takımada, “Stokholm Takımadaları” olarak adlandırılır.
 
- 60 kilometre boyunca uzanan bu adalar, İsveç’in en büyük takımadasıdır.
 
- Hatta Baltık Denizi’ndekiler arasında Finlandiya’dan sonra en büyük takımada, Stokholm Takımadalarıdır.
 
- Kuzeyde Arholma ile başlayıp güneyde Landsort’la son bulan bu adalar, her yıl yaklaşık 3 milimetre yükselmekte ve günümüzde de şekillenmeye devam etmekte.
 
- Birçok sanatçıya ilham kaynağı olan takımada, ABBA grubunun da çoğu şarkısının sözlerinin yazıldığı, bestesinin yapıldığı bir yerdir.
 
- Stockholm’de gerçekten sizi şaşırtacak, hayran bırakacak pek çok deneyim yaşayacaksınız. Ama gördüğünüz her şeyin, gittiğiniz her yerin içine fazlasıyla işlemiş, belki de tüm bu güzellikleri daha anlamlı kılan, bahsedilmesi gereken çok önemli bir unsur var: sosyal devlet anlayışı. Şehir,  bireylerin ve toplumun refahı ön planda tutularak her detayın incelikle düşünüldüğü ve aynı incelikle sürdürülmesinin sağlandığı sarsılmaz temeller üzerine inşa edilmiş. Bu, insan odaklı politikaların doğal sonucu olarak da çevre ve şehircilik duyarlılığı çok yüksek bir toplum ortaya çıkarmış. Elbette bunda İsveç’in dünyadaki en iyi eğitime ve en ileri seviyedeki demokratik haklara sahip ülkelerden biri olmasının da payının büyük olduğunu düşünüyorum.
 
 
 
 
 
Djurgarden Adası
 
Bir zamanlar kraliyet av alanı olan, şimdilerde anakaraya bir köprüyle bağlanmış ve üzerinde tarihî binalar, anıtlar, müzeler, galeriler, eğlence parkı, açık hava müzesi ve küçük bir yerleşim alanı bulunan yeşillikler içinde bir ada. Adada dikkat çekici müzelerden biri olan Vasa Müzesinde, dünyada 17. yüzyıldan bu zamana sağlam kalmayı başarmış tek gemi olan ihtişamlı Vasa bulunmakta. Özellikle geminin süslemesinde kullanılan ve 700 parçadan oluşan ahşap heykeller görülmeye değer. Müzikle ilgileniyorsanız müzeye çok yakın bir mesafede bulunan ABBA grubunun müzesini de görmek isteyebilirsiniz.
 
 
Gezmekle bitmez...
 
Başta da belirttiğim gibi Stockholm, birkaç güne sığmayacak bir ütopik kent. Yine de görmeden dönmemeniz gereken birkaç yer tavsiyesi vereyim:
 
İsveç’in ilk açık hava müzesi ve hayvanat bahçesi olan Skansen, bugüne kadar gördüğüm en iyi açık hava müzesi. Etnografik özellikleriyle kendinizi İsveç’in tarihi yaşam biçiminin içinde bulmakla kalmıyor geleneksel kıyafetleriyle bu hayatı detaylarıyla canlandıran insanlar sayesinde, tarihi iliklerinize kadar yaşıyorsunuz.
 
Nordiska Müzesi, tam da açık hava müzesi Skansen’in tamamlayıcısı olarak ziyaret edilmesi gereken bir İsveç etnografya müzesi. Bir buçuk milyon tarihî objenin sergilendiği müzede, binanın kendisi bile sizi fazlasıyla etkileyecek detaylara sahip.
 
 
Vasa Müzesi’nde gemi süslemesinde kullanılan ve 700 parçadan oluşan ahşap heykeller çok etkiyeyici...