Gazetevatan.com » Yazarlar » Elveda Dedektif Günther...

Elveda Dedektif Günther...

08 Nisan 2018 Pazar


Aşık olmak denizde seyretmek gibidir. Eğer sakin bir denizde yol alıyorsan sorun yok. Ama hava sertleşmeye başlayınca siz de kötü hissetmeye başlarsınız. İşin garibi bu inanılmaz bir hızda gerçekleşir. (Philip Kerr-Zagrebli Kadın)
 
Yukarıdaki satırlar bir aşk yazarına değil, son dönemin en iyi polisiye ve suç yazarı Philip Kerr’e ait. Kerr henüz 62 yaşında hayata gözlerini yumdu. Edinburgh doğumlu bu İskoç, ülkemizde geç tanındı. İki yıl önce, polisiye severlerin buluştuğu Kara Hafta için İstanbul’daydı Kerr. Konferans sonrası Galatarasay Lisesi sokağında Tarihi Yarımada’ya bakan bir terasta akşam yemeğinde buluşmuştuk. Kendisine sahaflardan aldığım 1950 basımı Almanca bir Nazi U-Boat kitabını hediye etmiştim. Verirken de “Yeni hikayeni bir Alman denizaltısında geçirmeye karar versen, yararlanırsın” diye takılmıştım. “Severek” diye alıp koymuştu çantasına. Muhtemelen Alman denizaltılarıyla ilgili bir külliyatı vardı ama kibarlığı ve nezaketi elden bırakmadı. Gece boyu keyifli bir sohbet ettik. Nur içinde yatsın. Abartmayacağım, son yıllarda okuduğum en iyi romancılardan biriydi .
Dedektif Bernie Günther’in kahramanı olduğu 2’nci Dünya Savaşı ve Hitler dönemi Almanyası’nda geçen romanları büyük yankı uyandırdı. Modern zamanlarda geçen polise romanların aksine yazar Kerr, zor yolu seçerek okuyucuyu tarihin belli bir dönemine götürüyor. Hikayeler 1930’ların Berlin’inde başlıyor. Arjantin’den Küba’ya, İspanya’dan Rusya’ya, Yunanistan’a, Balkanlar’a uzanıyor. 
 
BİR CİNAYETLE BAŞLIYOR HER ŞEY 
 
“1942’de Berlin’de bir polis olmak, kaplanlarla dolu bir kafese fare kapanları koymak gibi bir şeydi” diye betimliyor yazar o yılları... Romanlar o dönem giderek artan baskıları, savaşı, entirakaları bir solukta okutan müthiş bir beceriye, yalın anlatım diline sahip: “Gençlik artık gençlere harcanmıyor, bunun yerine savaşta harcanıyor...” 
Tarihsel kişi ve gerçek olayların ardında kurguladığı polisiye öykü sizi hemen içine çekiyor. Her kitapta önce küçük basit bir cinayetle başlıyor ama arkası Nazi kodamanlarına, Göring, Himmler, Heydrich gibi üst düzey isimlerin karıştığı bir suç ağına dönüşüyor. Polisiye romanlarının tüm şartlarını alıp, arka plana tarihi giydirmek kolay iş değil.
Ama olay sadece kurgu değil. Kerr’in kitaplarında insanı etkileyen şey basit ama vurucu tasvirleri, kadınlarla ilgili yargıları, kahramanın yaptığı zeki espriler... Mesela şöyle diyor dedektif Günther; 
“Bir kadın gerçekte kime aşık olacağını değil, sadece kime aşık olmayı deneyeceğini seçebilir” ya da, “İstedikleri şeye karar verene kadar ne istediklerini bilmeyen tuhaf yaratıklar ve onlara o anda istediği şeyi vermezseniz, seninle boğuşmaya hazırlar.” Bunun gibi ...
Yazar, 15 yılı aşkın süredir devam ettirdiği dedektif Günther serisinin son kitabı olan 13’üncü kitabını tamamladıktan birkaç hafta sonra gözlerini yummuş. Adı “Hediye Taşıyan Yunanlılar” (Greeks Bearing Gifts)... Tarihi suç ve polisiye dizilerin tavan yaptığı şu dönemde dedektif Günther’in hikayelerinin film olması da yakındır. Buluşmamızda bana dedektif Günther’den sıkıldığını ama okuyucunun çok istediği için devam ettirdiğini söylemişti Philip. ALFA Yayınları’na da teşekkür etmeliyim çünkü, gerçekten güzel çevirileriyle Kerr’i yayın hayatımıza kazandırdı. Son kitabı tahminin birkaç aya vitrinlerde olur. 
“Peki ben şimdi Bernie’siz ne yapacağım...”  Ölümün çaresi yok.  Pera Palas Otel’inde bana şakayla karışık söylediği gibi “Otelde kalmak hayata benzer, belli bir aşamada check-out yapmak zorundasın!”
 Güle Güle Kerr, Güle Güle dedektif Günther...