Gazetevatan.com » Yazarlar » Espiyonaj dünyasına Putin kuralları geldi

Espiyonaj dünyasına Putin kuralları geldi

01 Nisan 2018 Pazar


İngiltere’deki son suikastin Moskova’yı işaret etmesi, yeni bir Soğuk Savaş’ın başlangıcı olarak kabul ediliyor. Ancak bu savaştaki casuslar kendilerine Kanunsuzlar diyor, yöntemleri ise alışılagelmiş normların çok ötesinde. Radyoaktif suikastler, siber saldırılar, genel seçimlere müdahaleler vs...  

Eskiden casusların dokunulmazlığı vardı. Tom Hanks’in Casuslar Köprüsü filmini hatırlarsınız. Ele geçen casuslar, bir süre hapis yattıktan sonra, karşı ülkenin yakaladığı casus ile takas edilir, değiş tokuş genelde köprü ya da sınır karakolunda yarı karanlıkta, fötr şapkalı asık suratlı istihbarat subayları eşliğinde yapılırdı. O teatral sahneler geride kaldı. 
Son on yılda, Batı’da 30 kadar Rus muhalefet lideri, eski ajan, iş adamı, gazeteci, savunma, güvenlik, polis gibi üst düzey bürokrat (Ukrayna), kendilerine “Kanunsuzlar” (illegals) denilen Rus gizli servisi elemanlarınca zehirlenerek öldürüldü. Zehirlenmek, aslında bunu tarif için doğru kelime mi bilemiyorum. Çayına, yemeğine, elbisesine konulan radyoaktif, sinir gazından bahsediyorum. Süründüren korkunç bir ölüm bu. 
Basit anlamda, casusluk iki bölümden oluşur: espiyonaj ve gizli eylem. Her ikisi de, işe alım, eleme, tuzaklama, muhalif siyasi faaliyetleri destekleme, himaye, propaganda tasarlama yayma, paramiliter katılım ve darbe planlaması gibi çeşitli geleneksel tekniklere ve araçlara sahiptir. Ancak Putin’in Rusya’sı bu geleneksel yöntemleri değiştirdi. 
 
Centilmenlik bitti
 
Soğuk Savaş yıllarında kimse yakayı ele veren, sonra da ülkesinden ihraç edilen bir ajanı, muhalefet liderini, iş adamını gidip yuvasında bulup zehirlemedi. Sadece İngiltere’de 15 üst düzey Rus zehirlenerek öldürüldü. K.Kore liderinin üvey kardeşi Malezya’da iki kadının ajanın zehirli iğnesiyle ile can verdi. Türkiye’ye Çeçen savaş lordlarından 12’si son birkaç yılda İstanbul’da Rusya bağlantılı silahlı suikastlere kurban gitti. Hiç bir zaman bir devlet, başta ülkenin sahte parasını basıp piyasaya sürmedi, ya da merkez bankasına siber saldırı gerçekleştirmedi; Alman, Amerikan, İngiltere’deki genel seçimlere elektronik ortamda müdahale etmedi. Hiçbir devlet kendi sporcularına kendi eliyle doping verip (2011’den beri yapıyormuş), üstelik gizli servisi (FSB) de işin içine katarak bunu Olimpiyat Komitesi’nin gözünden kaçırmaya çalışmadı. Son Kış Olimpiyatları’ndan Rusya men edildi. 2014’te füze ile vurulan 298 kişinin öldüğü Malezya yolcu uçağı kazasının bile Moskova’nın Batı’ya mesajı olduğu yazılıp çizildi.
 
Soğuk Savaş’ta mücadele kora kordu,  ama Stalin’den kalma yazılı olmayan centilmenlik anlaşması yürürlükteydi. “Moskova kanunları” diye bilinen casusluk kaidelerine taraflar, harfiyen olmasa da uydu. Çerçeveyi genişletmedi. 
 
CIA da denedi olmadı
 
Örneğin Amerika bir dönem politik suikastlere girişti. Küba lideri Fidel Castro, Kongo lideri Lumumba, Dominik Cumhurbaşkanı Trujillo’ya başarısız suikastler düzenlendi. 1970’lerin başında Kongre, CIA’nın bu tür eylemlere girişmesini yasakladı. 11 Eylül’den sonra ise köktendinci teröristlere karşı yapılan her türlü (drone ve akıllı füzelerle) saldırıyı ABD yönetimi suikast değil, terörle mücadele diye yorumladı.  
 
Şimdi yeni bir Soğuk Savaş’ın eşiğindeyiz, üstelik tek bir kurşun bile atılmadan... 
 
Olay, Mart ayının başında yaşandı. Yine böyle bir ajan değiş tokuşuyla 2010’da İngiltere’ye verilen Rus köstebek Sergei Skripal (66) ve kızının (33) akibeti de zehirlenme oldu. Skribal 1990’larda taraf değiştirip, 10 yıl İngiliz MI6 servisi adına casusluk yapmıştı. Ve Avrupa’daki 300 Rus ajanının kimliğini sızdırmıştı. 2006’da Rusya’da yakalanmış ve hapse çarptırılmıştı. Suikastte kullanılan madde Alman VX gazından bile zehirli hatta dünyanın en zehirli gazı Noviçok’tu. İngiltere’nin güneyinde şirin bir sayfiye yeri Salisbury’deki bir bankta yığılmış haldeki baba kızın ölüm nedenini araştırmak için olay yerine gelen komiser ve polis ekibi bile bu zehirli gazdan etkilenerek hastaneye kaldırıldı. Olayın şoku henüz atlatılmadan bir hafta sonra bu kez Rus Havayolu şirketi Aerofloft’un eski CEO’su, ki o da İngiltere’ye 2010’da sığınmış Putin muhalifiydi, Londra’daki evinde ölü bulundu. 
 
İlişkiler eksi 23 derece
 
İngiltere, bu suikastlere 23 Rus diplomatı sınır dışı ederek karşılık verdi. Gerekçe basitti, yabancı bir ülkenin topraklarında kimyasal saldırı düzenlemek, halkın güvenliğini tehlikeye atmak. Amerika, AB ülkeleri ve eski Doğu Bloğu ülkeleri (yeni NATO ülkeleri) de İngilizlere destek verdi, 140 Rus diplomat, Batı’dan sınır dışı edildi. Rusya, dünyanın bu tepkisini alaycı bir tavırla, Londra Büyükelçiliği’den bir Twitter mesajı ile yanıtladı. Mesaja -23’ü gösteren bir termometre resmi iliştirilerek altına “Rusya ile İngiltere ilişkileri -23 dereceye düştü ama biz soğuktan korkmayız” yazıldı. 
Soğuk Savaş tabirini ilk ortaya atan kişi 14’üncü yüzyılda İspanyol yazar Don Juan Manuel’di. Endülüs Emevileri’nin çöküşü sonrası İber Yarımadası’nın hakimeyetini ele geçirmek için çarpışan Hıristiyan ve Müslümanlar arasındaki savaşı anlatmak için kullanılan bir tabirdi bu. Ortada sıcak bir savaş yoktu ama barış da yoktu. Her iki din de kendi üstünlüğünü, kültürünü, yaşantısını kabul ettirme mücadelesi veriyordu. Büyük bir korku hakimdi. Manuel buna “Ilık Savaş” dedi. Sonradan Soğuk Savaş’a dönüştü.
 
Neden şimdi neden İngiltere
 
Şimdi soru şu! Takas edilmiş, gözden çıkarılmış, 12 yıl önce emekli olmuş bir Rus casusun İngiltere’de bu kadar sansasyonel bir yöntemle öldürülmesi gerekli miydi? Üstelik suikastte 23 sivil de zehirlendi. Düşününce Rusya ve Putin lehine çok madde çıkıyor.
- Putin, Rus istihbarat teşkilatı içindeki birçok ajana açık mesaj yollamış oluyor. “Batı adına casusluk yapma hevesindeyseniz iki kez düşünün. Peşinizden geliriz” diye..
- Psikolojik üstünlük. Ruslara karşı hep yenilgi yaşayan İngiltere için yeni bir travma bu. Hatırlayın, Rusya ve İngiltere arasındaki istihbarat savaşlarının tarihine inildiğinde 2’nci Dünya Savaşı sonrasında İngiliz gizli servisinin en üst düzeyine kadar yükselen KGB ajanlarını, Kim Philby liderliğindeki Cambridge Beşlisi’ni görürüz.
- Tabanca kullanılabilecek bir suikast için, Novişok kimyasalı tercih edilmesi manidar. Tüm kasabayı zehirleyebilecek potansiyele sahip bir silahın denemesi yapıldı. İngiliz ulusal güvenliğin kartondan olduğu kanıtlandı. 
- Ülke zaten Brexit sonrası bölünmüş halde. Başbakan Terasa May, yetersiz karşılık verse zayıf görünecek; sert tepki verse gücünün limitlerini kısa sürede test edip hüsrana uğrama riski çok yüksek. Her iki durumda da masanın karşısındaki satranç ustası Putin’e elini göstermiş olacak. Rusya, Batı’nın olası bir krizde limitlerini ne kadar zorlayabildiğini görecek. 
- Putin’e ezici farkla seçim kazandırdı. 4 Mart’taki suikastin hemen ardından pazar günü Rusya’da başkanlık seçimleri vardı. Putin zaten 4’üncü kez seçilmeyi garantilemişti. Ancak Rus televizyonları “Moskova yine Batı komplosu kurbanı” diye haber yapmaya başlayınca, seçimlere katılım arttı, Putin yüzde 75 oyla yeniden kazandı. 
- İngiltere, kendisinin aşil tendonu olarak gördüğü Rus rejim muhaliflerini bundan sonra ülkesinde barındırmak istemeyebilir. İngiltere’de yaşayan varlıklı muhalif şahsiyetleri sınır dışı edebilir ya da buna zorlayabilir. Bu, Putin için çok büyük bir  kazanım olur.
 
Yeni bir Soğuk Savaş
 
Mevcut ticaret savaşlarına, bir de bu casusluk krizi eklenince yeni bir Soğuk Savaşın ayak sesleri duyulmaya başlandı. Eskiden Süper Güçler, birbirleriyle savaşmazdı ama başka ülkeleri kapıştırdılar, bölgesel krizler ve savaşlar çıkarmakta pek hevesliydiler. Süveyş krizi, Küba krizi, Vietnam, Afganistan gibi... Şimdi de aynısı olacak. Ufukta Doğu-Batı bloğunu karşı karşıya getirecek iki kriz var. Biri Suriye, diğeri Kuzey Kore... Sonuçta Türkiye’nin ipteki cambaz misali dış politika oynaması gereken bir dönemden geçiyoruz. Bu, bizim sessiz kalamayacağımız, köşemizden izleyemeyeceğimiz bir savaş. Ama filler bir kez daha kapışırken arada ezilen de biz olmamalıyız.
 
Filmlere konu olun casus kadın
 
 
Hollywood yıldızı Jennifer Lawrence’ın şu ara vizyonda olan Kızıl Serçe filmi de Ruslar’ın “Kanunsuzlar” ekibindeki bir casusun öyküsünü anlatıyor. Filme konu olan casus Anna Chapman, Londra’da okurken bir İngiliz’i ağına düşüyor ve onunla evlenerek İngiliz vatandaşlığını elde ediyor. Chapman dört yıl sonra İngiliz’den boşanıp, New York’a geçerek Rus istihbaratından aldığı 1 milyon dolarla bir emlak şirketi kuruyor. Amacı dişiliğini kullanarak zengin ABD’li çevrelere sızabilmek. FBI arafından bir operasyonla yakalanan Anna, 2010 yılında diğer 9 Rus ajanı ile birlikte Viyana’da değiş tokuş ediliyor. Kimin karşılığında biliyor musunuz? İngiltere’de son olarak öldürülen ve bu yazının da konusu olan MI6 casusu Rus Skripal’in Batı’ya verilmesi karşılığında. Skripal, köprü üzerinde İngiltere’ye yürürken, Anna Rusya’ya özgürlüğüne koşuyor. Ve daha sonra Putin tarafından devlet nişanı ile ödülendiriliyor. Anna’nın İngiliz kocasına ne olmuş biliyor musunuz? Chapman’in 4 yıl evli kalıp boşandığı İngiliz kocası da esrarengiz bir şekilde iki yıl önce henüz açıklanamayan bir nedenle 36 yaşında iken öldü. Bu kadarıyla bile Hollywood’a film olmaya yeter.