Gazetevatan.com » Yazarlar » Facebook seçim kazandırır mı?

Facebook seçim kazandırır mı?

25 Mart 2018 Pazar


Gordon Pizza mı? 
-Hayır efendim Google Pizza! 
-Yanlış numaraymış, kusura bakmayın. 
-Hayır efendim numara doğru, Google Pizza! Google olarak Gordon Pizza’yı satın aldık. 
-O zaman bir sipariş verebilir miyim? 
-Her zamankinden mi efendim? 
-Ne yani, ne sipariş edeceğimi biliyor musunuz? 
-Elbette efendim. Son beş keredir mantarlı, sosisli, sucuklu, kalın hamur istemişsiniz. 
-Tamam o zaman, aynen öyle olsun! 
-Size onun yerine kuru domatesli, biberli sebzeli pizza göndersek? 
-Neden ki? 
-Bakıyorum da kolesterolünüz 300’ün üzerinde, üreniz de yüksek. 
-Nereden biliyorsunuz ki? 
-Son check-up’ınız 15 gün önce imiş efendim, ona baktım. 
-Tamam, anladık. Ama ben yine kendi siparişimi istiyorum. İlaçlarımı alıyorum zaten. 
-Özür dilerim efendim, ilaçlarınızı da pek almıyorsunuz. 30 tabletlik kolesterol ilacınızı alalı 90 günü geçmiş. 
-Sonra tekrar aldım, hem size ne? 
-Sonra tekrar almamışsınız efendim, kredi kartı harcamalarınıza baktım. 
-Yahu nakit aldım! Onun kaydı yoktur. 
-Nakit de almış olamazsınız 45 gündür bankadan nakit çekmemişsiniz. 
-Belki bir başka nakit kaynağım var, onu nereden bileceksiniz? 
-Olamaz efendim. O zaman vergi kaçırıyorsunuz demektir. Gelir vergisi beyanınızda başka bir nakit gelir görünmüyor. 
-Yuh be!  
-Sadece size yardım etmek istiyoruz efendim, bir kötü niyet yok. 
-Biliyor musun? Artık gına geldi. Çekecem gidicem dünyanın ücra bir köşesine, ne internet, ne Google kafamı dinleyeceğim. Yeter be! 
-Biraz zor efendim. 
-O niye ki!! 
-Pasaportunuzun süresi geçmiş. 
-#%$!/*#!!!!
Yukarıdaki diyaloğa gülüyorsunuz ama yakındır işin bu hale gelmesi.. İnternet’ten bir ayakkabı bakıyorsun akşamı Facebook hesabında, aaa ne göresin, indirimli ayakkabı modelleri.. Ya da Yunan Adaları’na tatile gidiyorsun, daha ayak basar basmaz, otel önerileri, uygun restoranlar... Ucuz uçak bileti arıyorsun, plakayı bir alıyorlar habire yok ekonomik Barselona, yok Paris fırsatı, yok Londra beş güne beş gece konaklama. Yeter kardeşim peşimi bi bırakın.. İnternet arama motorlarının, GSM operatörlerinin kişisel bilgilerimizi firmalara satarak üzerimizden servet  kazanması bir yana, işin tacize varan kısmı diğer 
bir yana. Sinirime dokunuyor artık. 
Niye yazıyorum bunları... Son olarak 50 milyon Facebook kullanıcısının verisinin kendi isteği dışında usulsüzce alınıp, Trump’ın seçim kazanmasında kullanıldığı ortaya çıktı. Facebook’ta bir İngiliz şirketinin yaptığı basit bir anket uygulamasına 2 dolar para karşılığı katılan kişiler ve o kişilerin tüm arkadaşlarının profilleri anketör şirketle paylaşılmış. Yani diyelim benim anketten haberim yok, kimseye yetki metki de vermedim. Sırf arkadaşım ankete katıldı (program indirerek katılınıyor) diye, Facebook tarihçem, profilim hayatımda adını duymadığım bir şirkete satılıyor. Hem de 300 bin dolara!
‘Eee n’olmuş yani oy tercihimizle kel alaka!’ diyebilirsiniz, öyle değil. ABD’de haberlerin yüzde 60’ı sosyal medyadan takip ediliyor. Diyelim ki, siz A partisini destekliyorsunuz, seçime var 6 ay.. Twitter’a, Facebook’a, Instagram’a, YouTube’a her girişinizde sayfanın bir köşesinde B partisinin liderinin, tam da sizi ilgilendiren bir konuda (çevre, eğitim, sağlık, çocuk, emeklilik, vergi, sinema, kitap, futbol vs.) demecini, vaatlerini, videolarını ya da bırakın propagandayı, sadece fotoğraflı iyi dileklerini bile görseniz, sempati duymaz mısınız? Bu sayede, kilit seçim bölgelerinde, farklı demografik ve etnik yapılara, kişiye özel seçim propagandası yapmak mümkün değil mi? Hele ki, kararsız seçmenseniz. ABD seçimlerinde işte tam da böyle olmuş. Başka seçimlerde de olması çok muhtemel.
Eğer iş, seçim dizayn etme noktasına gidebiliyorsa -ki Facebook örneği bunu gösteriyor- o zaman çok dikkatli olmalıyız. Şirketler türlü veri paketi ödülleri, data kullanım vaatleriyle iştahınızı kabartabilir ya da direkt “Şahsi bilgilerini kullanıma açmazsan, annenle, babanla, oğlunla, dedenle görüşmene, fotoğraf paylaşmana kısıtlama getiririm” diye tehdit edebilir. Facebook’ta yaptığınız her “like”, Twitter’da katıldığınız her “anket” arka planda sizin kimliğinizi ele veren bir bilgiye dönüşüyor. Size karşı kullanılıyor. Profillinizi almak isteyenlere “Evet” derken bunları düşünün. Şu an bile cep’te karşınıza çıkan reklamların tarafsız değil, size özel olduğunu aklınızın bir köşesine yazın. Sizin eğitiminize, sizin bütçenize, sizin zevkinize göre seçilmiş, yönlendirme amacı taşıdığını unutmayın.
George Orwell’in 1984’ünden bir alıntıyla son vereyim: ‘’Bize duymak istediklerimizi söyleyen kitapları severiz...’’