Gazetevatan.com » Yazarlar » Milli Marş toplumun aşil tendonu

Milli Marş toplumun aşil tendonu

01 Ekim 2017 Pazar


ABD’deki Milli Marş protestosu büyük kutuplaşmayı su yüzüne çıkardı. Başkan Trump, destekçileri, gazi ve ölen asker ailelerinden oluşan bir kesim bu tarz protestoyu bölücülük diye nitelendi-rirken, karşı tarafsa polisin siyahilere şiddetine dikkat çekecek daha iyi bir yöntem olmadığı görüşünde.

Amerika’da milli marş ülkeyi böldü. Polis şiddetine, beyaz ırkın üstünlüğüne ve siyahilere yapılan ayrımcılığı protesto için Amerikan Futbol Ligi’nde (NFL) başlayan milli marş protestosuna, Başkan Trump “Vatan hainleri bunlar, hepsi kovulmalı” diye katılınca, iş, polis şiddetini protestodan, bölücülüğe doğru yön değiştirdi.

Milli marş okunurken ayakta eli kalbinde selam durmak yerine yere diz çökerek, ki bu diz çöküş bana biraz dua ve Allah’a yakarışı hatırlattı, protesto eden onlarca Amerikan futbolcusuna, NBA ligi basketbolcuları da eşlik ediyor. Ünlü NBA oyuncusu Lebron James “Bu ülkeyi tek bir kişi değil, halk yönetiyor, iyi ki de öyle” diyerek protestoları Trump destekçiliği ile karşıtlığı noktasına getirdi. Tribünler de bölündü. Kimi taraftar protestocu oyuncuları yuhalarken, kimileri alkışlarla ya da kendileri de diz çökerek destek veriyor.

Kaos ve tartışma büyüyor. Ülke genelinde bir çok eğlence kulübü ve pub haftasonu Futbol Ligi’ni protesto etmek iş yerlerindeki televizyonları kapalı tutacağını açıkladı. Maçları yayınlayan özel TV kanalı ise oyuncuların bu davranışını “Milli Hakaret” olarak gördüğünden, 300 dolarlık yıllık abonelik ücretlerini isteyen abonelere geri vererek, şifreli kanalı iptal edebileceklerini duyurdu.

Milli Marş protestolarına destek verenler “Bunun vatana millete ihanetle ilgili değil, özgürlükle ilgili olduğunu” söylüyor. TV’lere konuşan birçok kişi “Milli Marş’ın bağımsızlık, birliktelik anlamına geldiğini, ancak ABD’de özgürlüklerin beyazlar eliyle toplumun bir kesimi üzerinde şiddete dönüştüğü için bu eyleme destek verdiğini, bunun marşa saygısızlık değil, tam aksine ülkeye ve bayrağa sahip çıkmak, ortak yaşamı vurgulamak için” yapıldığını ifade ediyor. Karşıt görüşte olanlarsa ellerinde gazilerin ve ölen askerlerin fotoğraflarıyla “Bunu yapanları vatana ihanet ve bölücülükle” suçluyor.

Ulusal Marşlar üzerinden yapılan protestolar her zaman konuşulmuş, en etkili ve tepki çeken protesto yöntemleri olmuştur. Örneklemek gerekirse;

- Kimse ABD’li atlet John Carlos’un ismini hatırlamaz ama o ve takım arkadaşı Peter Norman’ın 1968’de Mexico City’deki olimpiyatlarda şampiyonluk kürsüsüne çıkıp Amerikan milli marşı çalınırken, başları öne eğik, tek ellerinde siyah deri eldivenle yumruklarını havaya kaldırdığı sessiz protestoyu herkes hatırlar. Onlar “Siyah Panter”di. Ve ABD’de siyahilere karşı yapılan ayrımcılığı Olimpiyat kürsüsünden dünyaya haykırdılar.

- Fransa milli takımı oyuncularından Real Madrid’li iki efsane yıldız, biri Zidane diğeri Benzema, ikisi de Fransız milli marşını söylemiyor. Çünkü Cezayir asıllı her iki futbolcu da Fransız milli marşının ırkçı ifadeler taşıdığı önü sürüyor. Daha birkaç yıl önce Benzema’nın Şampiyon Kulüpler maçlarında ülkesinin marşını söylememesi Fransız Milliyetçi Cephe Partisi tarafından ağır dille eleştirilmiş, oyuncunun kulübünden atılması, vatandaşlıktan çıkarılması tartışması ülke gündemine taşınmıştı. Aynı şekilde Fransız oyuncu Eric Cantona da, Milli Marş’ın (La Marseillaise) söylenmesi üzerinden vatandaşlık tanımı yapılmasını “aptalca” bulduğundan maçlarda söylemeyi reddettiğini açıklamıştı.

- Japonya’da Kimiko Nezu adlı öğretmenin başlattığı protesto, ülke genelinde birçok okulda destek görünce öğretmenlere çok sert cezalar getirilmişti. Aynı Fransa da olduğu gibi Japon milli Marşı da (Kimigayo) İmparator’a övgüler düzen bir marş. Ancak bazıları, Japonya’nın Çin ve Kore işgali sırasında işlediği savaş suçları, kıyım ve insan hakları ihlalleri nedeniyle bu Marşı okumaktan imtina ediyor. Birçok öğretmen, eğitim yılının açılışında bu marşı okutmadıkları ya da ayakta okumadıkları için cezalandırılıyor. Nezu dahil öğretmenlere meslekten ihraç ya da  6 ay maaş kesintisi veriliyor sonrasında da “terbiye edilmek” üzere devletin ahlaki kurslarına zorunlu gönderiliyorlar.

- Alman milli takımı Euro 2012’de İtalya’ya 2-1 yenilmesinin ardından (İki golü de Balotelli atmıştı) günlerce topa tutuldu. Alman politikacılar “Yenileceğimiz daha milli marşlar okunurken belliydi. Takımda kimse Alman marşını söylemedi” diyerek, takımdaki göçmen asıllı futbolcuları açıkça suçladı. Bild Gazetesi ertesi gün “Yeterince vatansever miyiz” diye başlık atıp futbolcuları hedef gösterdi. Türk asıllı Alman futbolcu Mesut Özil de dahil birçok göçmen oyuncu Alman milli marşını söylememesi her yenilgide gündeme getiriliyor.

- 2012 yılında İsrail’de de benzer bir tartışma yaşandı. Anayasa Mahkemesi üyesi hakim Salim Joubran, kendi yemin töreninde İsrail ulusal marşını söylemedi. Tabii olay oldu. Tabir yerindeyse İsrail siyaseti ve basını adamı doğradı. Halbuki Salim, hem Müslüman hem de Hıristiyan kökenli Arap bir aileden geliyordu. Evet İsrail vatandaşıydı ama, milli marş içerisinde geçen “Yahudi ruhuna hasret duyuyorum”, “Sion ülkesi toprakları” gibi ifadeler karşısında kendi inancı gereği bu marşı söyleyemeyeceğini beyan etti.

- Bugün Hindistan’da sinemalarda film seansları başlamadan milli marş okunuyor. Milli Marş’ın neden sinemalarda filmden önce okunmasının zorunluluk olduğu tartışması bir kenara, “Jana Gana Mana” marşı Hindu dinini ve milliyetçiliğini öven ifadelerle dolu. Bu marşı söylemek istemeyen, ya da salonda ayağa kalkmayan birçok kişi hala sinemalarda dövüyor. Özellikle Mumbai ve Kerala’da..

Sonuçta Milli Marşlar, birlik bütünlüğü ifade eden, ulusu birleştiren anlamlı marşlar olmalı. Irkçılığı, ayrılıkçılığı, kan revanı öven vahşeti savunan dizeler içeren her marş, tartışmayı da beraberinde getiriyor. Ben bu şekilde bakıldığında Türkiye’de bizim marşımız üzerinden benzer protestolar yapılmamasına şaşırmıyorum. Çünkü bizim marşımız birleştirici bir marş. Diğer marşların aksine başka bir ulusa, etnik gruba kin nefret duyguları içermiyor. Marşımız şanlı bayrağımıza adanmış ve bir davaya inanan ulusun önünde hiçbir engel duramayacağını anlatan destansı bir yapıt. 

Onbinlerin sembolü 

Irak savaşında iki ayağını birden kaybeden Denizci John Jones “Ayağa kalkıp milli marşı söylemek için neler vermezdim” sözleri, ‘milli marşa saygı gösterilmeli’ tezini savunanların sembolü oldu. Donald Trump, savaş gazisi askerin  bu sözlerini Twitter’da paylaştı. Bu fotoğraf  eylem karşıtı savaş gazisi onbinlerce Amerikalı’nın sembolü oldu.

Aralık 2015 Paris saldırısından 20 dakika önce Fransa milli takımın verdiği poz ırkçı Fransızlar tarafından çok tartışılmıştı. Karede sadece dört oyuncu “Fransız Fransızlar”dan; geri kalanlar ise göçmenlerden oluşuyor.

Fransa’daki marş okumama tartışması Almanya’da da yıllardır  her yenilgide alevleniyor. Alman milli marşını okumayan Mesut, Boateng, Khadira ve Mustafi’nin ‘Almanlığı’ sorgulanıyor.