Güler Sabancı gözyaşlarını tutamadı...

Leyla UMAR |  24 Ocak 2007 Çarşamba - 10:38 | Son Güncelleme : 24 01 2007 - 10:38

Hrant Dink’in öldürülüşünün üçüncü gününü dün yaşadık


Ve bu üç kahredici günde herkes, herşey o kadar doğal ve intizamlıydı ki, bugüne kadar niçin Hrant’ın ölümünü beklediğimizi düşününce bu da benim bir o kadar kahrolmamı sağladı.

Siyah takım elbiseli yüzlerce Ermeni genci birbirlerine kenetlenen elleriyle intizamı saatlerce koruyabildiler. Ama katılanlar da ne birbirini itti, ne de kırıcı sözlerle birbirlerini üzdü.Hrant Dink’le tanışamamanın kendisini çok üzdüğünü söyleyen Oya ve Bülent Eczacıbaşı, Amerika yolculuğunu bir gün erteleyerek önce Osmanbey, sonra kilisedeki merasime katıldılar ve tüm ısrarlara rağmen saatlerce ayakta kalmayı tercih ettiler...

Ümit Boyner’le Arzuhan Yalçındağ da kilisedeki merasimi yaşlı gözlerle ayakta izlediler.Güler Sabancı elindeki kırmızı gülleri Rakel Dink’e verirken gözyaşlarını durduramadı.

Hrant Dink’in vurulmasından bu yana, haklıların yanında olduğunu savunduğu için Avukat Kezban Hatemi’ye teşekkür eden, ona sarılmaya çalışan o kadar çok insan vardı ki...

Prof. Dr. Türkan Saylan’ın orada olması gereken devlet büyüklerinin olmamasından duyduğu üzüntüyü yansıtan halkın hislerine katıldığı belli oluyordu.

Çiçekçinin, kilisenin duvarına yerleştirdiği bir çelenk Cumhurbaşkanımıza aitti. Tek derdi, “herkesin görebileceği” bir yer bulmaktı. Buldu da... Ama onun adını görenler yüksek sesle, “Keşke kendisi de lütfedip gelseydi!” dediler.

Cenazede, özlediğim sevgili dostum Claudia Roth’la sarıldık. Saatlerce gözyaşı döken gerçek Türk dostu Claudia’ya bu katliam için ne düşündüğünü soramadım. Çünkü Türkler hakkında uğradığı hayal kırıklığını söylemek onun için daha da can acıtıcı olacaktı.

Yaşlı bir Ermeni kadın kulağıma eğilip: “Türklerin bu kadar iyi olduğuna inanamazdım” dedi. Ben de onun kulağına: “İnşallah hislerinizi değiştirecek başka olaylar yaşamayız” diyebildim.

ETİKETLER

0