Göbeklitepe’nin ilham verdiği resimler

28 Ekim 2017 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 28 10 2017 - 2:30

İstanbul resimleri ve Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğu hayranlıkla resmettiği Atatürk temalı eserleri ile sanatseverlerin yakından tanıdığı İngiliz ressam Ned Pamphilon’un yeni sergisi İstanbul1881 ile 42 Shops Art!SPACE Gallery işbirliği ile açılıyor. “Göbeklitepe: Türkiye’nin Kültür Tacında Yepyeni Bir Mücevher” adlı sergi, sanatçının,Göbeklitepe’den ilhamla yaptığı resimlerden oluşuyor. Ned Pamphilon ile sergiyi konuştuk


Göbeklitepe’de sizi çeken nedir? Burayı nasıl keşfettiniz?

Göbeklitepe’yi ilk kez 2014-2015 yıllarında, takip ettiğim dergiler aracılığıyla keşfettim. Hatırlarsanız o dönem National Geographic’de bu alanı hem kapağına taşımış hem de özel bir belgesel ile tüm dünyadan insanların ilgisini buraya çekmişti. Ben tarihi yerlere büyük ilgi duyan bir insanım. Bu alana karşı merakım ise çok sevdiğim ve insanlarını tanıdığım Türkiye’de olması nedeniyle daha da büyük olmuştu. Bu beni çok mutlu etmişti.

Nasıl bir hazırlık dönemi geçirdiniz? Koleksiyonu hazırlamak için ne kadar sürede çalıştınız? 

Göbeklitepe’ye ilk kez 2015 yılının 25 Nisan’ında gittim. Tarihi çok net hatırlıyorum, çünkü 23 Nisan’da gerçekleştirdiğimiz “Küçük Ressamlar Anıtkabir’de” etkinliğinin hemen ardından yola çıkmıştım. O günü bir başlangıç olarak alırsak, bu sergi iki senelik bir çalışmanın ürünü diyebilirim. Öncesinde pek çok araştırma gerçekleştirdim. Alanla ilgili okumalar yaptım, tıpkı Göbeklitepe gibi dünya tarihini değiştiren, Piramitler, Stonehenge gibi diğer sembolik alanlarla ilgili araştırmalar yaptım. Pek çok konferans ve söyleşiye katıldım. Nihayet alana gittiğimde ilk birkaç dakika içinde kafamda 4-5 resim belirmişti bile. O sırada yeni bir koleksiyona başlayacağımı biliyordu

Göbeklitepe’nin yanı sıra, Şanlıurfa ve çevresini, Balıklı Göl ve Harran’ı gezdim. Köy yaşamını deneyimledim, tabiatın rengini, kokusunu, hissini yaşadım. Alanda hakim renkleri etüt ettim. Bir ressam olarak binlerce yıl öncesine ait bu alanı ilk kez imgelemeye çalışmak benim için çok heyecan vericiydi. Kazı alanı muhteşemdi. Taşlar üzerindeki desenler aracılığıyla, MÖ 12.000 yılında benimle aynı işi yapan, güzel sanatlarla uğraşan insanların zihinlerini anlamaya çalıştım. Tüm bu mutluluk verici sürecin ardından çalışmaya koyuldum.

İstanbul beni hep büyüledi

Sergide kaç eser göreceğiz? Bizi sergide neler bekliyor olacak?

Sergide 35-40 kadar eser olacak. Aslında Göbeklitepe koleksiyonunun tamamı 67 eserden oluşuyor ve halen eklemeyi düşündüğüm 7-8 majör eser daha var. Ancak şimdilik bu şekilde ilerleyeceğiz. Resimlerimde hem Göbeklitepe’yi resmettim, hem de oradaki semboller ve detayların günümüzün yaşayışıyla arasında kurduğum bağlantıları kurgulamaya çalıştım. Göbeklitepe’nin çevresindeki coğrafyayı ve insanları da koleksiyonda anlattım.

Sizi İstanbul ve Atatürk resimlerinizle tanıyoruz. Burada ilginizi çeken şey nedir? Türkiye sizi ne bakımdan besliyor?

İstanbul’a ilk kez 1994 yılında geldim. Şehir beni büyülemişti. Simitçiler, tramvaylar, martılar, balıkçılar, baloncular, ayakkabı boyacıları ve daha niceleri, son derece dinamik bir şekilde önümdeydi. Ayrıca İstanbul’un jeopolitik konumunu, nüfusun kültürel farklılıkları ve kentin birleştiriciliği de son derece büyüleyici bulmuştum. Türkiye’yi gezme fırsatı buldukça bu coğrafyaya hayran kaldım. Atatürk’le ilgili de zaman içerisinde pek çok araştırma yaptım. Hayatı, vizyonu, düşünceleri bende hayranlık uyandırdı. Bu duygu ve düşüncelerimi halen eserlerimde yansıtıyorum.

ETİKETLER