Gazetevatan.com » Yazarlar » Gökdelenler sıcaklığı 10 derece fazla hissettiriyor

Gökdelenler sıcaklığı 10 derece fazla hissettiriyor

24 Haziran 2018 Pazar


Kentlerdeki gökdelenler ve oluşturduğu ısı adacıkları hissedilen sıcaklıkları 8-10 derece artırıyor. Etkisi bununla da sınırlı değil. Kısa ama kuvvetli sağanak yağış, artan buharlaşma, kuraklık, çölleşme bizi bekliyor.

Meteorologlara göre yazın sonlarına doğru tehlikeli olabilecek uzun süreli bir sıcak hava dalgası bekleniyor. Çölleşme ve kuraklık denince akıllara büyük kentlerde normal yağışları engelleyen ısı adacıkları geliyor. TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası 2’nci Başkanı Ahmet Köse, İstanbul için ısı adacıklarının oluşturduğu tehlikeleri şöyle özetliyor: Aşırı şehirleşme iklim parametrelerinin birçok özelliğini bozuyor. Doğal örtünün yerini alan binalar, asfalt yüzeyler, hızla artan cam giydirme binaların yansıtma özelliği şehirlerde ısı adaları oluşturuyor. Yapılan bilimsel çalışmalarda yerleşim alanı ile hemen yanı başındaki yeşillik alanda ölçülen sıcaklıkların mevsimsel değişikler gösterse de 5 derecenin üzerine kadar çıktığı görülüyor.

 

Hissedilen sıcaklık 10 derece fark ediyor
 
Bu durumu halkımızın anlayacağı şekilde örneklemek gerekirse; Hava sıcaklığı İstanbul-Maslak’ta 33 derece ve nem oranı yüzde 55 olsun hissedilen sıcaklık bu durumda 39 derece oluyor. Hemen yanı başında Belgrad Ormanlarında sıcaklık 30 derece ve nem oranı yüzde 55 olsun hissedilen sıcaklık 32 derece oluyor. Bu tarz hava sıcaklıklarında asfalt sıcaklığı 58 derece ve beton sıcaklığı 54 dereceye kadar çıkabiliyor aynı zaman diliminde. Ayrıca cam binaların gelen ışığı yansıtması sonucu civarında sıcaklığı 3 dereceye kadar artırdığını ve beton, asfalt kaynaklı sıcaklık farkını da hesaba kattığımızda 33 derece olan sıcaklığı Maslak’ta bir vatandaşımız ortalama 42-45 derece aralığında hissederken, hemen yanı başında Belgrad Ormanında 32 derece hissediyor. Dolayısıyla ortaya 10 derecelik sıcaklık farkı çıkıyor. 
 
Aslında yaşanabilir alan çok
 
Rahmetli Turgut Cansever hocamız ile Y. Mimar Çelik Erengezgin’in yaptığı bir hesaba göre, ortalama büyüklükte bir karayolları haritasında yarım santim kalınlığında, yani 10 km kadar, doğudan batıya 1500 km uzanan bir kırmızıçizgi düşleyin. İşte o çizginin içinde, tüm nüfusu ortalama iki katlı evlerde iskan etmek mümkünmüş meğerse. Bu hesap; 70 milyon için adam başı 214 m2 alan demektir. 
Türkiye’nin toplam alanının yaklaşık 800.000 km2 olduğunu, Devletin elinde; tarımsal, dağlık bataklık ve elverişsiz alanlar dışında ortalama 400.000 km2 arazi olduğunu bilmekteyiz. Sosyal donatılar, yollar ve yeşil alanlar dahil, kişi başına 200 m2 hesabı ile, 70 milyon nüfus için sadece 14 milyon dönüm, yani 14.000 km2 arazi gerekmektedir. Bu alan ise ülke yüzölçümünün sadece yüzde 1.75‘idir.
 
Binalar taş ve iki-üç katlı olsa ısı adacıkları oluşmaz
 
Taş, yapısı gereği ısı yalıtımına mukavemetli. İçerdeki ısıyı dışarı, dışarıdakini ise içeri verme katsayısı düşük. Bu nedenle Erzurum, Kars gibi soğuk şehirlerde az katlı yapılarda çoğunlukla taş kullanılmış. Bu nedenle eğer şehirler dikey yapılarla değil 2 yada 3 katlı yatay yapılarla oluşsa idi, ısı adacıkları açısından bu günkünden çok daha konforlu şehirlerde yaşamak mümkün olabilirdi.
 
İstanbul’da en fazla 5 milyon nüfus barınmalı
 
Yaşam için en temel ihtiyaçlar hava, su ve besin. Şehirler planlanırken bu üç temel parametre göz önünde bulundurulmuyor. Atmosferin normal sirkülasyonu kendi içinde bir denge halinde. Yüksek katlı gökdelenler şehirlerimizin rüzgar akışı önüne Çin seddi gibi yükseliyor ve şehrin rüzgar yapısını bloke ederek şehirleri  nefessiz bırakıyor. En fazla 5 milyon kişiye yetebilecek su rezervine 20 milyona yakın nüfus yerleşince Melen ve Istırancalar gibi şehir dışından su taşınmak zorunda kalınıyor. İstanbul’un şehir olarak havası, suyu ve besiniyle rahat etmesi için ortalama 5 milyon nüfusu barındıran yapıların dışında kalan tüm yapıların azaltılması gerekiyor.
 
İstanbul’un en sıcak semtleri 
 
İstanbul’un en sıcak semtleri şehir nüfusunun ve bina stokunun fazla olduğu güney sahilleri. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün ölçümlerine ve yapılan bilimsel çalışmalara baktığımızda Bakırköy, Kadıköy, Çekmeköy, Eyüp, Tuzla, Sarıyer (Maslak bölgesi) genelde İstanbul’un en sıcak ilçeleri karşımıza çıkarken, yeşil ve ormanın daha fazla olduğu Karadeniz sahilinde kalan ilçeler Çatalca, Beykoz ve Şile en serin ilçeleri.
 
Çözüm ne olabilir?
 
ŞEHİR ISI ADASI etkisini azaltmak için yapılacak çalışmalardan bazıları şöyle:
- Şehir içlerinde büyük yeşil alanlar oluşturarak küçük ölçekli şehir meltemleri oluşturulabilir. 
- Yeni planlanan yerleşim alanlarında cadde genişlikleri ve çevresindeki kat sayıları gök görüş oranı dikkate alınarak hesaplanmalı. Çünkü küçük değerli gök görüş oranına sahip şehir kanyonları rüzgar hızını düşürerek sıcaklık ve kirlilik dağılımını etkiliyor.
- Gökdelenlerin cephesi, şeffaf cam malzeme kullanılarak yapıldığında, aşırı ısı, ışık ve parlama sorunları ile karşılaşılıyor ve bu sorunları önlemek için ek gölgelendirme tedbirlerinin alınması gerekiyor. Gökdelenler cam kutular olarak değil, opak (dolu) cepheler olarak tasarlanmalı. 
- Doğada olmayan bir yükselti yaptığınızda (gökdelen gibi), rüzgârın gücünü ve doğal esinti yönünü etkilersiniz. Rüzgar gökdelenin gövdesine çarptığında, bina yüksekliğinin 50 katına kadar uzayabilen mesafede rüzgarsız alan oluşur ve bina yüzeyi boyunca düşey hareket eğilimi gösteren rüzgar, gökdelenin dibindeki insanları rahatsız edecek kuvvette türbülans oluşturur. 
- Yüksek binaların önlerini kapatması yüzünden, şehirlerin akciğerleri olarak adlandırılan hava koridorlarında sirkülasyonun bozulduğu, olağan dışı rüzgar yapılarının meydana geldiğini örnekler üzerinden görebilmek mümkün. İstanbul’daki birçok site bu tip oluşumlara örnektir. Gökdelenler mahallesinin, tüm kentin rüzgar rejimini bile etkileyebileceği artık kabul edilmiştir.