Fuat Oktay: Uluslararası toplumu iş birliğine davet ediyorum

AA |  25 Ekim 2018 Perşembe - 13:37 | Son Güncelleme : 25 10 2018 - 16:00

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "Uluslararası toplumu, Ortadoğu'da kaybolmaya yüz tutan ortak bilimsel mirası korumak için iş birliğine davet ediyorum." dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Konferans Salonu'nda düzenlenen,  "Ortadoğu’da Akademik Mirası Koruma Projesi'nin  tanıtım programında yaptığı  konuşmada, projede emeği geçen YÖK ile  projenin paydaşları AA, THY ve TRT ile  tüm emeği geçenlere teşekkür etti.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selam ve muhabbetlerini  katılımcılara ileten Oktay, projenin Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, YÖK  öncülüğünde hayata geçirildiğini anımsattı.
 
Bundan birkaç asır öncesine kadar medreseleri, kütüphaneleri ve  rasathaneleriyle dünyanın bilim merkezinin Ortadoğu coğrafyası olduğunu  hatırlatan Oktay, ne yazık ki sayısız tarihi değere ve kültürel mirasa sahip  Ortadoğu coğrafyasının savaşlar sebebiyle tahrip edildiğini belirtti.
 
Suriye'den Mısır'a, Filistin'den Yemen'e birçok ülkede yaşanan iç  gerilim ve savaşlar nedeniyle büyük yıkımlar yaşandığını, bölgede bilimsel  hayatın da zarar gördüğünü anlatan Oktay, Bağdat Ulusal Kütüphanesi, Halep Emevi  Külliyesi ve tarih boyunca bilim merkezi olmuş Halep şehrinin savaşın harap  ettiği önemli kültürel değerlerden sadece bir kaçı olduğunu ifade etti.
 
Oktay, bugün Yemen'de Sana Üniversitesi, Bağdat'ta Mustansıriyye  Üniversitesi ve Abdulkadir Geylani Külliyesi'nin var olan belirsizliklere rağmen  ayakta kalma mücadelesi verdiğini söyledi.
 
"Akademisyen Destek Platformu"
 
"Ortadoğu'da Akademik Mirası Koruma Projesi, Irak, Suriye, Kuveyt ve  Yemen başta olmak üzere bölgenin bilimsel geçmişini ihya etmeyi amaçlamaktadır."  diyen Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Projenin hedefi, uluslararası toplumu, bölgede yaşanan savaşlar  sebebiyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bilim merkezleri, tarihi  külliyeler ve kütüphanelerin korunması konusunda sorumluluk almaya davet  etmektir. Bu projeyle sivil toplum ve düşünce kuruluşlarını, insan hakları  organizasyonlarını, yani dünyanın vicdan gözünü, bölgede kaybolmaya yüz tutmuş  ortak bilimsel mirasa çevirmeye çağırıyoruz. Bu davetin yanı sıra proje  kapsamında ABD, Almanya, Belçika, Fransa, İspanya, İngiltere ve Rusya  Federasyonu’na gidilerek yerinde farkındalık oluşturacak paneller  düzenlenecektir. Oluşacak farkındalığı sürdürülebilir kılmak için Avrupa  Parlamentosu gibi uluslar üstü yapıların gündemine bu konunun dahil edilmesi  sağlanacak ve Akademisyen Destek Platformu kurulacaktır."
 
Oktay, projenin bir diğer hedefinin de ülkenin mevcut akademik  potansiyelini, bölgedeki rolünü ve akademik hayata katkılarını ortaya koymak  olduğunu bildirdi.
 
Bu kapsamda oluşturulan interaktif web sayfası üzerinden bölgede ihya  edilen ecdat yadigarı akademik mirasın envanteri, Türkiye’ye göç eden  uluslararası öğrenci ve akademisyenlerin hikayeleri ile Türkiye sayesinde  devamlılığı sağlanan akademik çalışmaların tüm dünyaya anlatılacağına dikkati  çeken Oktay, bu çalışmaların tarihin omuzlara yüklediği sorumluluğun tezahürü  olduğunu aktardı.
 
"Bizim coğrafyamız büyük alimler yetiştirmiştir"
 
Tarihe sahip çıkarak, tarihi ilmek ilmek yeniden dokuyarak tekerrür  etmemesi için tarihten ders almak zorunda olduklarını dile getiren Oktay, şöyle  devam etti:
 
"Bizim coğrafyamızda, sosyal bilimler alanında İbni Haldun, matematik  alanında El Cezeri, tıp alanında İbni Sina ve astronomide Ali Kuşçu gibi büyük  alimler yetişmiştir. Bunları Mimar Sinan, Piri Reis gibi abide isimler takip  etmiştir. Altını çizerek ifade etmek isterim ki Batı dünyasının, Ortaçağ  karanlığını yaşadığı dönemlerde Anadolu'da, Mısır'da ve Bağdat'ta Müslüman bilim  insanları ilim ve felsefe meşalesini ateşlemiştir. Ortadoğu coğrafyasında,  rasathanelerde gözlemler yapılırken, denizlere pusulayla açılırken, zamanının  ilerisinde teknikler ile şifahanelerde tıbbi operasyonlar yapılırken, dünyanın  geri kalanının ilim anlamında ne denli karanlık dönemler geçirdiğini biliyoruz.  Bu meşalenin aydınlığı günümüze de ışık tutmaktadır, geleceğe yansıması sizlerin  elindedir."
 
Ensar anlayışı
 
Oktay, tarih boyunca ensar anlayışıyla kardeşliği tesis ettiklerini,  vatanlarını terk etmek zorunda kalan insanlara kucak açtıklarını, bu sayede  Anadolu'nun asırlar boyunca yurtsuz kalanlara yurt olduğunu anlattı.
 
Osmanlı Devleti'nin İspanya'daki Yahudiler topraklarından kovulup  gidecek yer bulamadıklarında onlara kapılarını açtığını, Polonya'daki muhalifler  ülkelerinden sürüldüklerinde güvenli bir liman olarak yine Osmanlı'ya sığındığını  anımsatan Oktay, Kafkasya, Balkanlar, Orta Asya, Güney Asya, Kuzey Afrika dahil,  dünyanın neresinde başı sıkışınca huzurlu bir yuva arayanın Anadolu'yu yurt  edindiğini vurguladı.
 
Suriyeli bebekler
 
Tarihten gelen gelen bu şuurla bugün, bölgede ölüm korkusuyla yurdunu  terk etmiş  4 milyonun üzerinde mülteciye ev sahipliği yaptıklarını, 250 bin  Suriyeli çocuğa düzenli olarak eğitim bursu desteği sağladıklarını anımsatan  Oktay,  sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Bugün Avrupa’da 10 binin üzerinde kayıp göçmen çocuğu varken biz  Türkiye olarak ülkemizde doğan çeyrek milyon bebeğe sahip çıkıyoruz.  Eğitim-öğretim çağındaki yaklaşık 700 binin üzerindeki Suriyeli çocuğa tüm  imkanlar çerçevesinde destek oluyoruz. Az önce burada izlenen görüntüler bizim,  benim, bölgedeki insanlarımız için bir belgeselden ibaret değil. Bizzat orada  bulunarak, o tel örgülerin yanında günlerce haftalarca onlara kucak açarak bu  sahnelere şahit olduk, o ekibin içinde yer aldık. Bie hep, 'Nasıl yapıyorsunuz  bunu, bölgedeki insan nasıl isyan etmiyor?' diye soruyor. Bizim becerdiğimiz bir  şey yok. Bu bizim tarihten gelen mirasımız. Kardeşlik ve akrabalık bağlarımız  olmasa bile insanlık değerlerimiz bunu gerektiriyor."
 
Oktay, küresel marka haline gelen üniversitelerde yurt dışından birçok  yabancı öğrenci ve akademisyene ev sahipliği yaptığını aktardı.
 
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından 2012  yılından bu yana Türkiye Bursları kapsamında 173 ülkeden sayıları 40 bini aşan  yabancı öğrencinin burslar ile desteklendiğini aktaran Oktay, "Türkiye Bursları  dışında kendi imkanlarıyla Türkiye'de öğrenim gören öğrencilerle birlikte bu sayı  100 bini aşmaktadır. Mezun olduklarında adeta birer gönüllü elçi olan  uluslararası öğrenciler, üniversitelerimizin dünyaya açılmasına da katkı  sağlamaktadır." dedi.
 
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, uluslararası akademisyenlere Türk  yükseköğretim kurumlarında çalışma imkanı sağlamak amacıyla Yabancı Akademisyen  Bilgi Sistemi'nin (YABSİS) kurulduğunu, bu sistem sayesinde nitelikli göçmen  nüfusunun Türkiye akademisine katılımı ve katkısının sağlandığını belirtti.
 
Gönül coğrafyasında akademik ve kültürel mirasın devamlılığı için  Türkiye olarak üzerimize düşen tarihi sorumluluğu yerine getirdiklerine ifade  eden Oktay, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dile getirdiği 'Dünya 5'ten büyüktür"  ifadesinden ilham ve güç alarak faaliyet gösteren yumuşak güç kurumları ve sivil  toplum kuruluşlarının bu yönde çalışmalarını sürdürdüğünü vurguladı.
 
TİKA aracılığıyla sadece son 3 yılda Balkanlar'dan Orta Asya'ya, Orta  Doğu'dan Afrika'ya kadar pek çok coğrafyada 250'ye yakın ecdat yadigarı eserin  restore edilerek ayağa kaldırıldığını, 2017 yılı boyunca aralarında Cerablus  Medrese Tehtani Muhdes Okulunun da bulunduğu 33 eğitim tesisinin inşa edildiğini,  89 eğitim tesisinin yenilendiğini hatırlatan Oktay, Irak'ın başkenti Bağdat’ta  bulunan, Türkmen çocukların gittiği tek anaokulu olan Aynur Anaokulu da bu  kapsamda yenilendiğini söyledi.
 
"İlmin ve hikmetin safında yer alacağız"
 
Tarihin ilk üniversitelerini topraklarında barındıran bir ülke olarak  cihanşümul bilim anlayışını geleceğe taşıyacaklarına dikkati çeken Oktay, şunları  kaydetti:
 
"2023 hedeflerimiz doğrultusunda hakkın, ilmin ve hikmetin safında yer  alacağız. İnsanlığın yarını için atılan hiçbir adımın kolay olmadığının  bilinciyle, birlikte üreten ve paylaşan bir toplumu yine birlikte inşa edeceğiz.  Ülkemizin üniversitelerinde yetişmiş mimarlar, Ortadoğu’yu gönül dünyasındaki  estetik anlayışını eserlerine yansıtarak onaracak, tıp fakültelerimizde okumuş  doktorlar açılan yaraları saracak, Türkiye mezunu avukatlar her alanda hakkı  savunacaktır. Akademik ilerlemede de 'Umut Türkiye'dir' diyerek ülkemizin  üniversitelerinde eğitimlerine devam eden misafir öğrencilerimiz, yabancı  araştırmacılarımız ve onların ortaya koydukları akademik üretim hepimizin  zenginliğidir. Uluslararası toplumu Ortadoğu'da kaybolmaya yüz tutan ortak  bilimsel mirası korumak için işbirliğine davet ediyorum. Gelin hep birlikte  elimizi taşın altına koyalım.
 
Ortadoğu’da savaşlara rağmen ayakta kalmaya çalışan bilimsel ve  kültürel miras hepimizindir. Bu gibi çalışmaların sonucunda inanıyorum ki  Ortadoğu’nun çatışma ve istikrarsızlıklar ile değil yeniden inşa, ilerleme ve  refah ile anılacağı günler gelecektir. Bu proje sayesinde, Ortadoğu’da akademik  mirasın korunması konusunda yeni politikalar ve stratejiler belirlenecektir."

ETİKETLER