Gazetevatan.com » Yazarlar » Kadir Gecesi

Kadir Gecesi

21 Haziran 2017 Çarşamba


Sevgili okuyucularımın mübarek Kadir Gecelerini tebrik ediyor ve bağışlanmamız için vesile olmasını diliyorum.

Aşağıdaki değerlendirmeler evliyanın kutuplarından İbn-i  Arabi hazretlerinin Fütuhat-ı Mekkiyye eserinin 5. Cildinden alınmıştır:

‘...Bilmelisin ki, insan, Kadir Gecesi’ne tesadüf ederse, bu, Allahü tealanın kendisine ihsanda bulunduğu bin aydan daha hayırlıdır.

... Allahü teala Kadir Gecesi’nin bin aya bedel olabileceğini söylememiş, her hangi bir vakit belirtmeksizin bin aydan daha üstün saymıştır. Bu geceye ulaşan kul, bin seneden fazla (ama) belirsiz bir sürede ihlaslı bir halde Rabbine itaat etmiş gibidir. Başka bir örnek ise, doğal ömrü aşarak, ölümü zorunlu olsa bile bilinmeyen bir ömre ulaşan kimseye benzer. Fakat bu ölümün doğal ömrü aştıktan sonra tek bir nefesle mi, ya da binlerce yıl sonra mı gerçekleşeceği bilinemez. Sınırlı sayılmadığından Kadir Gecesi’nin durumu da böyledir.

... Peygamber (aliyhisselam) bize ‘Kadir Gecesi’ni arayın’ diye emretti. Bunun amacı, yolculuktan gelen kişi gibi Kadir Gecesi’ni beklememizdir. Yolcu yolculuktan dönerken hali vakti yerindeyse- kendisini karşılayan ailesine hediye getirmelidir. İnsanlar onu karşılayıp bir araya geldiklerinde, onlar için hazırladığı hediyeleri verir, çünkü bunlar, onların hakkındaki kaderlerdir. Bu sebeple onlar sevinir. Bir kısmının hediyesi Rabbine kavuşmak, bir kısmının hediyesi ilahi yardım ve korunmadır. Herkes, takdir edenin vermeyi ve ihsan etmeyi dilediği şeye göre hediyesini alır.

... Allahü teala Peygamberine şöyle hitap eder: ‘Senin geçmiş ve gelecek günahlarını affetsin diye...’ Müslim ve Nesai, Ebu Hureyre’den Peygamberin (aleyhisselam) şöyle dediğini aktarır: ‘Kim Kadir Gecesi’ni ayakta geçirirse...’ (Geceyi ayakta geçirmek, namaz kılmak demektir. Dini terminolojide geceyi ayakta geçirmenin bilinen anlamı budur.) Müslim’de şu ifade vardır: ‘İman ederek ve Allahü tealadan umarak kim o geceye ulaşırsa..’ ‘Onun geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır.’ Şöyle der: ‘Onun günahı, mahcup olmayacak şekilde örtülür.

...Güvenilir bir rivayette: ‘Kul bir günah işleyip bu günahı bağışlayacak ve onu cezalandıracak bir Rabbi olduğunu bildiğinde, Allahü teala üçüncüde şöyle der: ‘Dilediğini yap, seni bağışladım.’

...Sevgili peygamberimiz (aleyhisselam) şöyle buyurur: ‘Onun iyiliğinden mahrum olan kişi, mahrum kalmıştır.’ Engellemenin kalkmasından daha büyük hayır olabilir mi? İşte bu, dünyadaki Cennettir.

...Kul, her ne vakit kulluğuyla özdeşleşmek isterse, kendi değeri küçülür ve en sonunda kendisini aslı olan yokluğa katar. Bundan daha değersiz bir şey de yoktur. O halde, yaratılmışın nefsinden  değersiz bir şey yoktur.

Bu gece, aynı zamanda ‘Kadir Gecesi’ diye isimlendirildi. Bunun amacı, huzur sahiplerinin o gecede kendi değerlerini, başka bir ifadeyle değersizliklerini öğrenmelerini sağlamaktır. Varlıkların en yoksulu, bir muhtaca muhtaç olan kimsedir. Öyleyse insandan yoksulu yoktur, çünkü Allahü tealayı ondan daha iyi bilen yoktur(yoksunluk ve izzet çelişkisi). Bu bilginin nedeni ise insanın toplayıcılığı, aklı ve kendini bilmesidir.’

Kendini bilen de Rabbini bilip, mutluluğa ermiştir. Ne mutlu onlara!