Gazetevatan.com » Yazarlar » Vekalet savaşları

Vekalet savaşları

14 Haziran 2017 Çarşamba


Köroğlu’na mal edilen; ‘delikli demir çıktı, mertlik bozuldu!’ sözü geçerliliğini her geçen gün arttırıyor.

Bu denli sakil halin daniskasını; Sayın Cumhurbaşkanımızın her daim işaret ettiği; ‘dünya 5’ten büyüktür!’ şeklindeki dosdoğru tespitinin karşılık bulmamasında görmekteyiz.

Nasıl karşılık bulsun ki; yaşamakta olduğumuz dünyada, alan da veren de razı durumda! Alanın emperyal güçler olduğunu ve aldıklarının keyfini sürdüğünü anlıyoruz da; verene ne oluyor derseniz?..

Verenler de emperyalistlerin genel valileri konumunda olduğu ve efendileri tarafından o makamlara, kör nefislerini tatmin uğruna oturtulduğu için; alma-verme işlemi emme-basma tulumba gibi çalıştırılıyor. Ülkeler, koltuk sevdalısı bir avuç insanın keyfi için peşkeş çekiliyor; buralardaki despot yönetimler ve insan hakları ihlalleri kimseyi rahatsız etmiyor!

Bir İngiliz’in mahut genel valilere söylediği gibi: ‘halklarınız sizin elinizde esir ama siz de bizim elimizde esirlersiniz; unutmayın!’

Haini bol, dünyanın bu en eski coğrafyasında; ne Afganistan’daki Topal Molla’lar, ne Irak’taki Kestizani Mollaları ve DEAŞ’ın Bağdadileri, ne Türkiye’deki F.Gülen ve Abdullah Öcalan hainleri ve daha niceleri biter.

Orta-Doğu coğrafyasını, Osmanlı’dan sonra; her köşede bir çıbanbaşı bırakmak ve günü geldiğinde fitne çıkarmak için İngilizler dizayn etti.

İki ana hedeften bir tanesi, İsrail’in güvenliğini sağlamak; onun için tehdit unsuru olabilecekleri önlemek ve bölgenin kaynaklarına ulaşmak…

İkinci Cihan Savaşı’ndan sonra, bölgeye ABD dadandı. ABD bunu İngilizler gibi sinsice yapmadı; Amerikanvari yani, yankimetotlarıyla yaptı; üstelik İngiltere’yi de yedeğine aldı.

Böylece İsrail, çelikten şemsiyeye kavuştu; o da bu denli güvenle; Arz-ı mev’ud’a (Fırat’tan Nil arası) yelken açmanın hesaplarına girişti.

Arap Baharı olarak başlatılan sözde demokrasi arayışları fiyasko ile bitti. Hedef, taşları yerinden oynatmak ve bölge ülkelerini hem içeriden ve hem de dışarıdan savaşlara sokmaktı.

Bunun için de; tarih boyu geçer akçe olan din (mezhep) ve etnisite (ırkçılık) maden gibi işletildi. Onlar da biliyor ki; bu iki maden ocağının her daim müşterisi vardır ve mebzul (bol) miktardadır.

Vaktiyle cetvelle sınırlarını çizdikleri sun’i devletçikleri, bu denli iç ve dış savaşlarla parçalamak ve küçük dilemler halinde İsrail’in önüne sürmek istiyorlar. Böylece bir taşla kaç kuş vurmuş oluyorlar?

Belli ki şeytan, bu emperyalist güçlerin eline su dökemez. Zira öylesine kirli savaşlar icra ediliyor ki; karşılıklı olarak milyarlarca dolarlık silah satarak Müslümanı Müslümana kırdırdıkları yetmiyor; üstüne üstlük bir de savaş tazminatı adı altında kendileri haraca bağlanıyor!

Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul;

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

‘Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa;

Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!..’ (N.Fazıl)