Gazetevatan.com » Yazarlar » Sandığın dili -1-

Sandığın dili -1-

19 Nisan 2017 Çarşamba


Evet ve hayırları ile bu referandumun kazananı; yüzde 85 gibi katılımla demokrasimizi taçlandıran aziz milletimizdir. Demokrasinin beşiği ülkelerde bile bu oran, yüzde 50’lere zor çıkıyor.

Yenilen pehlivan güreşe doymazmış; bu yüzden olsa gerektir ki, kaybedenlerin mızıkçılığı her daim olduğu gibi, şimdi de ve şimdiden sonra da olmaya devam edecektir. Doğrusu Türkiye’miz, 1950 yılından beri çok sağlıklı şekilde seçimlerini başarılı ile sürdürmektedir ve hiç kimsenin; başta AGİT gibi kuruluşların, Türkiye’deki seçimlere söz söyleme hak ve salahiyetleri yoktur ve olamaz.

Zira Türkiye’mizin bu haline, dün olduğu gibi, bugün de tüm dünya gıpta ile bakmaktadır.

18 maddelik kısmi anayasa değişikliği ile milletimiz tarihi bir karar vererek, yönetim sisteminde: kendine yeni bir yol çizmiş ve yepyeni ufuklar açmıştır.

Böylece; içerideki ve dışarıdaki tüm vesayet odaklarının çanlarına ot tıkılmış oldu!  Artık söz de karar da ve icraat da milletindir. Bundan böyle hiçbir dahili ve harici şer güç, bu millete emir veremeyecek; bu milleti, kendi kötü emellerine alet edemeyecektir.

Bundan böyle; bu ülkede koalisyonlar dönemi bitmiş, siyasi istikrar dönemi, kesintiye uğramaksızın başlamıştır. Diğer bir ifade ile kalkınmanın ve medeni ülkelerle yarışmanın fitili ateşlenmiştir.

Bu referandumla siyasi partiler yarışmadı; ‘Hayır’ tarafının isimsiz yarışması lehlerine olmuş ve bu durum; özellikle kararsız oyları kendi tarafına çekmiştir.

Bu tarihi kararda MHP lideri sayın Devlet Bahçeli’nin kararlı tutumu, her türlü takdirin üzerindedir. Bahçeli olmasaydı, bu tarihi karar metni gündeme bile alınamayacaktı.  Sayın Bahçeli, FETÖ’nün MHP’yi ele geçirme operasyonunu görüp, zamanında müdahale etmiş ve MHP’yi büyük bir badireden kurtardığı gibi ülkemiz için yeni ufukların kapısını açmıştır.

Muhalif kanadın ne yapmak istediği ortadadır; MHP’yi tümü ile ele geçirmek; bu olmadığı takdirde, partiyi bölüp yeni bir parti kurmaktır. Bahçeli, tüm bu tehlikeleri bizzat görüp yaşadı; bundan sonrasında da partisini kaptırmamak ve böldürmemek için gerekli tedbirleri süratle almalıdır.

Bu referandum göstermiştir ki; MHP için FETÖ tehlikesi dimdik ayaktadır ve partiyi, için için kemirmektedir!

Bu referandumla partili cumhurbaşkanlığının yolu açılmıştır; sayın Erdoğan bir an önce AK Parti’ye üye kaydını yaptırmalı, şimdilik mevcut Genel Başkanla el ele vererek;  partiyi A’dan Z’ye yeniden dizayn etmelidirler. Bu dizaynda, özellikle ayrık otlarının temizliğine gerekli özen gösterilmeli ve her kademedeki FETÖ’cüler partiden atılmalıdır.

Yine bir an önce Olağanüstü Kongre’ye gidilmeli; oluşturulacak her kademedeki parti yönetim kadroları;  FETÖ ile mücadele eden ve bu uğurda gözünü budaktan esirgemeyen kişilerden seçilmelidir.

Doğu ve Güney-Doğu’daki AK Parti oyları; bir kısım yerlerde yüzde 10, diğer bir kısım yerlerde yüzde 20’ler civarında artış göstermiştir. Bu bölgelere yönelik uygulamayı, derhal yürürlüğü sokmalı ve bunun demokratik hak ve hürriyetler ile kalkınma endeksli olmasına itina gösterilmelidir.

Bütün bunlar yapılırken; terörle mücadeleden asla taviz verilmemeli; bilakis, üstüne üstüne gidilip terörün kökü kazınmalıdır. Terörün olduğu yerde ne kalkınmadan ve ne de insan hak ve hürriyetlerinden bahsedilebilir.  Sandığın dili konulu yazımızı sürdüreceğiz.