Gazetevatan.com » Yazarlar » Milletvekilinin görevi

Milletvekilinin görevi

03 Mart 2017 Cuma


Millet, vekilini yasama görevlisi olarak seçip parlamentoya gönderiyor. Yani halk, kendisi için gerekli kanunları çıkarsın diye vekil seçiyor. Oysa ki, bizdeki sistemde; seçilen vekil gerektiğinde bakan oluyor (yürütme-hükümet üyesi).

Kabine üyesi bu kişi, kendi ilinden ne kadar bağımsız ve bağlantısız iş yapabilir? Yönettiği bakanlığa bağlı kurumların bölge müdürlüklerini kendi illerine taşıtan az mı bakan gördük?

Veya devletin imkanlarını; kendi illerine peşkeş çeken ve daha fazla ihtiyaç sahibi varken kendi illerindekileri önceleyen nice bakanlar görmedik mi?

06.11.1984’te 18587 sayılı yasayı çıkarmışız. Bu yasanın 3. Maddesinde: ‘ TBMM üyeleri ayrıca; 2. Maddede belirtilen kurum ve kuruluşlarda ücret karşılığı iş takipçiliği, komisyonculuk, müşavirlik yapamazlar…’ denmesine rağmen; bizim sistemimizde milletvekilliği dendiği zaman; iş ve ihale takip eden, bürokrat ataması yaptıran anlaşılmıyor mu?

Bunun başlıca sebebi ise, yürütme (hükümet) ile yasamanın (Meclis) iç içe girmesidir. Ayrılıkları kağıt üzerinde ve yalnızca şeklendir. Zira bakan olan kişi, aynı zamanda, illerden seçilip gelen yasama üyesi, parlamenterdir.

Bakınız; lobiciliğin ana vatanı olan ABD’de ki, burada bakanlar Kongre’nin(parlamentonun) dışından atanır- yasalar ne diyor: (Bill Clinton) dönemi düzenlemeleri: 1-Beyaz Saray’da görev yapan kişiler, buradan ayrıldıkları tarihten itibaren 5 yıl süreyle lobicilik yapamaz, lobicilik yapan şirketlerde çalışamazlar. 2-Üst düzey yönetici konumundaki bakanlar, ömürleri boyu yabancı hükümetler için lobi faaliyeti yapamazlar. 3-Üst düzey ticaret temsilcileri de, görevlerinin bitmesinden sonra, yaşamları boyunca çok uluslu şirketleri ve yabancı hükümetleri temsil edemezler..

Bizdeki çorba olan sistemimizde ise, koskoca MİT müsteşarını, emekli olduktan sonra falan şirketin yönetim kurulu üyesi olarak görmedik mi? Eski bakanların hangi işlerle iştigal ettiklerine bir bakın; bu durum ne kadar etik?

Milletvekillerinin iş takipçiliği sistemi kokuşturuyor ve o görkemli görevlileri halkın gözünden düşürüyor! Bundan da vahimi ise, yaşla kuru bir arada değerlendirilip; koskoca siyaset dünyası tu-kaka ediliyor.

Bu hususu, bizim bir kısım meslektaşlarımız da bilerek veya bilmeyerek maalesef körüklüyorlar. Örneğin: Anlı şanlı gazetecilerimiz(!), 2 yıl milletvekilliği yapanların emekli hakkı olduğunu söyleyip yazdılar ve halkın büyük çoğunluğunu bu yalana inandırdılar.

Halbuki milletvekillerinin emekli olmada, diğer çalışanlardan (memur-işçi) hiçbir farkı yoktur. Aynı sürede çalışmak ve prim ödeme zorunluluğu vardır.

Getirilmek istenen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, vekil, vekilliğini bilecek; onun saygınlığını koruyarak yasa çıkaracak ve denetim yapacak. İş takipçiliğinden ve kötü algılanmaktan kurtulacak.

Anayasa değişikliğine hayır diyen muhalefet, yetkinin tek elde toplanacağından şikayetçi. Bu cümleden olarak şunu dillendiriyor: ‘ Anayasa Mahkemesi üyelerinin yarısını Cumhurbaşkanı, diğer yarısını Parlamento belirliyor.. Parlamentodaki çoğunluk, zaten iktidar partisinin elinde olduğuna göre; onları da Cumhurbaşkanı belirlemiş oluyor!’

Bu durum demokrasinin doğasının gereği değil midir? Parlamentonun çoğunluğunu sen elinde bulunduramıyorsan; bunun kabahatini neden cumhurbaşkanında arıyorsun? Atamalar, Parlamento tarafından yapılır deniyor; şu parti, bu parti tarafından denmiyor ki!

Parlamentoda çoğunluğu sizler temin edin, atamaları da sizler yapın; demezler mi adama?

Yoksa; eskiden olduğu gibi; güdümlü üç-beş vasi mi yapsın bu atamaları?!

Demokrasiden ne anladığınızı açıklayın artık; seçilmişlerin mi dediği olacak; atanmışların mı?!