Fransa'daki Türkler en çok töre ve aile içi suçlardan tutuklanıyor

DHA |  25 Kasım 2005 Cuma - 10:56 | Son Güncelleme : 25 11 2005 - 10:56

Kadınlara yönelik şiddet vakaları, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla daha yoğun bir şekilde tartışılırken, Fransa'da yaşayan Türk vatandaşları arasındaki suç oranlarında, 'namus' kaynaklı suç ve cinayetler ile aile içi şiddetin ağırlık taşıdığı belirtildi


DHA'nın edindiği bilgilere göre, Paris çevresindeki 40 cezaevinde bulunan Türk mahkumların yüzde 60'ı aile içi suçlar nedeniyle ceza aldı.

Fransa'da yaşayan yaklaşık 450 bin Türk vatandaşı arasında suç işleme oranının genel olarak düşük olduğuna dikkat çeken yetkililer, Paris çevresindeki 40 cezaevinde 123 Türk vatandaşı bulunduğunu söylediler. Bu 123 kişiden 65'inin hüküm giymiş olduğunu, 58'inin ise henüz mahkum edilmemekle birlikte tutuklu bulunduğu bilgisini veren kaynaklar, mahkum olanların yüzde 71'inin, yani 46 kişinin cezalarının adli suç suçlar nedeniyle verildiğini belirttiler. Adli suçların yüzde 5'inin ise sübyancılık suçları olduğu kaydedildi. Buna göre, 3 Türk vatandaşı sübyancılık nedeniyle ceza almış durumda bulunuyor. Hüküm giymiş olanların yüzde 60'ının, yani 35 kişinin de aile içi suçlar nedeniyle ceza aldıkları öğrenildi. Bunlar arasında töre cinayetleri ve cinayete teşebbüs vakaları yer alıyor.

KISKANÇLIK DA TECAVÜZ İHBARI NEDENİ
Aile içi şiddet davaları arasında, eşini kendisine tecavüz ettiği iddiasıyla şikayet eden Türk kadınlarından, ailesini Türkiye'de bırakıp Fransa'ya çalışmaya gelen Türk işçilerin burada arkadaşlık kurduğu kadın arkadaşlarının kıskançlık krizleri sonucu yine tecavüz suçlamasıyla ihbar edilmesi bulunuyor.

"Örneğin sabah eşi kendisine para bırakmadı. Kadın karakola gidip, eşinin kendisine tecavüz ettiğini iddia ederek şikayetçi olur. Böyle vakalar var. Ya da bazı vatandaşlarımız çalışmak amacıyla buraya geliyor. Ailesi ise Türkiye'de. Burada yeni bir ilişkiye başlıyor. Ancak aile birleşimi ile ailesini getirmeye kalktığında, buradaki sevgilisi kıskanıyor ve polise gidip yine tecavüz suçlamasıyla şikayetçi oluyor" açıklamasıyla, yasaları suistimal eden bazı şikayetlere de dikkat çekildi.

Kadınlara yönelik şiddet olaylarının sık olduğu belirtilirken, pek çok olayın karakola yansımadığı ya da karakol aşamasında 'barışma' yoluyla da çözülebildiği için belirli bir istatistik elde edilmesinin zorluğuna da dikkat çekiliyor.

'İTHAL DAMAT' SUÇLARI
Fransa'daki Türk toplumunu çok yakından izleyen ve DHA'ya bilgi veren bir başka yetkili ise, istenmeyen evlilikler sonucu yaşanan sorunların ardından işlenen suçlara da dikkat çekti. Zorla evliliklerin ardından yaşanan geçimsizliklerin aile içi şiddette belirleyici bir etken olduğunun altı çizildi.

Fransa'daki Türkler arasındaki sosyal, kültürel çalışmalarıyla tanınan Paris merkezli ACORT derneği ise ocak ayı içinde Fransız Meclisi'nde "evlilik biçimleriyle' ilgili bir toplantı düzenliyor.

Özellikle yaz aylarında zorla evlilikler, görücü usulüyle evlilikler ve Türkiye'den gelin-damat 'ithali' yoluyla evliliklerde artışlar yaşanıyor ve bu da ciddi sosyal sorunları, geçimsizlikleri beraberinde getiriyor.

FRANSIZ CEZAEVLERİ AVRUPA'NIN EN KÖTÜSÜ
Koğuş sisteminin bulunmadığı Fransa'da, Türk tutuklu ve hükümlüler de, günde sadece 2 saat havalandırmaya izin verilen ve 2 ya da üç kişinin kalabildiği hücre tipi cezaevlerinde kalıyor. Fransa Adalet Bakanlığı'nın , her mahkum için günde 4-5 euro civarı yemek ödeneği verdiği belirtildi.

Ülke genelinde 51 bin 129 kişilik kapasiteye sahip olmasına rağmen bunu yüzde yüzde 10'dan fazla bir oranda aşarak 56 bin 595 kişinin tutulduğu Fransız cezaevleri, Avrupa Konseyi tarafından ciddi bir şekilde eleştiri konusu oluyor. Geçtiğimiz aylarda, 32 Avrupa ülkesini kapsayan bir dizi inceleme gezisi kapsamında Fransa'yı ziyaret eden Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Alvaro Gil-Robles, cezaevlerindeki durumu sert bir ifadeyle eleştirmişti.

GEÇEN YIL 20 YENİ CEZAEVİ İÇİN İHALE DUYURUSU YAPILDI
Avrupa Konseyi temsilcisi, Fransa'daki cezaevlerinin tüm Avrupa'daki en kötü hapishaneler olduğunu söyledi. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Gil-Robles, Fransa'da ziyaret ettiği cezaevlerinden örnekler vererek, "hiç vakit kaybetmeden" kapatılması gereken cezaevleri bulunduğunu kaydetti.

Gil-Robles, France Info radyosunda yayınlanan demecinde, Paris yakınlarında bulunan ve zemin katın da altındaki bölümlerinde havasız koşullarda tutukluların kaldığı Saint Denis'deki bir tutukluluk merkezini örnek verdi. Gil-Robles, önümüzdeki günlerde yayınlanacak bir raporla Fransız cezaevleriyle ilgili eleştirilerini resmi olarak da kayıtlara geçirmiş olacak.

Fransa Adalet Bakanlığı ise, yıllardır eleştiri konusu olan cezaevlerindeki iyileştirme programı için düğmeye basıldığını ve Temmuz 2004 itibarıyla 20 yeni cezaevi yapımı için ihale duyurusu yapıldığını açıklamıştı.

KARISINI 'İÇİNE CİN GİRDİ' DİYE ÖLDÜREN ARAP TUTUKLU İNTİHAR ETTİ
Cezaevinde doktor olarak görev yapan Veronique Vasseur'un 2000 yılında yazdığı bir kitap cezaevlerindeki durumu gözler önüne sermişti. Bomba etkisi yapan bu kitaptaki beyanlar üzerine parlamento araştırma komisyonu kurulmuş ve milletvekilleri ile senatörlere cezaevlerini ziyaret etme imkanı verilmişti.

Fransız cezaevlerinde yaşanan bazı olaylar ise kamuoyuna yeterince yansımıyor. Bunların en ilginç örneklerinden biri ise, Arap bir tutuklunun intiharı. Söz konusu tutuklu, karısını 'içine cin girdi' iddiasıyla öldürdükten sonra tutuklanmış, ardından da cezaevinde intihar etmişti.

ETİKETLER

0