FETÖ'nün karanlık yüzü Washington'da anlatıldı

AA |  16 Temmuz 2019 Salı - 20:35 | Son Güncelleme : 16 07 2019 - 20:35

ABD'de katıldığı programda Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) karanlık yüzünü anlatan emekli Orgeneral Ergin Saygun, "O (Fetullah Gülen) asla bir din adamı değildir, Amerika'da böyle değerlendirilmesi tamamen yanlıştır, onun yandaşları da asla merhameti olmayan kişilerdir." dedi.


Washington merkezli düşünce kuruluşu Türk Miras Vakfınca (THO)  organize edilen "15 Temmuz Darbe Girişiminin 3. Yıl Dönümünde Türk-Amerikan  İlişkileri" başlıklı panele emekli Orgeneral Saygun ve eski Kongre üyesi Ed  Whitfield konuşmacı olarak katıldı.
 
Panelin moderatörlüğünü FETÖ'nün ABD'deki okullarıyla ilgili "Killing  Ed" adlı belgeseli hazırlayan Mark Hall yaptı.
 
Oturumun başında açılış konuşmasını yapan THO Başkanı Ali Çınar,  FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminin 3. yıl dönümünde gelinen süreci ve  Türk-Amerikan ilişkilerinin son durumunu değerlendirmek amacıyla paneli  düzenlediklerini anlattı.
 
Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç da Türk halkının 15  Temmuz gecesi yaşadıklarını asla unutmayacağını söyledi.
 
"Pensilvanya'da rahat şekilde oturuyor olması kabul edilemez"
 
Büyükelçi Kılıç, NATO müttefiki olarak ABD'nin özellikle elebaşı  Fetullah Gülen'in iadesi konusundaki isteksiz tutumunu eleştirerek, "Türkiye'nin,  elebaşının halen Pensilvanya'da rahat bir şekilde oturuyor olmasını kabul etmesi  mümkün değildir." değerlendirmesinde bulundu.
 
Emekli Orgeneral Saygun da FETÖ'nün özellikle Balyoz Davası ve benzeri  davalarla kendisini ve kendisi gibi isimleri nasıl hedef aldığını anlattı.
 
"ABD'de Gülen'in kim neden koruyor?"
 
Saygun, FETÖ'nün yargı ve emniyetteki uzantılarının kendisi gibi çok  sayıda ismi hukuksuz yere hapse attığını belirterek, "En basit tedavi olma  hakkımızı dahi bize çok gördüler. Bize karşı o kadar merhametsizdiler." dedi.
 
1999'da ABD'ye gelen Gülen'in 20 yıldır bu ülkede yasal şekilde  kimlerin korumasıyla yaşadığını merak ettiğini kaydeden Saygun, "Kimler, neden  Gülen'i bu ülkede koruyorlar? Bunu bilmeye hakkımız var." dedi.
 
"Gülen asla bir din adamı değildir"
 
ABD'de Gülen'in "ılımlı bir din" adamı olarak resmedilmesine  dayanamadığını ifade eden Saygun, "O (Gülen) asla bir din adamı değildir,  Amerika'da böyle değerlendirilmesi tamamen yanlıştır, onun yandaşları da asla  merhameti olmayan kişilerdir." şeklinde konuştu.
 
Türk-Amerikan ilişkilerindeki güncel meselelere de değinen Saygun,  ABD'nin son yıllarda Türkiye'ye yönelik kabul edilemez adımlar attığını söyledi.
 
"Geri adım atarsak yeni talepler gelecek"
 
Türkiye'nin F-35'leri alması durumunda bölgesel denklemlerin  etkileneceğini ve İsrail'in hava üstünlüğünü kaybedeceğini savunan Saygun, "Eğer  biz S-400 meselesinde geri adım atsak yeni bir talep gelecek, sonra İran gündeme  gelecek, Kıbrıs gündeme gelecek, vesaire. Problem, F-35'leri Türkiye'ye  vermemektir. Bunu istemiyorlar. Asıl mesele, İsrail'in ve bölgedeki enerji  kaynaklarının güvenliği meselesidir." görüşünü paylaştı.
 
Saygun, ABD'nin S-400 meselesinden dolayı Türkiye'ye muhtemel bir  ekonomik yaptırım uygulaması konusunda, "Türkiye'yi NATO'ya ihanetle kimse  suçlamasın, ekonomik yaptırım olursa önce siz dönüp aynaya bakmalısınız. ABD,  Türkiye'ye karşı yaptırım dilinden vazgeçmeli." yorumunu yaptı.
 
 "Türkiye'nin bağımsız bir dış politika gütmesinden ABD mutlu değil."  diyen emekli Orgeneral, ABD'nin, Türkiye'nin bölgesel güç olmasını istemediğini  anlattı.
 
 "Diyalog ve diplomasi yolları açık olmalı"
 
Eski Kongre üyesi Ed Whitfield da iki ülke arasındaki tüm diyalog ve  diplomasi yollarının her zaman açık olması gerektiğini dile getirdi.
 
"İlişkilerimizdeki sorunları gidermenin tek yolu diplomasi  kanallarımızın daima açık olmasıdır." diyen Whitfield, bu bakımdan ilgili kurum  ve liderlere büyük iş düştüğünü anlattı.
 
Gülen'in iadesi konusunda bugüne kadar Türkiye'nin birçok belgeyi  sunduğunu kaydeden eski Kongre üyesi, buna karşın sürecin çok yavaş ilerlediğini  söyledi.
 
Oturum başkanı Mark Hall da FETÖ'nün özellikle ABD'deki sözleşmeli  okullarından kazandığı parayla siyasi etki satın alabilmek için tüm yolları  denediğini vurguladı.

ETİKETLER