FETÖ'nün iş dünyası yapılanması davası

AA |  12 Mart 2019 Salı - 15:35 | Son Güncelleme : 12 03 2019 - 15:35

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, kapatılan TUSKON'un başkanı Rızanur Meral ve genel sekreteri Mustafa Muhammet Günay ile Ömer Faruk Kavurmacı ve Faruk Güllü'nün de aralarında bulunduğu 86 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.


Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) iş dünyası  yapılanmasına yönelik FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, kapatılan TUSKON'un başkanı  Rızanur Meral ve genel sekreteri Mustafa Muhammet Günay ile Ömer Faruk Kavurmacı  ve Faruk Güllü'nün de aralarında bulunduğu 86 sanığın yargılandığı davanın 13.  duruşması başladı.
 
İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları  karşısında bulunan salonda yapılan duruşmaya, 9 tutuklu, 13 tutuksuz sanık ve  avukatları katıldı.
 
Duruşmada, Cumhurbaşkanlığı avukatı ve bazı müştekilerin avukatları da  hazır bulundu.
 
Talepler için söz verilen tutuklu sanık Faruk Güllü, örgütsel bir  faaliyette bulunduğuna dair tanık beyanlarının bulunmadığını, 4 Aralık 2017’den  bu yana bilirkişi raporunun henüz dosyaya gelmemiş olmamasının kendi kusuru  olmadığını, bilirkişi raporları gelmeden salıverilen sanıkların bulunduğunu  söyledi.
 
Sanık Güllü,  şirketinde 25 aydır kayyum bulunduğunu, şirketin kaya  gibi korunduğunu, delil karartma durumunun bulunmadığını ifade ederek, sözlerini  şöyle sürdürdü:
 
"Tüm belgeleri kendi elimle verdim. 'Kuvvetli suç şüphesi var'  denilmektedir. Bu cümleyi anlamakta zorlanmaktayım. 30 aydır tutuklu olmam, hak  ihlalidir. Benim Avrupa’da oturma iznim olduğu halde ülkeyi terk etmedim.  Tutukluluk süresinde 60 kilograma düştüm, hastalıklarım ortaya çıktı. Sağlık  kurulunda üçer dakika odada durarak, Adli Tıp Kurumu’na sevk edildim. 8-10 dakika  sürmeyen bir muayeneden sonra beni çıkarttılar ve cezaevine gönderdiler. Midem  küçüldüğü için yemek yiyemiyorum, kilo alamıyorum. Dişlerim döküldü, 6’sı sağlam  12’si çürük, 4 tanesi takmadır."
 
Kendisiyle ilgili sağlık raporunda rahatsızlıklarının tam  görülmediğini savunan Güllü, tutuklu kaldığı süre uzadıkça diğer  rahatsızlıklarının daha da arttığını belirtti. Sanık Güllü, 30 aylık tutukluluğu  göz önüne alınarak tahliyesini istediğini dile getirdi.
 
Mahkeme, ara kararını açıklamak için duruşmaya ara verdi.
 
Ceza istemleri
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu  tarafından hazırlanan iddianamede, firari sanıklar Gülen, Meral ve Günay  hakkında, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "TBMM'yi ortadan  kaldırmaya teşebbüs" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya  teşebbüs" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet, "terör örgütü kurmak ve  yönetmek" suçlarından ayrı ayrı 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapis cezası ve "örgüt  suçu kapsamında özel belgede sahtecilik" suçundan da ayrı ayrı 1 yıldan 3 yıla  kadar hapis cezası isteniyor.
 
Sanıklardan Ramazan Erdem, Serkan Ercan ve Süleyman Tari'ye "örgüt  suçu kapsamında özel belgede sahtecilik" ve "silahlı terör örgütüne üye olmak"  suçlarından 8,5 yıldan on sekizer yıla kadar hapis cezası öngörülen iddianamede,  aralarında Ömer Faruk Kavurmacı ve Faruk Güllü'nün de bulunduğu 80 sanığın  "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7,5 yıldan on beşer yıla kadar  hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
 
İddianamede, sanıklarla ilgili sunulan deliller olarak da MASAK  raporları, şüpheli ifadeleri, sorgu tutanakları ile "Boran", "Demir" ve "Berat"  kod adlı gizli tanık anlatımları, TUSKON 5. Olağan Genel Kurulu sandık kayıt ve  hazirun listeleri, iletişim dinleme tutanakları, tanık Yüksel Yılmaz'ın  beyanları, ihbar tutanakları, kayyum olarak atanan TMSF raporları, "ByLock"  raporları, Bank Asya hesap dökümleri, Digitürk cevap yazısı, İl Dernekler  Müdürlüğü'nce gönderilen dernek üye kayıt listeleri ve sosyal paylaşım tespitleri  yer alıyor.
 
Tahliye edilip tekrar tutuklanmıştı
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu  tarafından başlatılan soruşturma sonucunda 8 Eylül 2016'da tutuklanan sanıklardan  Ömer Faruk Kavurmacı'nın avukatları, 1 Mayıs 2017'de 5. Sulh Ceza Hakimliği'ne  tutukluluğa itiraz başvurusunda bulunarak, tahliye talep etmişti. İtiraz  dilekçesini değerlendiren hakimlik, dilekçe ekinde sunulan özel bir hastanenin 18  Nisan 2017 tarihli sağlık raporundaki tespitleri değerlendirerek, Kavurmacı'nın  tahliyesine karar vermişti.? Silivri Devlet Hastanesi'nin "mahkumun hayatı için  kesin bir tehlike arz etmediği" şeklindeki sağlık raporu üzerine İstanbul 23.  Ağır Ceza Mahkemesi'nce çıkarılan yakalama kararı çerçevesinde yeniden gözaltına  alınan Kavurmacı, 17 Haziran 2017'de tutuklanmıştı.