FETÖ'cü Adem Huduti'ye verilen hapis cezası az bulundu

AA |  20 Mart 2019 Çarşamba - 12:42 | Son Güncelleme : 20 03 2019 - 12:54

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Malatya'daki Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi davasında "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçuna yardımdan 15 yıl hapis cezası verilen dönemin 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti ile ilgili hükmün bozulmasını istedi.


Malatya'daki darbe girişimine ilişkin davada, 15 yıl hapis cezasına  çarptırılan Adem Huduti hakkındaki karar, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3.  Ceza Dairesince yapılan inceleme sonucu hukuka uygun bulundu.
  
Bu karara yapılan itiraz üzerine dosya, Yargıtay Cumhuriyet  Başsavcılığına geldi. Başsavcılık tarafından hazırlanan tebliğname, davanın  temyiz incelemesini yapacak Yargıtay 16. Ceza Dairesine gönderildi.
 
Başsavcılığın tebliğnamesinde, sanık Adem Huduti hakkında "Cebir ve  şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan  kaldırmaya teşebbüs suçuna yardım etmek" suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine  ilişkin temyiz itirazlarının incelendiği belirtildi.
 
Suç tarihinde 2. Ordu Komutanı olan sanığın, Yurtta Sulh Konseyi  tarafından yayınlanan "Sıkıyönetim Mesaj Emri"nde "2.Ordu Komutanlığı görevine  devam" şeklinde tekrar görevlendirildiği, "Sıkıyönetim Mesaj Emri" sanıklar  Mustafa Serdar Sevgili, Zeki Karataş, Bahadır Erdemli ve Eyüp Kök tarafından  kendisine iletildiğinde mesajın kanunsuz olduğunu anlamasına rağmen ordu komutanı  olarak darbeninin önlenmesine yönelik herhangi bir emir ve talimat vermediği  aktarıldı.
 
 
 
Darbe teşebbüsü eylemi içinde aktif olarak bulunan albay Bahadır  Erdemli'nin sanığın makam odasına girerek "Başımıza geçerseniz mutlu oluruz"  demesi üzerine sanığın, "Oğlum ben ordu komutanıyım, zaten başınızdayım, siz  kimden emir alıyorsunuz?" demekten başka bu şahsın etkisiz hale getirilmesi  yönünde bir emir  ve talimat vermediği belirtilen tebliğnamede, şu ifadelere yer  verildi:
 
"Sanığın emir subayı binbaşı Sedat Kaya'nın darbe teşebbüsünde aktif  rol oynayan kişileri öldürmeyi teklif etmesine rağmen şahısların etkisiz hale  getirilmesi için emir ve talimat vermediği, darbe teşebbüsünde aktif rol oynayan  2 tuğgeneral ve 1 albayın sanığın odasına silahlı girmeye çalışmaları üzerine  emir subayı Sedat Kaya tarafından silahlarının alındığı, bu aşamada darbe  teşebbüsünde aktif rol oynayan bu kişilerin kolaylıkla etkisiz hale getirilme  imkanı bulunmasına rağmen sanığın yine bu kişileri etkisiz hale getirmeye yönelik  emir ve talimat vermeyerek, bu kişilerin eylemlerini devam ettirmelerini  sağladığı, Malatya Valisinin 2. Ordu bölgesinde bir sorun olup olmadığını  sormasına rağmen darbe teşebbüsü içinde olduğu anlaşılan kişilerin ismini  bildirmeyerek ufak sorunlar olduğunu söyleyip basit bir problem varmış gibi  göstermiştir."
 
 
"Darbe karşıtı bildiriyi zamanında yayınlamadı"
 
Tebliğnamede, suç tarihinde Van Jandarma Asayiş Komutanı olan İsmail  Metin Temel'in sanıkla telefonla görüşerek, "Komutanım hiyerarşiyi bozmayalım,  darbe karşıtı bildiri yayınlayalım" dediği, sanığın bunu telefonda kabul etmesine  rağmen zamanında bu bildiriyi yayınlamadığı belirtilerek, şu tespitler yapıldı:
 
"Darbeye teşebbüs eylemine katılan sanıkların darbe teşebbüsüne  yönelik eylemlerinin icrası sırasında onları engellemeye  yönelik herhangi bir  emir vermediği gibi bu yönde herhangi bir eylemde de bulunmadığı, ordu içerisinde  darbe karşıtı pek çok rütbeli ve rütbesiz asker olmasına rağmen sanığın bu  askerler yanında yer almayarak ve darbe teşebbüsünde aktif rol alan sanıkların  etkisiz hale getirilmesi için herhangi bir emir vermeyerek ve eylemde  bulunmayarak ihmali hareketler ile darbe girişiminin sürdürülmesine neden olduğu  anlaşılmıştır."
 
Tüm bu hususlar ışığında somut olayda, sanık Adem Huduti'nin olay  tarihinde Malatya 2. Ordu Komutanı olarak görev yaptığı hatırlatılan  tebliğnamede, askeri nizama ilişkin kanuni mevzuat ve bulunduğu konum gereği  sanığın birincil görevinin anayasal düzeni korumak olduğu ve bu hususta özel bir  hukuki yükümlülük altında bulunduğu vurgulandı.
 
 
 
Tebliğnamede, şunlar kaydedildi:
 
"Bu yönüyle anayasal düzeni korumak hususunda garantörlük  yükümlülüğünün bulunduğu, somut olayda sanığın  bu yükümlülüğünü bilerek ve  isteyerek yerine getirmemesi şeklinde gerçekleşen ihmali hareketi sonucu diğer  sanıkların suça konu vahim eylemleri gerçekleştirdikleri, bu nedenle sanığın  müşterek fail olarak Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesi gereğince 'Anayasayı  ihlal' suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm  kurulması, yasaya aykırı olduğundan ve bu nedenle müdafi ile katılan Türkiye  Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet  Savcısının temyiz talepleri yerinde görüldüğünden  hükümlerin Ceza Muhakemesi  Kanunu'nun 302/1. maddesi uyarınca bozulması, kamu adına talep ve mütalaa  olunur."
 
"Huduti, suça yardım mahiyetinde hareketlerde bulundu"
 
Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince açıklanan gerekçeli kararda, dönemin  2. Ordu Komutanı Adem Huduti'nin darbeye teşebbüs eylemine katılan sanıkları  engellemeyerek suça yardım mahiyetinde hareketlerde bulunduğu belirtilmişti.
 
Kararda, "Adem Huduti, FETÖ/PDY üyesi olmamasına rağmen darbe  teşebbüsünde aktif rol oynayanların etkisiz hale getirilmesi için zamanında etkin  karar vermediği, karargahtaki darbe teşebbüsü eylemindeki sürecin uzamasına neden  olduğu, böylelikle darbeye teşebbüs eylemine katılan sanıkların eylemlerinin  icrası sırasında onları engellemeyerek suça yardım mahiyetinde hareketlerde  bulunduğu kanaatine varılmıştır." tespiti yapılmıştı.