Gazetevatan.com » Yazarlar » Şelaleden elektrik üretmek

Şelaleden elektrik üretmek

08 Mayıs 2016 Pazar


 
Şelale Restoran diye bir yerde durduk Eskişehir’den İstanbul’a gelirken. Telefonları şarja koymak için priz sorduğumuzda bize 80’lerden kalma gibi gözüken bir kutuyu işaret ettiler. Üzerinde 199 yazıyordu kırmızı harflerle. Gelen akımı ölçüyormuş meret. Meğersem elektriklerini kendileri üretiyorlarmış restoranda. İnanamadım. Şelaleden elektrik üretmek mi? Helal size Şelale Restoran. 
 
Tam çıkacakken tarihi mezar taşları görüyoruz, sağdaki bir bahçede. Devlet izniyle kazı yapabildiklerini ve onları sergilediklerinden bahsediyorlar. İşte bu yüzden seviyorum Anadolu’yu gezmeyi. Büyük şehrin dumanında kaybolmuş bizlere ışık tutmaya, ilham vermeye devam ediyorlar.
 
Müzisyenlere vize kolaylığı
 
Dün okuduğum restleşme haberlerinden sonra vizesiz Avrupa yolu biraz daha uzadı sanırım. Sağlık olsun da zaten az olan ümidim yerini ümitsizliğe bırakmak üzere. Ben şanslıyım, maNga konserleri başladığından dolayı üç yıllık vizemi aldım Almanya’dan. Konsolosluğa da teşekkür ederim buradan. Bir gün vize kalkar mı bilmiyorum ama kültür-sanat ve iş dünyasının çalışanları en azından artık vizesiz girip çıkabilmeli Avrupa’ya. Müziğimizi ihraç edemememizin nedenlerinden birisidir bu. Bir müzisyenin istediği vakit yurt dışında çalabilmesi oldukça zor ve masraflı bir süreç. Bizim pasaport sistemimizde ayrıcalıklar sağlanmaz mı, bu giriş çıkışları kolaylaştırabilmek için? Biz Eurovision’a giderken gri pasaportlarla oldukça üst düzey bir muamele görüyorduk pasaport kontrollerinde mesela. Duvar suratlı bir memur bile, müzisyen kimliğimizden dolayı gevşiyor, hatta müzikten bahsetmeye başlıyordu. Tek evrensel dildir çünkü, müzik. Türkiye’de de yüzlerce grup ve müzisyen var, kaplarına sığmayan. Avrupa yapmıyorsa kolaylığını, biz onlar için bir şeyler yapmalıyız. Bir sistem geliştirmeliyiz. Bu yakışır bizim gibi büyük bir ülkeye. Tabii ki patates gibi hemen geri dönüşü beklememek lazım bu ihracattan. Zaten zor olanı da bu değil mi? Bizden sonraki nesillere bir şey bırakabilmenin cömertliği...
 
‘Her şey dahil’ yanlışlığı
 
“Her Şey Dahil” sistemi turizmimize büyük zarardır, kimse birbirini kandırmasın. Turizmci olmayabilirim ama dünyayı ve Türkiye’yi dolaşan bir meraklıyım. Dünyanın hiçbir yerinde yoksa bu sistem, biz dünyanın en ucuzcu turistlerini ağırlamaya devam ediyorsak, bir siyasi krizde tüm turizm sektörü çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorsa, “her şey dahil” gibi birçok sistem parçası artık tartışılmalı ve baştan inşaa edilmeli. Kuzey ülkelerinden Alanya ve Antalya’ya çok rağbet var. Onlarla ilgili çok önemli projeler var. Geliştirilmeye de çok açık. Özellikle futbol burada çok önemli bir katalizör. Bir gün “ilgili” bir belediye bulduğumda bunları onlarla paylaşmayı çok isterim.