Daday

17 Nisan 2016 Pazar


Kardeşimin acemi birliğindeki yemin töreni için Kastamonu’daydım iki gün önce. ‘Kulaktan Kulağa’ çekimleri için Abana’ya gitmiştik zamanında. Doğasına, denizine hayran olduktan sonra tekrar gitmek için gün sayıyordum. İlin güzelliklerinin yanında Türkiye tarihindeki önemi ve yer etmiş hikayeleri oldukça büyük. Bir çoğumuzun Çanakkale türküsü olarak bildiği “Çanakkale içinde” bu yörenin ağıtlarından örneğin. Savaş sırasında en çok asker gönderen ve en çok kayıp veren bölgelerden bir tanesi. Atatürk’ün bir davet üzerine ile gelmesiyle de şapka devrimi başlıyor. Ulu önder belki de bu yöreden ilham alıp başlatıyor inkılabı, kim bilir. Bizim de kaldığımız Daday seyahatinde yapıyor konuşmaları. Misafir edildiği konağa ve ruhuna selam göndererek kalacağımız at çiftliğine doğru yola çıktık, yemin töreninden bir gün önce. Çömlekçiler köyündeki “Daday At Çiftliği” nin otoparkında arabamızın motorunu susturduğumuz anda bizi sarmalayan sessizlikle birlikte gözlerim doldu. Mutlu kuş sesleri duymayalı o kadar olmuştu ki. İstanbul’daki kuşların şarkıları ile buradakilerinki çok farklı. Çiftliği harika bir doğallıkla yapmıştı Levent Bey. Tadını akşam çıkartmak üzere vakit kaybetmeden Taşçınar köyündeki doğa harikası gölete doğru üç km’lik bir yürüyüşe çıktık. Yeşilin her tonu vardı yolumuzun üzerinde. Ama gözümüz ve gönlümüzün şenliği bozuldu kıyıya vardığımızda. Ne yazık ki her yer çöp içindeydi. O manzaranın keyfini çıkartmak için kurulan sofralardan sonra insan böyle mi teşekkür eder doğaya? Doğa, bizler onu bir manzaralık kullanalım diye mi yaratıldı? Bu kıyının kenarında “Yüzmek ve avlanmak” yasaktır yazan Belediye, umarım oraya bir de büyük çöp kovası koyar. Belki o vurdum duymazların yarısını teşvik eder bu çöp kovası. Kıyının hemen karşısında yaşayan Belediye Başkanı umarım duyar sesimi. Yollara kurdukları otobüs duraklarının kendine has estetiğinden, güzel düşüncelere sahip oldukları belli. Umarım o pisliği yaratan insanların içine de aşılayacaklardır bu güzelliği. Bakın Atatürk ne demiş, Daday’da kürsüye çıktığında:

 

“Sizi bize başka türlü anlattılar. Burası adeta cehl (cahillik) ve taassup (bağnazlık) içindedir dediler. Bugün işte görülüyor ve parlak alınlarınızda, gözlerinizde görüyor ve anlıyorum ki, sizi bana anlatanlar çok şuursuz ve yalancı imiş. Ben sizden aldığım ilhamla bugün onlardan kalben nefret ediyorum. Benim bütün Kastamonu Vilayetinde olduğu gibi, burada da gördüğüm hakikat budur”

Ben de kısacık bir günde Daday’ın insanının farklı, güler yüzlü, oldukça eğitimli, kültürlü olduğuna tanık oldum. Atatürk’ün dediğinin aksine sizi bize hiç anlatmamışlar. Daha çok insanın duyması lazım bu güzel ilçeyi. Ama lütfen sevgili Daday’lılar, o gölete sahip çıkın. Torunlarınızın torunları da o güzelliğe tanık edebilsinler.

 

Hep diyorum, biz dünyanın en güzel ülkesinde yaşıyoruz. Ah bir de bunu anlatabilsek, gençliğimiz bu ülkenin her köşesini daha çok dolaşsa, yurt dışına tüm bu güzellikleri doğru gösterebilsek, ah bir de doğamızı koruyabilsek…

Ben bu satırları yazarken televizyona bir haber düşüyor. Nilüfer Belediye’sinin yıllar önce sergilemeye başladığı bir heykel, isminin altına yazılmasıyla birlikte müstehcenlikle, dini ve ahlaki değerleri zedelemekle iddiasıyla suçlanıyor. Müstehcen kelimesi sözlükte “açık saçık, edebe aykırı, yakışıksız” olarak geçiyor. Bu heykele bakınca ben bu özelliklerin hiçbirini göremiyorum. Benim bildiğim, sanata değer veren Bursa Halkı da öyle görmeyecektir.

 

HAFTANIN FİLMİ:

Spotlight’ı tüyleriniz diken diken, insanlık adına utanç duya duya izleyeceksiniz. Sonra etrafınızda olanlara bakış açınız daha başka bir hal alacaktır.