Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘İrlandalı’

‘İrlandalı’

30 Ağustos 2015 Pazar


 

Haberlerin anlattığına göre tüm İstanbul esnafını döven üç metre boyunda, üç yüz kilo ağırlığındaki dev İrlandalıdan bahsetmeyeceğim. Scorsese’nin uzun süredir üzerinde çalıştığı bir film benim başlığım. Yine iri bir adam olan Jimmy “The Irishman” Sheeran. Al Pacino’nun Martin Scorsese ile gerçekleşecek bu ilk buluşmasında, iyi pozisyonda bir sendika görevlisi ve aynı zamanda mafyayla yakın ilişkileri olan bir ağır abinin hikayesini izleyeceğiz. Amerika’nın efsanevi sendika liderlerinden, Sheeran’ın hem arkadaşı hem de çalıştığı sendikanın başkanı olan Jimmy Hoffa’nın cinayetinden de sorumlu bu İrlandalı abinin yaşadığı dönem ve olaylar hakkında önceden fikir sahibi olmak isterseniz, Jack Nicholson’ın başrolünde olduğu Hoffa’yı izleyebilirsiniz. Eğer baktınız bu konular bayağı ilginizi çekiyor, o zaman amazon’dan “I Heard You Paint Houses” (Duydum ki Evlere Badanaya Gidiyormuşsun) başlıklı kitabı sipariş etmeniz gerekecek. Bu boya badana terimi o dönemin jargonunda adam öldürmek anlamına geliyormuş. Hoffa’nın İrlandalıya söylediği ilk sözlermiş bunlar. Kitapta Sheeran’ın hem mafya aileleri hem de arkadaşı Hoffa için nasıl tetikçilik yaptığına dair itiraflar var. Sonunda bağlı olduğu mafya ailesinin emri ile Hoffa’yı da ortadan kaldırmak zorunda kaldığı anlatılıyor. Kısacası bu irim kıyım İrlandalı abilere bulaşmamakta fayda var.

Haftanın filmleri

- Cop Car/Kevin Bacon’ın ne kadar iyi bir aktör olduğunun güncel kanıtıdır bu film. Hem yönetmeni hem de senaristlerinden bir tanesi olan Jon Watts’ın kara komedisi , “Haydi Coen kardeşler yapın artık bir film daha” sızlanmalarıma merhem gibi geldi. Aldığı düşük puana hiç bakmayın.

- Aldığı puana hiç bakmamanız gereken bir film daha, “We Are What We Are.” Bir süre yemek yemek istemeyebilirsiniz izledikten sonra, uyarmadı demeyin

- M. Night Shayamalan’ın özel bir dili olduğunu düşünenlerdenim. Yarattığı atmosferler, karakterler ve her filmde peşinden koştuğu sürprizler onu sıradan bir korku filmi yönetmeninden öteye taşıyor. Korkutuyor, ama bunu diğer duygularla ustaca marine ederek yapıyor. Kaderle ilgili bir derdi olduğu da kesin. The VISIT (Ziyaret) adında yeni bir film çekmiş, Paranormal Activity’nin yapımcılarıyla birlikte. Karanlık bir yerde değilseniz fragmanı açıp izleyin derim.

Oktay Rıfat’a çarptım

Son günlerde bir Oktay Rıfat fırtınası esiyor dar mı dar şiir dünyamda. Şükrü Erbaş’ın “Çekilme Suları”nda çarptı yüzüme bir alıntı ile... “Çünkü hatıralar kuşlar gibi dal ister konacak” Bunu okur okumaz şiirlerini açtım hemen, sadece “Garip” akımından ismini bildiğim şairin. Karşıma ilk çıkansa boğazlarımda düğümlendi. Şiirin adı “Ağzımın Tadı.” Yorum yok, açın okuyun bakalım siz ne düşüneceksiniz?