Farklı Açılardan, Yeni Nesil Okullar Nasıl Olmalı?

11 Mayıs 2015 Pazartesi - 13:49 | Son Güncelleme : 23 06 2015 - 14:09

İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin düzenlediği Yeni Nesil Okullar Sempozyumu'nda mevcut eğitim sistemi akademisyen, yönetici, öğretmen, öğrenci ve veli bakış açısıyla ele alındı.


İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hamide Ertepınar ve Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Devrim Akgündüz’ün organizasyonu ile gerçekleştirilen Yeni Nesil Okullar Sempozyumu, yeni nesil okullar kavramının kuramsal çerçevesini oluşturan Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Yavuz’un “İnsanların eğitimden beklentileri giderek farklılaşmaktadır. Bilgi toplumu ve küreselleşme ile birlikte artan uluslararası rekabet, bir taraftan öğrenmeyi ve okulu öne çıkarırken, diğer taraftan bireyleri okulda öğrenemediklerini okul dışı öğretim merkezlerinden öğrenme eğilimine sürüklemektedir. Değişimin öncüsü olması gereken okullar, değişimin hızına ayak uydurmakta zorlanmaktadır. Kendi kendine değişemeyen okullar, sık sık dış müdahalelerle değiştirilmeye çalışılmakta, bu durum eğitim sistemlerinde bazı travmalara neden olmaktadır.” sözleriyle başladı.
 
 
TGRT “Eğitim ve Yaşam” programının sunucusu Müge Arda , Yeni Nesil Okulları bir veli gözüyle değerlendirdiğini belirterek eğitim sisteminin sürekli değişmesinden şikâyetçi olduğunu söyledi. Arda, “Eğitim sistemimiz sürekli değişiyor, sürekli dönüşüyor. Sınavı kaldıralım mı, ne yapalım, ne edelim? Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK'ün kafası bizden daha karışık. Benim çocuklarım hiç isteyerek gitmediler okula, hep zorlayarak gittiler. Çocuklar öğrenmeyi sevmeli, öğrenmeyi öğrenebilmeli ve öğrenmenin tadına varabilmeli. Ben bir veli olarak öncelikle bunu bekliyorum okullardan. Ben çocukların meraklı olmasını ve meraklı olup araştırmacı olmasının önüne geçilmemesini istiyorum. Çünkü hala bizim okullarımızda meraklı öğrenciler çok sevilmiyor,” ifadelerini kullandı. 
 
“Çocuğum adına okul karar vermesin”
 
“Disiplinin kaba kuvvet ile değil farklı uygulamalarla sağlamasını bekliyorum,” şeklinde sözlerine devam eden Arda konuşmasını şöyle sürdürdü: “Çocuğumun okulda yapılan sosyal etkinliklere ve spor faaliyetlerine zorla değil kendi isteğiyle ve önem vererek katılmasını istiyorum. Bir kurumdan en büyük beklentime gelince, çocuğumun kişiliğine değer verildiğini hissetmek ,çocuğumun karar verme mekanizmasını geliştirilmesine olanak verilsin,onun adına okul karar vermesin.”dedi.
 
“Öğrenci Okulda Zaman Geçirmekten Mutluysa Başarı Geliyor”
 
“Yeni Nesil Okullar”ı Okul Müdürü gözünden değerlendiren Figen Fidan bir okul liderlerinin sahip olması gereken kriterleri sıralayarak kendi yaptığı projeleri şöyle anlattı: “Okul, her ne kadar İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne, İlçe Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı olsa da kendi içinde bir yapı. Çok şeyler yapılabilecek sınırları geniş bir alan. Öncelikli bakış açım ben bir okul müdürüyüm ama aynı zamanda öğretmenim. Ve bir öğretmen olarak göreve başladım.2 bin 500 kişilik bir mevcudumuz vardı ve zilsiz eğitim yaptık, çünkü dedik ki zil dışarıdan kontrollü bir eğitimdir.”  
 
Konuşmasında “Ben ne kadar değişime açık bir okul lideri olsam da bu iş bir ekip işi ve öğretmen arkadaşlarımla birlikte bir şeyler gerçekleştirebiliyorum,” diyen Figen Fidan, “Öğretmen, okulunda mutlu ise okulunda verimli oluyor, bunu sınıfta öğrencisine yansıtıyor ve okulunda zaman geçirmekten mutlu oluyorsa, başarı geliyor. Aslında bu birbirine zincirleme bağlı bir sistem diye düşünüyorum,” şeklinde konuştu.
 
“Çocuklarımızla ilgili kaygı duyduğumuz konularda daha aktivist olabiliriz”
 
Uzman Kayhan Karlı, Türkiye'de eğitim üzerinde veli talebinin yeterince aktivist bir yaklaşım içermediğini düşündüğünü söyleyerek, “Velilerin yeterince aktivist ve talep üreten yeni bir okul inşa etmeleri mümkün müdür?  Şu anda velilerin böyle bir talebi olduğunu düşünmüyorum.  Buna on binlerce lira vererek çocuklarını özel okullara gönderen aileler de dâhil.  Gerçi toplumsal olarak çok aktivist değiliz ama en azından velilerin çocuklarıyla ilgili kaygı duyduğu konularda daha aktivist olabiliriz” dedi.
 
Son yirmi yıldır dünyada hızla küresel eğitim reformu insiyatiflerinin sayısının artığından söz eden Kayhan Karlı, “Bunların bütün dünyada stratejilerine baktığınız zaman küresel eğitim reformu insiyatiflerinin neredeyse tamamının sayılar üzerinde odaklandığını ve eğitimi sadece sayılarla tarif edilebilir bir hale getirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bunun karşısında bir grup eğitimci de dünyada küresel eğitim reformunun değil ,aslında adil dağılımın denkliğin sağlanabilmesi üzerine bir çalışma yapıyor. Bence Türkiye'de de en kısa sürede bu platformların adil dağılım ile herkesin hak ettiğine ulaşabilmesini sağlayacak kavramsal bir çerçeve üzerinde anlaşması lazım” şeklinde konuştu.
 
Öğretmen Hilal Odaman, “sorgulayan bir öğretmenseniz, hem maddi hem manevi olarak, kendi kendinizin gelişim sorumluluğunu alıyorsunuz. Sadece öğretmenin yeni nesil olması yetmiyor, bir bütün olarak okulun bu sürece katılması gerekiyor. Yeni müdürler, yeni okullar, yeni öğrenciler demek. Kendimize ayna tutmalıyız. İşimiz zor, sistem zorlayıcı ama gelişimi bırakmamak lazım, ideale ulaşmak için çabalamalıyız. Öğretmenlerin kendini geliştirmesi maddi-manevi destekten yoksun. Bu da ancak kendi sorumluluğu ve imkânlarıyla mümkün oluyor. Öğretmenler eleştiriliyor ama kendini geliştirmek adına ne kadar fırsatlar sunuluyor bunu da düşünmek lazım” dedi.
 
Mimar Boğaçhan Dündaralp, okulların fiziksel yeterliliklerinden bahsederek “birçok okulun mimari yeterliliklere sahip değil, öğrencilerin öğrenmeleri için bütün okulların belirli standartlara sahip olması gerekli” dedi.
 
Eğitim Fakültesi öğrencisi Cüneyt Üründü, “Öğrenci bilgi okuryazarı olmalı. Paso basmadan otobüse binmememiz gerektiğini biliyoruz, ama internette kaynak belirtmeden fotoğraf kullanabiliyoruz. Öğrenci öğrenme sürecinde aktif rol almalı. Yaratıcılığını kullanacağı öğrenme etkinlikleri üzerinde çalışmalı. 21.yy da öğrencilerimiz sadece öğretmenin slayt üzerinden konuştuğu bir sınıfta öğrenmek istemiyor” dedi.
 
Sempozyumdan sonra Eğitimpedia kurucusu Ali Koç tarafından yönetilen bir çalıştay gerçekleştirildi. Ali Koç, “Köprüyü ayakta tutan tek bir taş değil, taşları bir arada tutan kavis. Çocuğa göre eğitim programları hazırlanmalı. Öğrenmeye duygularımızı da dâhil ediyoruz” dedi. Yeni nesil okullarda yönetim, liderlik, mesleki gelişim, teknoloji kullanımı, öğrenci davranışları, öğrenme ve okulların fiziksel yapısı üzerine katılımcılar görüşlerini dile getirdi.