Gazetevatan.com » Yazarlar » Sado-mazoşizmin elli tonu

Sado-mazoşizmin elli tonu

14 Şubat 2015 Cumartesi


Tüm dünyada çok satan ve bir fenomen haline gelen ünlü kitabın merakla beklenen film uyarlaması olan "Grinin Elli Tonu" vizyona girdi. Anastasia ve Christian’ın şehvet ve gerilim dolu ilişkileri çok konuşulacak.

Nerede o eski Sevgililer Günleri? Artık Sevgililer Günü’nün filmi kalp çikolatalar ve çiçeklerle değil, absürd biçimde kelepçeler ve kırbaçlarla dolu. 
 
Grinin Elli Tonu bâkire bir genç kızın multimilyarder prensini bulup, hayatının aşkına yelken açtığı peri masalı gibi başlasa da, adamın sado-mazoşist çıkmasıyla romantizme absürd bir ironi katan bir hikaye. Film yayınlanmadan haftalar önce yarattığı tartışmalarla, yok satan aynı isimdeki cinsel oyuncaklar ve kelepçe satışlarında yarattığı artışlarla muazzam bir PR başarısına şimdiden imza attı.
 
Son yılların en çok satan rakipsiz kitaplarından 'Grinin Elli Tonu'nun uyarlanması, feminist çevreler tarafından kadına şiddete yol açtığı gerekçesiyle topa tutuldu. Kitabın onu siyaseten doğrucu bulmayan, burun kıvıranlar tarafından bile su gibi okunması ise manidar bir durum.
 
 
Fazlasını isteyen porno izlesin!
 
Özetle Anastasia Steele mezun olmak üzere olan edebiyat öğrencisi bir afet. Ev arkadaşını kıramayarak onun yerine 'Dünyanın en gözde bekarı' Christiane Grey'le röportaj yapmaya gider. Jilet gibi bir gökdelen ve aynı renkte kıyafetler içinde tehditkâr bakışlar savuran Christiane'ın onu görür görmez bir sonraki seks kölesi yapmayı kafasına koyduğundan ise habersizdir. Anastasia'yı özel uçağıyla havalandırıp, hediyelere boğan bu küstah ve soğuk bey kısa süre içinde kıza karanlık tarafının birkaç tonunu göstermekte gecikmez. Onu tamamen domine edeceği ilişkilerinin koşullarını belirlemek içinse gizlilik anlaşması imzalatmak ister. Anastasia da cinsel pozisyonlara kadar detaylı bir şekilde yazılmış anlaşmanın içinde asla kabul edemeyeceği bölümlerin pazarlığını yapar. (Vajina kıskaçlarını reddeder mesela, hayret!)
 
Filmin en büyük başarısı Anastasia'yı canlandıran Dakota Johnson'un onu yönetmek isteyen Christiane'la 'Karanlığın Elli Tonu'na doğru girdiği yolculukta, şeytanın karşısında bir melek kadar masum olmasına rağmen içsel gücünü koruma mücadelesinde. 
 
Film bir süre sonra hafif tekrara düştüğünden temposu düşüyor. Şahsen Anastasia, Christian'a biraz daha direnseydi, daha çarpıcı bir film olabilirdi. Christiane'in derdini tam anlayamasak da 'ben grinin elli tonu kadar hastayım' dediği an filmin doruk noktası. Neyin romantik olduğu izafi bir kavram olduğuna göre, iki yetişkin insanın kendi rızalarıyla yaptıkları şeyin onları bağlayıp bağlamayacağı ilginç bir tartışma konusu.  
 
Filmi çok seksi bulanlar da var, seks sahnelerini kanal tedavisine benzetenler de. Ama filmin içindeki 4-5 seks sahnesi bence iki kafası karışık karakterin hastalıklı yakınlaşma çabasının hakkını veriyor. Daha fazlasını isteyen porno izlesin!
 
Feministler kızmakta haklı
 
Film eğer erkek yönetmenin elinden çıksaydı nasıl olurdu bilmiyorum, ama daha sert olabilir, kadınlara daha az hitap edebilirdi belki. Kadın yönetmen Sam Taylor-Johnson filme kadının aşkta teslimiyetinin çelişkilerini katmış. Bunu mecaz olarak okumak da mümkün. Kadın cinselliğin içinde kaybolmamak için teslimiyetle içsel güç arasında bocalıyor. Bu anlamda ben filmi başarılı buldum. Feministler 'Grinin Elli Tonu'na kızmakta tamamen haksız sayılmazlar. Christian Anastasia'yı takip edip, onun her hareketine karışan modern bir maço. Filme sadece bu açıdan bakmak da haksızlık olur. Film kadın bakış açısından cinselliğin ne kadar komplike bir şey olduğunu anlatması açısından da başarılı. Cinsellik bazen erkekler için daha basitken, kadın için tutku, aşk, arzu ve acıyla harmanlanan, çok daha gri 'tonlar' barındıran bir süreç.