Gazetevatan.com » Yazarlar » Seks komedisi yazarı ezber bozan diplomat!

Seks komedisi yazarı ezber bozan diplomat!

28 Eylül 2014 Pazar


İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosu Leigh Turner, diplomatlarla ilgili ezberimizi bozuyor. Halk otobüsüne biniyor, seks komedisi yazıyor ve Twitter’da çok aktif. İşte karşınızda Mr. Turner...

İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosu Leigh Turner sıra dışı bir diplomat. Otobüse biniyor, fotoğraflarını Twitter’da paylaşıyor, bloğunda seks komedisi türünde romanlar yayınlıyor. Şimdi İstanbul üzerine entrikalı yeni bir romanı var.

Twitterda ‘İstanbulusevmenedenleri’ listesi yapıyorsunuz.

Bir süredir turistlerin gitmeyeceği yerlere gidiyorum. Kameramla onları çekip Twitter’da paylaştığımda İstanbullular’dan çok pozitif tepkiler aldım. Elbette İngiliz hükümetinin politikaları ile de ilgili tweet atıyoruz, ama aynı zamanda bizim de insan olduğumuzu göstermek istiyoruz. Bazı paranoyak eğilimlerinin düşüneceği gibi tuhaf olduğumuzu değil. ‘Bütün diplomatlar tuhaf casuslardır ve yaşadıkları ülkenin statükosunu yıkmaya çalışırlar gibi’.

İnsanlara daha ziyade ne ilginç geliyor?

En başarılı tweetlerim aslında en sıradan şeyleri yapmakla ilgili. Mesela yürüyüşe çıkmak veya otobüse binmek. İnsanlar bunu çok ilginç buldu. İnsanların neye şaşırdığını görmek benim için de ilginç.

Türkiye’de insanlar belki halkla içiçe, samimi siyasetçileri özlemiş olabilir. Otobüse binmeniz bu yüzden ilgi görmüş olabilir.

Evet o komikti. Türkçe dersimden geliyordum. Eve otobüsle gideyim dedim. Etiler’den yokuş aşağı Bebek’e indim. Aksi gibi çok fazla trafik vardı. Çok uzun süre otobüs bekledim. Hava inanılmaz sıcaktı. Ağustos’un o çok nemli günlerinden biriydi. Sonra otobüs geldi ama ağzına kadar doluydu. Eski otobüslerden biriydi, klima yoktu. Yine de hoşuma gitti. Bir fotoğrafını çektim ve tweet attım. ‘42T’te gitmek çok güzel ama maalesef klima yok’ dedim. Kısa bir süre sonra İETT’den cevap geldi. ‘Şikayetinizi aldık, en kısa zamanda sorunu çözeceğiz’ diye. ‘Benim hiç şikayetim yok, çok mutluyum’ dedim.

Paylaşımınız bana samimi geldi ama yine de İngiltere’nin yeni PR taktiği mi diye düşündüm.

Bu bana Türk komplo teorisi gibi geldi (kahkaha). Ben bazen resmi yerlere gidip, önemli insanlarla konuşup, stereotip olarak göreceğiniz şekilde davranmak zorunda olabiliyorum. Bazen resmi olmayan şekillerde davranmayı seviyorum.



Romanlarını bloğunda yayınlıyor

Bloğunuzda yayınladığınız ‘Otel hikayeleri’ var. Anektod var mı paylaşabileceğiniz?

Bir gün Doğu Avrupa’da büyük bir ülkedeydim, odaya girdim. Odada berbat bir koku var. Sonra yatağa girdim ama yataktan da kötü bir koku geliyordu. Yatağın üzerinde izler vardı, bu çarşaf temiz değil, dedim kendi kendime. Sonra daha dikkatli baktım ve kan lekeleri olduğunu farkettim. Daha da dikkatli baktığımda bunun benim kanım olduğunu anladım. Yatağın içinde cam parçaları vardı ve ayaklarımı kesmişlerdi. Onları süpürdüm ve uyudum.

Resepsiyonu aramadınız mı?

Hayır, zaten bu odayı diplomatlar için ayırdıklarını söylemişlerdi. Çok egzotik hikâyelerim var aslında ama bir aile gazetesi için fazla egzotik olabilirler, istersen hiç girmeyelim.

Ama haksızlık bu. En ilginç şeyleri saklayacak mısınız benden?

Otel hikâyelerim daha ziyade lüks otellerin özel servislerle fark yaratması ilgili. Benim öykülerim kurgusal olduğu için otel personellerinin normalde yapmayacakları şeyler yapıyorlar. Bazen otel müşterisinin başı belaya giriyor. Belki de oteli hiç terk edemiyorlar.

‘Seks ve zirve’ otobiyografik bir roman mı?

Bu kitaplardaki karakterler gerçek insanlar değiller. Ama farklı tecrübelerimden yola çıkıp bunu kurguya çevirdim.



Güçlü kadınlar erkekler için bir tehdit değildir

Romanda ‘uluslararası zirve’yi kurtarmaya çalışan çok güçlü bir kadın var.

‘Seks ve zirve’de adam bu olağanüstü başarılı kadınla yıllardır evli. Kadının başarısı adamın özgüvenini etkiliyor ve performansını düşürüyor. Kitabın ana fikri güçlü kadınların erkeklere bir tehdit oluşturduğu budala düşüncesini yıkmak üzerine. Erkeklerin çoğu güçlü kadından korkar. Ama aslında güçlü kadınlar erkekler için çok daha ilginçler, pozitifler ve heyecan vericiler. Ben kitabımda bunu göstermek istedim.

Seks komedisi türünü seçmek nerden aklınıza geldi?

Bir sürü film var bu türde. Mesela ‘Ah Mary Vah Mary’ veya eski moda komedilerde ilişkiler çok işlenir, bunlardan etkilendim.



İstanbul üzerine roman yazıyor

Yeni romanınız İstanbul üzerine. Onun hikayesini dinleyelim.

İstanbul romanı palladyum adı verilen bir heykelin etrafında şekilleniyor.Yunan tanrıçası Atina o kadar acı içinde ki bu heykeli yapıyor ve dünyaya atıyor. Nereye geliyor konuyor palladyum? Türkiye’de, Truva’ya. Yıllar sonra Yunanlı’lar Truva’yı almaya geliyorlar ama alamıyorlar çünkü palladyum şehrin içinde oldukça şehri asla ele geçiremeyeceklerini anlıyorlar. Böylece Odysseus Truva’ya sızıyor ve palladyumu çalıyor. Daha sonra Roma’ya getiriliyor palladyum.

İstanbul’a nasıl bağlanıyor hikaye?

Konstantin Bizans’a geldiğinde palladyumu yanında getirdi. Kimileri onun Çemberlitaş’ın altında olduğunu iddia ediyor. Fatih Sultan İstanbul’u ele geçirmekte zorlanınca palladyum İstanbul’un içinde olduğu için şehri fethedemediğini anlıyor. Yani palladyum bugün hala İstanbul’da bir yerlerde. Hikaye 21’nci yüzyılda gelişiyor, İstanbul’da yeni bir AVM kuruluyor. AVM kurulmadan önce bir grup arkeolog kazıya girişiyor. Kahramanımız İngiliz Konsolosluğu’nda çalışan eski bir casus ve Türk arkeoloji hocası bir kadına aşık. Kadın inanılmaz bir şey bulduklarını söylüyor. Adam gidiyor kazıya ve o esnada kazı alanında bir katliam gerçekleşiyor, kadın da ortalıktan kayboluyor. Soru şu: Palladyumu kim aldı? AVM’yi yapan büyük patron mu, yoksa İstanbul’u yıkmaya çalışan bir terörist örgüt mü, yoksa başka biri mi? Hikaye bu.