Etin cinsellikle ne ilgisi var?

06 Aralık 2013 Cuma - 8:32 | Son Güncelleme : 06 12 2013 - 8:32

Soframızda yediğimiz etin, kadın cinselliği ve pornografiyle ne ilgisi olabilir?


İki ay kadar önce Türkçeye çevrilen ‘Etin Cinsel Politikası’, online kitap satışı yapan sitelerin ‘çok satanlar’ listelerinin tepesinden inmemesiyle dikkat çekiyor.

Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan kitabın özelliği, kadın özgürlüğü ve hayvan özgürlüğü alanlarını şiddet karşıtı bir perspektifle birbirine bağlayan Türkçe’deki ilk kitap olması.

Kitabı, çevirmenleri Mehmet Emin Boyacıoğlu ve Güray Tezcan anlatıyor. Sözü kendilerine bırakalım.


CİNSELLİK OBJESİ HAYVANLAR
Etin cinsel politikasını kısaca açıklayabilir misiniz?
Tezcan: Kitaptaki tanım şöyle: Etin cinsel politikası, kadınları hayvanlaştıran,hayvanları da cinselleştirip dişilleştiren bir tavır ve davranışlar bütünüdür. Hadi biz örneklerle gidelim: Ava gidenin erkek olması… Bitkinin kadın yiyeceği, etin erkek yiyeceği olarak görülmesi ve gösterilmesi… Ordu ve diğer iktidar simgelerinde genelde etçil hayvanların kullanılması, derebeyleri koruyan şatoların önünde aslanların beklemesi… Kadın-erkek ilişkilerinin genelde birbirlerinin bedenlerini sahiplenme ile sonuçlanması ve kadının onurunun, bedeninin bir parçası ile tayin edilmesi…

PORNODA KADIN NEDEN ‘PARÇA PARÇA’ GÖRÜNÜR?
Pornoda kadınların bir özne olarak değil parça parça (bacak, göğüs) tüketilen bir nesne olarak ele alınması ile hayvanların sofrada bir canlı değil de parça parça (but, göğüs) yenen bir yemek olarak algılanması arasındaki benzerlik… Etin cinsel politikasının popüler kültürde meğer o kadar karşılığı varmış ki Adams’a zarflar içerisinde reklam küpürleri yağmaya başlamış. Kitabın orta kısmında mevcut bazıları… Gönderilen reklamlara bakın (ki bizde de durum pek farklı değil) neredeyse bütün et reklamlarında hayvanlar veya etleri seksi kadın gibi resmedilmiş. Varabileceğimiz sonuç şu: Etin protein almak için zorunlu olduğu ve kuvvetin tek kaynağı olduğuna inandırılan çocuk, kan dökmeden öldürmeden hayatta kalınamayacağını farz eder ve kim elinde satır belinde silahla ortalarda geziniyorsa onu üstün cins saymaya başlar. Erkek egemenlik, et ve savaşlar (yani hayvan ve insan öldürmenin normalleştirilmesi) olmasa zor ayakta kalırdı.

KADINLAR ETE ALIŞTIRILDI
Adams kadınların çoğunun da et yediğinin farkındadır herhalde?

Tezcan: Farkında tabii, kadınları idealist veya romantik bir yaklaşımla zulme katkıdan muaf da tutmuyor. Yalnızca avlanma ve savaşın erkeğe mahsus olagelmesi, silah ve hapishane tasarımlarının altında erkek imzası olması gibi gerekçelerle kadınların bir erkek fikri olan ve şiddetsiz elde edilmesi mümkün olmayan ete alıştırıldığını iddia ediyor. Ataerkil şiddet kültürü daha derinine sorgulanırsa etten cayacak ilk kitlenin kadınlar olacağına dair umudunu koruyor. Adams Olive Shreiner’dan alıntı ile tipik erkeğin “Ne güzel bir gün, çıkıp bir şeyler vuralım!” dediği duruma ortalama bir kadının “Orada yaşayan bir canlı var ve dikkatle korunmazsa ölüp gidecek.” tepkisini vereceğini belirtiyor.

RUHSUZ ET MERAKI
Kitabın kapağındaki görselin çıkış noktası nedir?

Tezcan: Kapaktaki resmin hayvan hakları savunucuları tarafından tasarlandığını ve hayvanı insana benzeterek bizi et yememeye ikna etmeyi amaçladığını düşünebilirsiniz. Ancak o resim feministler tarafından erkeğin pornografide kadın etini parça parça tüketme düşkünlüğünü deşifre etmek amaçlı hazırlanmış. Resim Adams’a 1969’da ‘Pornography Awareness’ isimli grup tarafından ulaştırılıyor. Yazanı çizeni belli değil ama bir adı var: Break the dull beef habit! (Şu ruhsuz et merakından vazgeç!)

EZİLENLER VE HAYVANLAR…
Hayvan öldürme ve kadına saldırma arasındaki ilişkiye karşı çıkan feministlere rastladınız mı? Ya da bunu ilk duyduğunda reddedip sonrasında farkına varanlar oluyor mu?

Boyacıoğlu: Tarih boyunca yalnızca kadınlar değil bütün ezilenler, kendilerini ezenler tarafından hayvanlarla özdeşleştirilerek aşağılanmışlar. Öyle ki mücadelelerinin bir noktası da insan olduklarını ispat etmeye çalışmak olmuş. Bunun üzerine onlara hayvanlarla ne kadar benzer şekilde ezildiklerini anlatmaya çalıştığınızda tepki almanızdan daha doğal bir şey olamaz. Bütün bu farkındalıklar uzun süreçlerde gelişiyor.


‘KARNINDAN SIPAYI, SIRTINDAN SOPAYI…’
Kültürümüzde hayvan sömürüsü ile kadın sömürüsü arasında ne gibi bağlar var?

Boyacıoğlu: “Karnından sıpayı, sırtından sopayı…” deyimi sözlüklerden daha yeni kaldırıldı. Kadını eşekten hallice gören zihniyete mi yanalım, eşeği eşyadan hallice görene mi? “Mal” sözcüğü hem emtia, hem büyükbaş hayvan, hem de seks işçisi kadın anlamına gelir. “Ete gitmek” veya “piliç” deyince zihninizde ne canlandı bilmiyoruz ama koyu erkek muhabbetlerinde bunlar seks yapılacak kadını işaret eder. Tepemiz atınca aklımıza gelen ilk kelimelerin “hayvan, o.çocuğu, ibne” olduğunu da biliyoruz. Örnekler uzar ve uzadıkça da erkek zihninin otoriter ve hiyerarşik yapısını ortaya serer; yalnız şunu vurgulamak gerek: Ne Adams ne de bizler kadın meselesi ile hayvan meselesinin aynı şey olduğunu düşünüyoruz. Aralarında bir hiyerarşi kurmak istememekle birlikte ikisinin de tarihlerinin ve kilometre taşlarının ayrı olduğunu biliyoruz. Meramımız iki meselenin de failinin bir olmasıdır.

ETİKETLER

0