Erdoğan’ın teklifiyle silah bırakma çağrısı

08 Eylül 2018 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 08 09 2018 - 2:30

Tahran’daki 3’lü zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın canlı yayında ‘ateşkes’ çağrısı damga vurdu. Erdoğan, tam 5 kez söz alarak zirveden ‘ateşkes’ kararının çıkması gerektiğini savundu. Putin de, “Türkiye Cumhurbaşkanı’nın teklifiyle, tüm taraflara silahları bırakmalarını teklif ettik” dedi


İran’ın başkenti Tahran’da Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin katılımıyla gerçekleşen üçlü zirvenin sonuç bildirgesine Erdoğan’ın yaptığı ‘ateşkes’ itirazı damga vurdu. Zirve boyunca 5 kez söz alan Erdoğan, konuşmalarının tamamında ‘ateşkes’ vurgusu yaptı. 12 maddelik sonuç bildirgesinin liderler tarafından kabul edildiği ilan edilirken, söz alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diplomatik bir ifade, 3’üncü madde güzel. Ancak burada ateşkes ifadesi yer alacaksa, çok daha isabetli olacaktır diye düşünüyorum. Buraya ateşkes ifadesini koyarsak, bu işi çok daha güçlendirecek, işe yarayacaktır. Bugün burada bir ateşkes ilanı yapmak, bu zirvenin zaferi olacaktır” ifadelerini kullandı.

‘Silahlı muhalifler burada yok ki’

Putin ise ateşkes çağırısına “Konuyla ilgili 3. maddede biz İdlib bölgesini ele aldık. Orada çözüm yolu arayışına mevcut ilkeleri esas alarak hareket ediyoruz. Burada silahlı muhalifler yok. Bu iyi olurdu, fakat biz onların yerine konuşamıyoruz. DEAŞ’ın teröristlerine saldırıları keseceklerine, silahları bırakacaklarına da onlar adına konuşamayız. Elbette haklısınız, bazı formüller muğlak. Üçümüz bunları yapmalıyız.” şeklinde yanıt verdi. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise ateşkes tartışmasına ilişkin, “Bütün teröristler silahları bıraksınlar” ifadelerini kullandı. Son olarak da Putin, “Ortak bildiriyi kabul ettik. Suriye’de çözüm için Astana formatını kullanacağız. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın teklifiyle, tüm taraflara silahları bırakmalarını teklif ettik. Önceliğimiz Suriye’yi terörizmden tamamen temizlemektir” diye konuştu.

İŞTE ZİRVENİN SONUCU

12 MADDELİK BİLDİRGE

1- Astana formatının Ocak 2017’den bu yana sağladığı başarılardan, özellikle de Suriye Arap Cumhuriyeti genelindeki şiddetin azaltılmasında kat edilen ilerlemeden ve ülkede barış, güvenlik ile istikrara yapılan katkıdan duydukları memnuniyeti ifade etmişlerdir.

2- Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile BM Şartı’nın amaç ve ilkelerine olan kuvvetli ve devam eden taahhütlerini vurgulamış ve bunlara herkes tarafından saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizmişlerdir. Kim tarafından gerçekleştirildiğine bakılmaksızın, hiçbir eylemin bu ilkelere halel getirmemesi gerektiğini yinelemişlerdir. Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmiş, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğini zayıflatmayı amaçlayan ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını ifade etmişlerdir.

3- Sahadaki güncel durumu ele almışlar, 4 Nisan 2018 tarihinde Ankara’da yapılan son toplantılarının ardından Suriye Arap Cumhuriyeti’yle ilgili meydana gelen gelişmeleri değerlendirmişler ve aralarındaki mutabakat uyarınca üçlü eşgüdümü sürdürmek hususunda hemfikir kalmışlardır. Bu çerçevede, İdlip gerginliği azaltma bölgesindeki durumu görüşmüşler ve bu konuyu yukarıda belirtilen ilkelere ve Astana formatını tanımlayan işbirliği ruhuna uygun olarak ele almayı kararlaştırmışlardır.

4- BM Güvenlik Konseyi tarafından terörist olarak tanımlanan DEAŞ, Nusra Cephesi ile El Kaide veya DEAŞ’la bağlantılı tüm diğer bireyler, gruplar, teşebbüsler ve oluşumların tamamen ortadan kaldırılması amacıyla aralarındaki işbirliğini sürdürme kararlılıklarını teyit etmişlerdir. Terörle mücadelede, yukarıda belirtilen terörist grupların ateşkes rejimine katılmış veya katılacak olan silahlı muhalif gruplardan ayrıştırılmasının sivil zayiatın önlenmesi bakımından da dahil olmak üzere büyük önem arz ettiğinin altını çizmişlerdir.

5- Suriye ihtilafına askeri çözüm getirilemeyeceğine ve ihtilafın yalnızca müzakere edilmiş bir siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceğine dair inançlarını yinelemişlerdir. Siyasi sürecin Soçi’de düzenlenen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin kararları ve BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararıyla uyumlu olarak ilerletilmesi amacıyla aralarındaki aktif işbirliğini sürdürme kararlılıklarını teyit etmişlerdir.

6- Suriyelilerin öncülüğünde ve sahipliğinde bir siyasi çözüme ulaşma sürecini ilerletme amaçlı ortak çabaları sürdürme konusundaki kararlılıklarını yinelemişler ve Anayasa Komitesi’nin kurulması ile çalışmalarının başlatılmasına yardımcı olmaya yönelik taahhütlerini vurgulamışlardır. Kıdemli memurları ile Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Suriye Özel Temsilcisi arasındaki yararlı istişarelerden duydukları memnuniyeti vurgulamışlardır.

7- Bütün Suriyelilerin normal ve huzurlu bir hayata yeniden kavuşmalarına ve acılarının hafifletilmesine yönelik tüm çabalara destek olma ihtiyacını vurgulamışlardır. Bu bağlamda, ilave insani yardım göndermek, insani mayın temizliği faaliyetlerini kolaylaştırmak, sosyal ve ekonomik tesisler de dahil olmak üzere temel altyapı unsurlarını eski haline getirmek ve tarihi mirası korumak suretiyle Suriye’ye yapılan yardımı artırmaları için başta Birleşmiş Milletler ve insani ajansları olmak üzere uluslararası topluma çağrıda bulunmuşlardır.

8- İhtiyaç duyan tüm Suriyelilere hızlı, güvenli ve kesintisiz insani erişim sağlanmasını kolaylaştırma yoluyla, sivillerin korunması ve insani durumun iyileştirilmesini hedefleyen ortak çabaları sürdürmedeki kararlılıklarını yinelemişlerdir.

9- Sığınmacıların ve ülke içinde yerlerinden edilmiş kişilerin Suriye’de ikamet ettikleri asıl yerlere güvenli ve gönüllü olarak geri dönüşleri için gerekli şartların oluşturulması ihtiyacının altını çizmişlerdir. Bu amaçla, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ve diğer uluslararası uzmanlık kuruluşları da dahil olmak üzere, ilgili tüm taraflar arasındaki eşgüdüm ihtiyacını vurgulamışlardır. Suriyeli mülteciler ve ülke içinde yerlerinden edilmiş kişiler hakkında uluslararası bir konferansın toplanması fikrini değerlendirmek hususunda mutabık kalmışlardır.

10- BM ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) uzmanlarının katılımıyla yürütülen, alıkonulanlar/kaçırılanların serbest bırakılması, cenazelerin teslimi ve kayıp şahısların tespiti Çalışma Grubu’nun faaliyetlerindeki ilerlemeyi memnuniyetle karşılamışlardır.

11- Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin’in daveti üzerine, bir sonraki toplantılarını Rusya Federasyonu’nda yapmayı kararlaştırmışlardır.

12- Rusya Federasyonu ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanları, Tahran’daki Üçlü Zirve’ye ev sahipliği yapmalarından ötürü İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Hasan Ruhani’ye içten teşekkürlerini sunmuşlardır.

RUSYA DEVLET BAŞKANI PUTİN: Muhalifler de terörle mücadeleye başladı

- ASTANA FORMATINA DEVAM: Suriye’de çözüm için somut adımları ele aldık. Rusya, Türkiye ve İran terörizmle mücadelede çabalarına devam edecek. Bu hedeflere ulaşmak için Astana formatının imkanlarını kullanacağız. Bu format çok yapıcı ve verimli bir format olarak gözüküyor. Uzman düzeyinde toplantılar yapacağız. Rusya Hava Kuvvetleri’nin desteğiyle Suriye’nin güneyi ve batısı terörizmden temizlendi.

- KİMYASAL PROVOKASYONU: 141 şehir kontrol ediliyor, kalan teröristler şu an İdlib’de bulunuyor, ateşkes rejimini ihlal etmeye çalışıyor, hatta kimyasal silah kullanımıyla provoke ediliyor. Biz İdlib’de durumun istikrara kavuşması için adımları görüştük. Özellikle Türkiye Cumhurbaşkanı’nın cesur teklifiyle tüm taraflara silah bırakma çağrısı yaptık. Ama teröristleri korumak ve sivillere zarar vermek kabul edilemez. Bizim elimizde net ve açık kayıt var. Muhalif gruplar provokasyon yapma niyetindeler.

- SİYASİ ÇÖZÜME KATKI: Terörle mücadeleye silahlı muhalifler de katılmaya başlıyor. Bu yaklaşım siyasi çözüm sürecine de büyük katkı veriyor. Soçi’de yapılan Ulusal Diyalog Kongresi’nin sonuçlarının hayata geçirilmesini görüştük. Anayasa komitesi Suriye’nin önümüzdeki yıllarda siyasi yapılanmasını belirleyecek. Rusya Federasyonu, Suriye’nin yeniden inşa edilmesi için çaba gösteriyor.

İRAN CUMHURBAŞKANI RUHANİ: Fırat’ın doğusundan ABD’yi çıkarmalıyız

- İDLİB’DE SİVİLLERE ZARAR GELMEMELİ: Terörizmle mücadele sürecek, biz barış için savaşıyoruz. İlk ve son rol Suriye milletinindir. İdlib’deki çatışmalar sivillere zarar vermemeli, İdlib’de terörizmle mücadele terör bitene kadar sürmeli. Suriye’nin toprak bütünlüğü çok önemli.

- İŞGALCİLER DERHAL ÇIKMALI: Kalıcı barış için terörizmle mücadele etmek gerekir. ABD ve siyonist rejiminin terörizm destekleyicileri, hengame yaratarak suçu değiştiremezler. İşgalci rejimin, Suriye’nin işgal ettikleri topraklarını derhal terk etmesini gerekir. Kanunsuzca Suriye’de bulunan ve tecavüz gerçekleştiren ABD hükümetinden olumlu ve yapıcı bir adım beklenemez. Suriye’de kalıcı barışla ulaşması için ciddi sorunlar yaratmaktadır.

- TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE SAYGI: Yüz binlerce Suriyeli’nin komşu ülkelerde bulunması olumsuz hava yaratır, derhal topraklarına dönmeleri için yardım edilmelidir. Üç ülke Suriye’de barışın gelmesi için, her müzakerede Suriye’de toprak bütünlüğüne saygı duyulmalıdır. Terörizm son bulana kadar özellikle terörle mücadele bulunmalıdır. Suriye’de güvensizliğin son bulması için ABD’nin orada bulunması son bulmalıdır. Suriye krizinin çözülmesi için Suriye’de barış için üç ülkenin iş birliğine saygı duyulmalıdır. ABD’yi Fırat’ın doğusundan çıkmaya zorlayalım.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: İdlib’e operasyon katliama yol açar

- SURİYE’NİN PROTOTİPİ: Bizim burada bulunmamızın nedeni yaşanan insani drama son vermenin yollarını aramaktır. Üçlü zirveler Suriye’de istikrar ortamının tesisi yönünde belli bir mesafenin alınmasına katkı sağlamıştır. Yangını seyretmek yerine söndürmenin yollarını arıyoruz. Türkiye olarak Suriye’de rejimin dizginlenmemesini yol açacağı tehlikeleri dile getirdik. İdlib adeta tüm Suriye’nin küçük bir modeli konumundadır. Sivillerin güvenliğini hiçe sayan yöntemler, teröristlerin ekmeğine yağ sürmekten başka fayda sağlamayacaktır. İdlib halkının yeni felaketlere maruz kalmasını asla onaylamıyoruz. İdlib meselesi Astana ruhuna sadık kalınarak çözülmelidir.

- 3.5 MİLYON MÜLTECİYE GÜCÜMÜZ YETMEZ: İdlib halkının kaçacağı yer Türkiye. 3.5 milyon mülteciye daha ev sahipliği yapmaya gücümüz yetmez. Bugün, gerginliği azaltma bölgelerinden geriye sadece İdlib kaldı. Türkiye olarak şehitler verdiğimiz, ciddi özveride bulunduğumuz çok ciddi bir yere geldiğimizi düşünüyoruz. Suriye’nin geleceği için değil, bizim milli güvenliğimiz için hayati öneme sahiptir. Bölgede kurduğumuz 12 gözlem noktasının anlamından biri de can güvenliği vermiş olmasıdır. Kendi halkına yönelik katliamları Esad yönetiminin rızasına bırakmayı göze alamayız. Süreç çok riskli bir yere geldi. İdlib’e yapılacak bir saldırı felaketle, katliamla, dramla sonuçlanacaktır. İdlib’de sivillere saldırı çok ciddi can kaybına neden olacaktır, milyonlarca sivil topraklarımıza sığınacaktır.

- ABD’NİN YPG’Yİ DESTEKLEMESİ: Bizler İdlib’e odaklanırken, dünya gözünü buraya çevirmişken Fırat’ın doğusunda tehlikeli olaylar yaşanıyor. DEAŞ tehdidi ve tehlikesi kalmamış olmasına rağmen ABD’nin bir diğer terör örgütünü desteklemesinden rahatsızız. Fırat’ın doğusunda arzu etmediğimiz gelişmeler yaşanıyor. ABD 20 bine yakın TIR’ı bölgeye gönderdi. Suriye rejimi de teröristlere göz yumuyor. YD/YPG dahil Suriye’den kaynaklanan terörün her türlüsüne ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne kasteden girişimlere ortak tavır almalıyız. Türkiye, özellikle Suriye’nin siyasi, coğrafi ve sosyal bütünlüğü gerçek anlamda sağlanana kadar bölgedeki varlığını korumakta kararlıdır.

 

Zirve öncesi ikili temaslar

Dünyanın merakla takip ettiği üçlü zirvenin öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile ikili temaslarda bulundu. Başkan Erdoğan’a İran seyahatinde Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, MİT Başkanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın da bulunduğu heyet eşlik etti.

 

ZİRVEYE SAATLER KALA İDLİB’E BOMBA YAĞDI

Hatay ile sınır komşusu olan ve muhaliflerin son kalesi olarak bilinen Heyeti Tahriri Şam (HTŞ) denetiminde olan ve Esad rejiminin kontrolü sağlamak için operasyon sinyali verdiği İdlib’e yönelik son günlerde başlayan hava ve karadan saldırılar dün de devam etti. Tahran’da yapılan üçlü zirveden saatler önce Lazkiye’de bulunan Hmeymim Hava Üssünden kalkan Rus ve Suriye’ye ait savaş uçakları; İdlib’in güney kırsalındaki Keferzite, Han Şeyhun ve Hebit bölgelerine bombardıman düzenledi. Hava harekatının ardından aynı noktalarda belirlenen hedefler karadan da rejime ait güçler tarafından topçu ateşiyle vuruldu. Karadan ve havadan ateş altına alınan bölgelerde ilk belirlemelere göre 3 kişi ölürken, çok sayıda kişi ise yaralandı. (HASAN KIRMIZITAŞ)

Kent merkezi ayakta

Saldırıların ardından İdlib kent merkezi ile ilçelerinde binlerce kişi, ellerinde bayraklarla sokağa çıkıp saldırıları protesto etti. Taftanaz’daki göstericiler, Türk bayrağı da taşıdı.