Gazetevatan.com » Yazarlar » Türkiye markası aşınmamalı

Türkiye markası aşınmamalı

14 Ekim 2016 Cuma

Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı “Türkiye markası aşınırsa altındaki bütün markaların da değeri olumsuz etkilenir, bu markayı güçlü tutmamız lazım” dedi


Bülent Eczacıbaşı önceki gün ‘İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’ şapkası ile bir sabah kahvaltısında basının karşısına çıktı ancak konu 22 Ekim’de başlayacak İstanbul Tasarım Bienali’nin dışına da çıktı ister istemez. Zira Türkiye çok sıcak bir yazı geride bıraktı. Tansiyon da hiç düşmüyor. Türkiye’nin önde gelen gruplarından Eczacıbaşı’nın Başkanı da karşımızda olunca ister istemez sorular Türk ekonomisine ve grubun bu yaşananlar paralelindeki performansına doğru kaydı.

Eczacıbaşı Topluluğu’nun toplam cirosunun yüzde 45’i, sadece yapı ürünleri grubu olarak bakılırsa yüzde 70’lik bölümü yurtdışı satışlardan oluşuyor. Bu nedenle de Türkiye’nin imajı, marka değeri Eczacıbaşı Grubu için ayrı bir öneme sahip.

Bülent Eczacıbaşı da bu noktaya dikkat çekti ve “Türkiye markası aşınırsa bütün markaların değeri düşer. Bu yüzden hepimiz elbirliği ile bu markayı yüksekte tutmak zorundayız. Coğrafi olarak ne yazık ki bölgemiz sıkıntılı bir bölge. Sorunlar yaşandıkça dış dünyanın ilgisi dikkati buraya toplanıyor.” dedi.

Şu ana dek grup olarak somut olumsuz bir etki yaşamadıklarını belirten Bülent Eczacıbaşı “Dezavantajlı bir duruma düşmedik ancak, yurtdışı ile iş yapan sadece biz değiliz. Tekstil gibi turizm gibi bazı önemli sektörlerde sıkıntı olduğunu görüyoruz” diye konuştu.

Bizi terkeden yok

“Bizi terkeden müşterimiz yok” diyen Bülent Eczacıbaşı, Rusya ile yaşanan kriz döneminde de Rusya operasyonlarında bir zarar görmediklerini belirtti. Katma değeri yüksek ürün satışı yaptıklarını, bu yüzden marka değerinin, ülke imajının çok önemli olduğunu vurgulayan Bülent Eczacıbaşı katma değeri yükseltmek için Türkiye’nin hem tasarımda hem de inovasyonda hamle yapmasının şart olduğunu ancak marka değerini de kaybetmemesi gerektiğini kaydetti.

3 bileşenden 2’si var

Tasarımın inovasyon konusunda aslında Türkiye’nin çok önemli avantajlara sahip olduğunu ifade eden Bülent Eczacıbaşı şöyle devam etti:

“Ben tasarımda da inovasyonda da dezavantajlı olduğumuza inanmıyorum. Hatta büyük bir potansiyel barındırıyoruz. İnovasyon için 3 bileşen çok önemli. Bunlardan biri kültürel zenginlik. Esin kaynağı olarak Türkiye’de bu zenginlik başka bir ülkede olmadığı kadar var. Bu kültürel zenginliğin sentezi ile yeni şeyler yapmak için Türkiye’nin sonsuz esin kaynakları var. İkinci konu rekabete açıklık. Türkiye’nin bu konuda da sorunu yok. Üçüncü mesele ise eğitim. Burada sıkıntı var. Bilim ve teknoloji alanında eğitimde eksiklerimiz var. Bu 3 bileşeni biraraya getirmemiz lazım ki inovasyon ve tasarımı konuşabilelim.

Biri eksik olursa...

Bu 3 bileşenden herhangi birinin eksik olması halinde inovasyondan sözetmenin mümkün olmadığını kaydeden Eczacıbaşı “Rusya’yı ele alalım. Orada da kültürel zenginlik var. Eğitim altyapısı da çok iyi. Ancak orada eksik olan rekabetti. Çok ileri gidemediler. Bizde eksik olan eğitim tarafına eğilmemiz gerekiyor. Başka çıkış yolu yok” dedi.

4.5 milyon liralık Bienal

İki yılda bir yapılan İstanbul Bienali’nin bu yılki bütçesi 4.5 milyon lira olarak ortaya çıktı. Bunun yüzde 74’lük kısmı 3 sponsor tarafından karşılanabildi. Bir sonraki Bienal için 4’üncü sponsor arayışı şimdiden başladı.

Biz insan mıyız?

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, ENKA Vakfı, Petkim ve VitrA eş sponsorluğunda düzenlenen  3. İstanbul Tasarım Bienali, 22 Ekim-20 Kasım tarihleri arasında ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.

Beatriz Colomina ve Mark Wigley küratörlüğünde gerçekleşecek ve üçüncü kez yapılacak bienalin ana teması ‘Biz insan mıyız?’olarak belirlendi.

13 ülkeden  mimarlar, sanatçılar, tarihçiler, yönetmenler, koreograflar, arkeologlar, bilim insanları, laboratuvarlar, merkezler, enstitüler, STK’lar ve öğrencilerden oluşan 250’ye yakın katılımcının 70’in üzerindeki projesinde 2 saniye, 2 gün, 2 yıl, 200 yıl ve 200 bin yıl başlığı altında insan ve tasarım arasındaki ilişkiye odaklanılacak.

Bu yılki sergi mekânları  Karaköy’deki Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, Studio-X İstanbul ve DEPO, Bomonti’de yer alan Alt Sanat Mekanı  ve girişin müze biletiyle yapılacağı İstanbul Arkeoloji Müzeleri olacak.

İKSV Başkanı Bülent Eczacıbaşı, İstanbul Bienali’nin henüz çok genç olmasına rağmen Avrupa’da önemli bir yer edindiğini, dış basından övgü aldığına dikkat çekip “Olumsuz haberlerin dışında Türkiye’den kültür ve sanat yönüyle bahsedilmesini değerli buluyoruz. Mesela Londra Bienali esnasında gerek Financial Times’da gerekse New York Times’da İKSV olarak desteklediğimiz Dilek Makinası projemiz dikkat çekti ve çok güzel haberler çıktı” dedi.

Kültür ve sanata kurumların daha çok sponsorluk desteği vermesini de istediklerini kaydeden Bülent Eczacıbaşı, bu tip etkinliklerin bütçesinin yüzde 70’den fazlasının sponsorlar sayesinde karşılanabildiğini belirtti.  

İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Deniz Ova da 2012’de 45 bin ziyaretçi ile başladıklarını, 2014’te 102 bin ziyaretçiye ulaştıklarını, bu yıl 5 farklı mekana çıkmalarının da etkisi ile çok daha büyük bir ilgi görmeyi hedeflediklerini söyledi.

Niye sponsor olduk?

Bu yıl etkinliğin eş sponsorlarından biri olan Petkim’in Genel Müdürü Anar Mammadov neden sponsor olduklarını şöyle açıkladı:

Petkim’in ürettiği ürünlere bakacak olursak aslında pek çok tasarımın da ana maddesi olduğunu görürüz. Ayrıca Petkim bilindiği üzere Azerbaycan’ın en önemli kuruluşlarından Socar’ın bir iştiraki. Azerbaycan ise sanata ve sanatçıya verdiği destekle tanınan bir ülkedir. Her ailede mutlaka bir sanatçı vardır. Biz bu etkinlikte mutlaka yer almak istedik ve İKSV de bu isteğimizi kabul etti. Umarım karşılıklı çok güzel sonuçlar alacağımız bir etkinlik olacak.”