Gazetevatan.com » Yazarlar » İddialı ol çünkü ‘Yeni CEO sensin’

İddialı ol çünkü ‘Yeni CEO sensin’

08 Kasım 2015 Pazar

Bugüne kadar sayısız kariyer kitabı yazıldı. Gençlere iş hayatında başarının en az 100 formülü anlatıldı. Unilever’de 35 ülkenin başkanı olan ve 5 milyar euro ciroyu yöneten İzzet Karaca ise çıtayı en yukarıya koyup CEO olabilmenin püf noktalarını deneyimleriyle harmanlayıp kaleme aldı.


 
İzzet Karaca ile yıllar öncesine dayanan bir tanışıklığımız, dostluğumuz var. İşini mükemmelliyetçi bir anlayış ile yaparken, ülkesini de düşünen ve cari açık belası ile mücadeleyi kafasına takan hali etkilemişti beni.
 
Sadece cari açık problemini dillendirmekle kalmamış, inanılmaz bir eylem planı da yapıp uygulamıştı. Arşivimi karıştırdım ve 2011 yılında yaptıklarını aktardığım yazımı buldum. Ona da ayrı bir kutu açacağım. Ancak önce yeni gelişme. Yazdığı ‘Yeni CEO sensin’ kitabı. Tam 36 yıl iş hayatının içinde kaldıktan ve sayısız kariyer başarısı yaşadıktan sonra 2013 yılında 59 yaşında emekli olmayı seçen İzzet Karaca tüm deneyimlerini, biriktirdiklerini içine doldurduğu bir kitap yazdı. Kitap çok yeni piyasaya çıkmasına rağmen ikinci baskıyı yaptı, üçüncü baskı sırada.
 
Lider profilini çıkarmış
 
Bugüne kadar kariyer ile ilgili sayısız kitap yazıldı. İş görüşmesine giderken nelere dikkat edilmeli ile başlayan, iş hayatında nasıl yükselinire kadar uzanan kitaplardı bunlar. Kendi işinizi kurmanın, müteşebbis olmanın da sihirli formülleri verildi. Ancak İzzet Karaca kitabında çıtayı öyle bir yere koymuş ki CEO’luğa giden yolu tarif ediyor. Bir lise öğrencisi de, çalıştığı firmada terfi bekleyen yöneticilerin de içinde önemli şeyler bulacağı bir kitap. 35 ülkeden sorumlu olunca ve hemen hemen tüm dünya vatandaşlarından oluşan dev bir topluluğu yönetince ve 100’e yakın ülkeyi ziyaret edince, ideal lider profilini çıkarması da zor olmamış İzzet Karaca’nın. ‘İdeal bir dünya lideri bir İngiliz gibi diplomatik ve politik, bir İtalyan gibi işine sanat katan, bir Hollandalı gibi tüccar, bir Amerikalı gibi mükemmel konuşmacı, bir Endonezyalı gibi şirketine ve ülkesine saygılı, bir Hintli gibi yoktan var eden, bir Fransız gibi entellektüel ve bir Türk gibi girişimci ve hızlı problem çözen olmalı’ diyor. ‘Brezilyalı’nın tutkusundan heyecanından, Japon’un sadakatinden, Alman’ın sistemci yaklaşımından, Rus’un cesaretinden de izler taşımalı’ diye ekliyor.
 
Talepkar olmak lazım
 
Kitabın hemen girişindeki mesaj etkileyici: Her günün önemi var. Henüz okurken bile kariyer planlaması başlar. Hepimiz öğrenciydik. Derslerimize odaklanmaktan kariyer sorusu pek aklımıza gelmezdi. Hele mezun olalım, bakarız derken aslında daha ilkokuldan itibaren her günün ilerisi için ne kadar önemli olduğunun farkında olamadık. İş hayatına başladıktan sonra ise görev konusunda talepkar olmayı tavsiye ediyor. “Ağlamayan çocuğa emzik vermezler “diyor ve anlatıyor: 
 
“Benim yükselmem bir anda olmadı. İlk başta Türkiye’nin çevresindeki ülkeler bağlandı. İran konusu zaman içinde oldu. Ambargolara karşı İran’la nasıl iş yapabiliriz? diye düşündük. Ben kendim yönetime söyledim. İran’daki fırsatı gördüm. Patron İran’ı bilmiyor. Sonra İsrail dedim. İki ülke farklı. İkisi birbirine gidemiyor ama ikisi de İstanbul’a geliyor. Baktık Rusya’ya Türkiye’den ulaşım çok kolay. 150 milyonluk ülkeyi Türkiye’den yönetebileceğimizi gördüm. Avantajlarımızı anlattım. Hep istedim, talepkar oldum. Eğer ne yapacağınızı çok iyi anlatırsanız istediğinizi alırsınız.”
 
Hayata borç olarak gördü
 
İzzet Karaca, kitabı yazdıktan sonra özellikle üniversitelerden yoğun talep geldiğini, deneyimlerini öğrencilerle paylaşmasının istendiğini söyledi. Karaca, “Çok keyifliymiş. Öğrencilerle bir araya geliyorum onların merak ettiği soruları yanıtlıyorum ve hoşuma gidiyor. Bundan sonra da programıma uydukça üniversitelere gitmek istiyorum. Şirketlerden de talep geliyor” diye konuştu. Karaca kitabı bir sosyal sorumluluk projesi ve hayata borç olarak gördüğünü bu yüzden kitaptan para kazanmak gibi bir beklentisinin olmadığını söyledi. Karaca “Normalde 40 liradan daha az bir fiyata satılmayacak kitabı internette 15 liraya bulmanız mümkün” diye konuştu.
 
 
Her yıl en az 5 ürün hedefi
 
İzzet Karaca’nın Unilever’deyken cari açıkla mücadele anlamında yaptıklarını 2011 yılında yazmıştım. Yazdıklarıma yeniden göz attım da hala cari açık büyük sorun ve biz nasıl baş edeceğimizi bilmiyoruz. Enerji fiyatlarındaki düşüş görece bir rahatlık yarattı ancak cari açık sorunu bir gün tekrar hortlayacak. Ne yapmıştı İzzet Karaca Unilever’de? Her yıl kendi grubunun ithal ettiği en az 5 ürünü yerlileştirme hedefi koymuştu. Büyük başarı hikayelerinin çıkmasına da ön ayak olmuştu. Mesela Algida’yı getirirlerken tüm soğutucular İtalya’dan ithal ediliyordu. Uğur Soğutma A.Ş. ile konuşulup bu soğutucular Türkiye’de üretildi. Döviz Türkiye’de kaldığı gibi şimdi Uğur Soğutma 120 ülkeye ihracat yapabiliyor. Yine Unilever markası olan Omo’nun ithal edilen hammaddesi perkorbat Akkök’e ürettirildi. Knorr’un ihtiyacı olan domates tozu bile ithal edilirken Türkiye’de tesis kurduruldu. Ölçeğine bakılmadan 3 ordan 5 burdan tüm ithalat yapanlar bu gözle baksa belki de Türkiye bu kadar ithal ürün kullanmak zorunda kalmayabilir. Bu bakış açısını iş dünyasının ve devletin kafasına kazıması gerekiyor.
 
Her işi yaparım demeyelim kategori seçelim
 
İzzet Karaca ile sadece kitabı değil, genel ekonomik durumu da konuştuk. Bölgesel oyuncu olma vizyonunun artık önemini kaybettiğini düşünen Karaca, şirketlerin tek şansının küresel oyunculuk olabileceğini belirtiyor. Türkiye’nin de ne iş olsa yaparım düşüncesinden çıkması gerektiğini iddia ediyor. Bazı kategorilere odaklanılması gerektiğini düşünen Karaca, “Mesela 10 tane kategori belirleyip, devletin ağırlıklı teşviklerini buraya kanalize edebiliriz. Üniversitelerin, özel sektörün de entegrasyonu ile Samsung benzeri çok başarılı küresel markalar çıkarabiliriz. Kategori olarak mesela sağlığı çok önemli buluyorum. Türkiye sağlık sektöründe küresel bir oyuncu, bir çekim merkezi haline dönüşebilir” diye konuştu.