Gazetevatan.com » Yazarlar » Telekom pazar liderliğine 1000 megabit hızla çıkarız

Telekom pazar liderliğine 1000 megabit hızla çıkarız

05 Eylül 2015 Cumartesi


GSM sektörünün pazar lideri Turkcell yeni hedefini toplam telekom pazarında liderlik olarak koydu. Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu “4.5G ihalesine çok çalıştık. Aldığımız spektrumların hiçbiri tesadüfi değil, bir amaca uygundu. Göz koyduğumuz tüm paketleri aldık. Hızımızı herkes görecek” dedi

Turkcell hisse senetlerinin New York Borsası’nda işlem görmeye başlayışının 15’inci yılı nedeniyle düzenlenen gong töreni sonrası Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu ile Beşinci Cadde’deki The Plaza Oteli’nde sohbet etme imkanı bulduk.

Bundan 5 yıl önce yine aynı yerdeydik. Karşımızda o zaman Süreyya Ciliv vardı. Ciliv’den koltuğu devralan ve aradan geçen 6 aya yakın süre içinde Turkcell’e iyice ısınan Kaan Terzioğlu farklı bir söylemle çıktı karşımıza. Daha önce Turkcell yöneticileri Türkiye’nin lider cep telefonu ifadesini kullanıp iletişimde bu mesaja vurgu yaparlarken Kaan Terzioğlu “Turkcell Türkiye olarak hedefimizi büyüttük. Biz artık Türkiye’nin lider cep telefonu operatörü olmakla yetinmeyeceğiz. Türkiye’nin toplam telekom sektörünün şu an ikinciyiz ancak hedefimiz bir numaralı oyuncusu olmak” dedi.

“İkincilik” ifadesi aslında riskli sayılabilecek bir mesaj diye düşünülebilir. Bu ifade değişikliğine neden gittiklerini de şöyle açtı:

“Bu,iştah ve açlıkla alakalı bir şey. Biz Türkiye’nin artık lider cep operatörü olmakla yetinmeyeceğiz.  Türkiye telekom sektörü, bizim kendimizi daha önce ölçüp de birincisiyiz dediğimiz pazarın da iki katı büyüklüğünde bir pazar var bu arada. Dolayısıyla biz hedef büyütmüş durumdayız. Bu hedefe olan istikametimiz de hızlanarak ve daha büyük bir iştahla gerçekleşecek. Bizim Türkiye telekom sektöründe 1 numaralı operatör olma hedefimiz de aynen olduğu gibi yerinde duruyor.

Telekom sektörü artık sabit ve mobili hem ses hem data olarak bir arada içeren bir sektör. Dolayısıyla biz bu yaptığımız tanım değişikliğinde önce müşterilerimize olan hizmet tutkumuzun altını çizmek istiyoruz. Teknolojiyi en iyi şekilde kullanarak bu hizmeti sağlayacağız; ama daha da önemlisi artık bir numara olma hedefimiz çok daha büyük bir pazarla alakalı. Çok daha elle tutulabilir bir rekabet tablosunda da kendi yerimizi de iyi bilmekle, nereye koştuğumuzu çok iyi ifade etmekle alakalı.”

5G’ye de hazır hale geldik

Kaan Terzioğlu bu kadar iddialı konuşurken kuşkusuz en çok 4.5G ihalesinde yakaladıkları başarılarına güveniyordu. Turkcell hatırlanacağı üzere 26 Ağustos’ta yapılan ihalede 1 milyar 620 milyon euro ile en yüksek bedeli ödemeyi taahhüt etti ve karşılığında 172.4 MHz ile en fazla frekans kaynağını kullanma imkanına sahip oldu.

Terzioğlu ihale gününe dönerek, orada yaşananları ve izledikleri stratejiyi açtı:

“Kamuoyunun 4.5G adıyla benimsediği bu ihale öncesinde stratejik planlama sürecimiz tarihe geçecek bir deneyimdi. Önceliklerimizi belirledik, kendi içimizde defalarca simülasyon yaptık. ‘dörtlü oyun’ ile olası sonuçları değerlendirdik, ihaleyi kendi içimizde defalarca oynadık. Sonuçta hedefe odaklandık ve göz koyduğumuz tüm paketleri optimum koşullarla elde ettik.”

Zam olmaz ama kullanım artacak

İhalede beklentilerin üzerinde fiyat çıkmasının ardından kamuoyunda “Bu paralar cep telefonu kullanıcılarının cebinden çıkacak. Bu ihale bedellerini aboneler ödeyecek” şeklinde bir algı oluşmuştu ister istemez. Kaan Terzioğlu bir fiyat artışının sözkonusu olmayacağını belirtirken ortaya çıkacak tek farkı şöyle anlattı: Bu, bir süreç. Dünyada örneklerine baktığınızda, bilimsel anlamda çok büyük sıçramaların yaşandığı hiçbir yer görmüyorsunuz ama kullanım anlamında, tüketim alışkanlıkları anlamında sağlanan hizmetler anlamında çok farklı hizmetler göreceğimiz için bizim önümüzde çok farklı yeni gelir fırsatları oluşacak diye düşünüyorum. Bu gelirler de müşterilerimizin memnuniyetle bizlere vereceği, kendi seçimleri sebebiyle vereceği hizmetlerin bedeli olacak.

İhalede fazla para ödemedik hesap ortada

4.5G ihalesinde muhammen bedel 2.3 milyar euro idi. Rekabetle 2.6 milyar euro’larda sonuçlanması bekleniyordu. Ancak 4 milyar euro’ya yakın bir bedel çıktı ortaya. Bazı uluslararası analistler ödenecek bedeli yüksek buldular. Kaan Terzioğlu ise ‘Umduğumuzdan fazla frekansı umduğumuzdan düşük bir bedelle almayı başardık” diyor. Terzioğlu’nun hesabı da şöyle:

“Biz, ihalede birimsel anlamda çok yüksek miktarda, toplam frekansın %48’ini aldık. Toplam paranın kaçını verdik? Eğer bir şeyin fiyatını karşılaştırmak istiyorsanız bu iki unsura bakmanız lazım. Biz olanın %48’ini aldık, verilenin %47’sini verdik. Demek ki biz aynı ya da daha düşük birim fiyatla diğer operatörlerden daha fazla miktarlarda spektrumu, frekansı almayı başarmışız. Bence bu kendi kendine zaten bir takım şeyleri ifade ediyor. Spektrumun maliyetlerinin karşılaştırılması için 2-3 ayrı metot var. Bunlardan bir tanesi MHz başına ne ödendiğidir. Hiçbir frekans aralığında biz rakiplerimizden daha yüksek bir para ödemedik. Bizim ödediğimiz MHz başına fiyatlar şöyle: Turkcell olarak 9.4 milyon Euro ödedik, Vodafone’un da o kadar ödediğini görüyorsunuz; Avea ise 8.7 ödedi. Gördüğünüz gibi çok büyük bir fark yok. İkinci fiyatlama da önemli. Burada abone başına maliyete bakıyoruz. Burada bizim frekansları yaklaşık %25-30 daha ucuza mal ettiğimizi görebilirsiniz. Turkcell olarak 30 Euro Cent ödedik, Vodafone 40 ve Avea 50 cent ödemiş durumdalar. Dolayısıyla ben Türkiye içindeki maliyetler açısından bizim son derece avantajlı ve ideal bir yapıya geldiğimizi söyleyebilirim.”

2100 MHz bandının önemini görecekler

KAAN Terzioğlu, ihalede kazandıkları başarı ile diğer operatörlerin çıkamayacağı hızlara ulaşacaklarını iddia etti. İhalede özellikle 2100 MHz bandında yapılan 3 paket satışında da en iyi teklifi vermelerinin önemine dikkat çeken Kaan Terzioğlu teknik olarak bu durumu şöyle izah etti: Frekans demek, hız demek, kapasite demek, pazar payı demek. Finansman anlamında tüm oyun planımız hazır, tereddütümüz yok. 1 Nisan 2016 tarihi itibari ile sunulabilecek en yüksek 4.5G hızı olacak 375 Mbps’i sağlayan tek mobil operatör olacağız ama işin esas çarpıcı kısmı bu değil. Biz sadece 4G’nin spektrumunu almadık, 4, 4.5 ve 5G’nin spektrumunu aldık. 2100 MHz spekturumu bize inanılmaz bir kapasite sunacak. İhalede 2100 MHz spektrumu mevcut mobil internet kapasitesini artırmak ve yeni nesil mobil teknolojiler için ihtiyaç duyulan kapasiteyi sağlayan bant olması açısından kritik öneme sahipti. Bu bakımdan 4.5G ihalesinde bu spektrumda yetkilendirmesi yapılan tüm bantları alarak rakiplerimizin sunamayacağı bir kapasiteye sahip olmaktan memnunuz. 1000 Mbps’lere ve 5G’ye giden yolda bu bandın ne kadar değerli olduğu önümüzdeki yıllarda çok daha net görülecek.”

‘Fiber altyapımızı devretmeye hazırız’

4.5G İÇİN kuşkusuz en büyük sorunlardan biri yeterli fiber altyapının olmayışı. Her operatör kendi fiber altyapısını kurmaya çalıştı ancak bu konuda da operatörler arasında ciddi farklar var. Türk Telekom ve dolayısıyla Avea fiber altyapı konusunda diğerlerinden önde görünüyor. Bu altyapının her operatörün kullanımına açılıp açılmayacağı ise belirsizliğini koruyor.

Kaan Terzioğlu, bu konuya da değindi ve İsveç modelini örnek gösterdi: “Fiberin artık evlere elektrik su gibi kolayca gelmesi lazım. Bugün, İstanbul’da ya da başka bir büyük kentimizde fiber altyapı döşemeye çalıştığınız zaman izin almanız gereken kurum sayısını bulmaya imkân yok. Ne kadar ödenmesi gerektiğini bilemiyorsunuz. Hepsinin sadeleşmesi lazım.  Fiber altyapıya erişim bütün operatörlerin edinmesi gereken bir haktır. Çünkü bu vatandaşa hizmet için sağlanan bir haktır. Dünyada bu konu son derece güzel örnekler var; AB, ABD, vs. bu konuyu regüle ederek sonuca ulaştırdı. Türkiye’de de bu regülasyonu en hızlı şekilde hayata geçirmemiz lazım. Bu şirketlerin menfaatiyle ölçülemeyecek ölçüde önemlidir.

Dünyada eğer bu olayın nasıl çözüldüğüne bakarsanız çözüm metotlarından bir tanesi şu; İsveç, Stockholm’de uygulanmış bir model. Kamu otoritesi, tüm fiber altyapı sahiplerinden sahip olduğu altyapıyı kağıt üzerine dökmesini, bu altyapıları bir şirkete devretmesini istiyor. Bu şirket bütün operatörlere eşit şekilde hizmet vermeye taahhüt ederek, halka açılabilir, fon toplayabilir, daha hızlı, daha fazla fiber altyapı yatırımı yapmak için de yetkili hale gelir. Bu bir modeldir. Dünyanın birçok yerinde uygulanıyor. Bence Türkiye için de pratik ve ideal modellerden bir tanesi bu olabilir. Fiber altyapı kimindir, kim kullanabilir gibi bir soru işaretini kaldırır ve Türkiye’nin de önünü açar. Sektörümüzdeki diğer oyunculara çağrıda bulunuyoruz; gelin hep birlikte bir altyapı şirketi kuralım ve bu şirket ülkemizin eşsiz bir fiber altyapıya kavuşması için canla başla çalışsın. Ve hepimiz mevcut fiber altyapımızı bu şirkete devredelim. Biz altyapı paylaşımına tamamen hazırız. 2023 hedeflerine ulaşabilmemiz için Türkiye’nin bunu yapması gerekiyor.”