Gazetevatan.com » Yazarlar » Eyçesbisi niye gidiyor?

Eyçesbisi niye gidiyor?

10 Haziran 2015 Çarşamba

HSBC, 5. büyük bankayı aldı ama 12’nciliğe kadar düştü. HSBC’nin Türkiye’de neden büyüyemediği ile ilgili pek çok analiz yapılabilir. Ancak kuşkusuz en ilginci adının Türk insanına hitap edememesi ile ilgili tartışma olacak.


 
Türkçe okumaya kalktığınızda hesebece, İngilizce okumaya kalkarsanız eyçesbisi... İkisi de çok zor.
 
Bu yüzden mizah duygusu gelişmiş Türk insanı, bu bankaya başka isimler taktı. Hasibe diyen de oldu, burada yazamayacağım argo bir yakıştırma yapan da...
 
Koskoca İngiliz devinin Türkiye’den neden çıktığı ile ilgili türlü türlü analizler yapılabilir. Neden büyüyemediği, istediği ölçeğe gelemediği finansallar masaya konarak, genel konjonktür işin içine katılarak, İngiliz devin yurtdışında yaşadığı problemler eklenerek tartışılabilir.
 
En ilginç çıkış gerekçesi
 
Ancak bu tartışmalar içinde kuşkusuz en ilginci adı ile ilgili yapılan olacak. Hatırlıyorum da yıllar önce HSBC’nin bir üst düzey yöneticisi, “Galiba isimde hata yaptık. Türk insanı bu adı kolay telaffuz edemedi. İyi bir algı yaratamadık. Belki de yerel bir isimle yürümeliydik. Demirbank bile yıpranmış ancak çok bilinen marka gücü yüksek bir isim” demişti. 
 
‘Rakamlara bakınca belki de hatayı isimde aramak mümkün’ diye düşünmüyor değil insan.
 
HSBC, Türkiye’ye büyük umutlarla girmişti. Demirbank, faizler zıplayınca elindeki mevcut kabarık Hazine bonosu ve tahvil portföyünden dolayı büyük zarar yazmış kırmızı bakiyeye geçmişti. Türkiye’nin 5’inci büyük bankası konumuna kadar yükselmiş banka 300 milyon dolara HSBC’ye satıldı. HSBC ilk etapta agresif bir büyüme politikası izledi. Bankayı TMSF’den aldıktan hemen 1 yıl sonra Boyner Grubu’na ait olan Benkar Tüketici Finansmanı ve Kart Hizmetleri AŞ’yi satın aldı. Advantage kart ile piyasada güçlü bir oyuncu olma isteğini ortaya koydu.
 
Ancak istediği sonuçlara ulaşamadı. Aktif büyüklük açısından şu an 12’nci banka konumunda.
 
Bireysel bankacılıkta bir türlü büyüyemedi. Zaten adı ile ilgili zorluğu ön plana çıkarmamın sebebi de bu. Türk insanı bu bankaya alışamadı. Yaygın sayılabilecek bir şube ağı olmasına rağmen (Son olarak 298) bir türlü mevduat toplayamadı, Ayşe teyzeye, Mehmet amcaya hitap edemedi. Mevduattan aldığı pay yüzde 1.7’de kaldı. 
 
Bankalarda açılan 156 milyon küsur hesaptan sadece 3.2 milyonunun HSBC’de olduğu gerçeği bile bu tezimi ciddi ciddi tartışmaya açabilir. Şube ağı ile orantıladığımızda ve diğer bankaların şube başına mevduatına baktığımızda HSBC’nin çok az pay aldığını söyleyebiliyoruz.
 
İsim ahengi önemli
 
Adolf Hitler’in hayat hikayesini okuyanlar, babası Alois’in 39 yaşına kadar Schicklgruber soyadını taşıdığını daha sonra Hitler soyadını aldığını bilir. Pek çok tarihçi de şu soruyu sorar:
 
“Acaba Adolf’ün soyadı Hitler değil de Schicklgruber olarak kalsaydı, Alman halkı mistik bir armoni içinde yine ‘Heil Schicklgruber’ diye bağırır mıydı, Adolf bu kadar popüler olup kitleleri peşinden sürükleyebilir miydi?”
 
‘HSBC’nin adı zordu’ tezime gülenler, saçma bulanlar olabilir. Örnek olarak ING’yi de gösterebilirler. Doğru ‘inege’ de Türk insanı için zor... Ancak ING’ciler güçlü bir iletişim çalışması ile o engeli aşmış görünüyorlar. Turuncu hesap, hoşgeldin faizi falan filan derken, Türk insanına dokunmayı bir şekilde becerdiler.
 
Sanırım eyçesbisi bunu yapamadı.
 
ABC EN İSTEKLİ ALICIYDI AMA...
 
Türkiye dahil dört ülkedeki sorunlu operasyonları konusunda adım atmak isteyen HSBC’nin Türkiye birimi için Hollanda merkezli ING Group, Bahreyn merkezli Arab Banking Corporation (ABC) ve Fransa merkezli BNP Paribas’dan bağlayıcı olmayan teklif aldığı bankacılık kulislerine yansımıştı. 
 
Finansbank’ı sattıktan sonra tekrar bankacılık sektörüne dönen ve Fibabank’ı büyütmek isteyen Hüsnü Özyeğin’in de HSBC Türkiye biriminde inceleme yaptığı konuşuluyordu.
 
Yine bankacılık çevrelerine göre en istekli grup ABC gibi duruyor. Ancak ABC’nin de Türkiye’deki seçim sonuçlarından sonra kararını gözden geçirebileceği iddia ediliyor. Şu an satış için iyi bir zaman olmadığı, HSBC’nin zamanlama olarak geç kaldığı da konuşulanlar arasında...
 
Bu arada Türkiye’den çıkmak isteyen ve çıkan gruplara bakıldığında HSBC’nin dışında İsrailli Hapoalim’in de Bank Pozitif’i satma niyeti ortaya çıkmıştı. Citigroup da Akbank’taki hisselerini satmıştı. Buna karşılık Çinliler de Tekstilbank’ı almıştı.
 
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan durumu “Evet birileri gidiyor ya da gitmek istiyor olabilir. Ancak pek çok sermaye grubu da Türkiye pazarına girmek istiyor” diye özetlemişti.
 
Bankacılık sektörünün dışında son dönemde e-ticaret sektörünün önemli oyuncularından Limango, Türkiye’deki faaliyetlerine son vermiş, Fransız Total’in de akaryakıt dağıtım sektöründeki düşük kâr marjlarını dikkate alarak pazarı terketmek istediği haberleri moral bozmuştu.
 
TÜRKİYE’DE 5 BİN 659 ÇALIŞANI VAR
 
- Türkiye’yi de ilgilendiren ve İngiltere merkezli bankanın kuruluşunun 150. yılında açıklanan yeni küresel strateji kapsamında HSBC dünya çapında 50 bin çalışanıyla yollarını ayıracak. 
 
25 bin kişi işten çıkarılırken, 25 bin kişinin de Türkiye ve Brezilya operasyonlarının satışıyla HSBC’den ayrılacağı belirtildi.
 
- Yatırım bankacılığı faaliyetlerini azaltacak olan banka, başta Çin olmak üzere Asya ülkelerine odaklanacak.
 
- Türkiye’de 298 şube ve 5 bin 659 çalışanla hizmet veren HSBC, 33,8 milyar TL aktif büyüklük ile en büyük 12. bankası konumunda bulunuyordu.
 
- HSBC Türkiye özellikle 2014’te oldukça zorlu bir yıl geçirmiş ve kârdan zarara dönerek 55.9 milyon TL net zarar açıklamıştı. Bankanın 2013 yılındaki net kârı 29.8 milyon TL seviyesindeydi.
 
- Bankanın 2014 küresel faaliyet raporunda Türkiye’de yaşanan sıkıntılar, BDDK ile Merkez Bankası’nın kredi kartı faizlerine sınırlama getirmesine bağlanıyordu.
 
- HSBC’nin küresel faaliyet raporunda ayrıca Türkiye’de büyümenin yavaşlamasının da bankacılık sektörüne olumsuz yansıdığı ifadeleri yer alıyordu.
 
- HSBC Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Brian Robertson 2011’den bu yana hem Avrupa hem de Türkiye’de özel sektör yatırımlarının zayıf seyretmesi nedeniyle ticari kredilerde istenen ivmenin yakalanamadığına vurgu yapıyordu.