Gazetevatan.com » Yazarlar » Halka arz mı kazık farz mı?

Halka arz mı kazık farz mı?

22 Mart 2015 Pazar


Borsa’da son dönemde halka açılan küçük küçük şirketlerin neredeyse tamamı, işlem görmeye başladıktan sonra başlangıç fiyatını bir daha görmedi.

Son yıllardaki halka arzlar sorgulanıyor. Zira son dönemde halka açılan şirketlere yatırımcı şüphe ile bakıyor. Şirketlerin ölçekleri, fiyatlamaları şüphe yaratıyor. Hal böyle olunca halka arzlarda da sıkıntı yaşanıyor. Rakamlar yalan söylemez. Bir önceki yıl 721 milyon dolar olan halka arzların toplamı geçen yıl 320 milyon dolara geriledi.
 
145 milyon dolarlık AvivaSa, 75 milyon dolarlık Ulusoy Elektrik ve 33 milyon dolarlık Ulusoy Un arzlarını bir kenara koyarsak kalan 13 şirketin arzında gerçekleşen rakam sadece 67 milyon dolar. Yani şirket başına ortalama 5 milyon dolarlık arz büyüklüğü. Bu arzın ne kadarı gerçekten yatırımcılar tarafından alınmıştır o da muamma. Çünkü biliyoruz ki arzlarda çoğu hisse yatırımcılara satılmıyor, blok olarak iskontolu şekilde spekülatörlerin eline teslim ediliyor. Onlar da sonra Borsa’da ikincil halka arzı diledikleri fiyattan gerçekleştiriyorlar. Yıllar geçiyor, oyun değişmiyor. Arz edilen şirketlerin büyüklükleri bir kenara performansları da tartışmalı. Arz sonrası işlem gördüklerinde ya uçuyorlar ya da yatırımcı tabiri ile bayılıyorlar.
 
 
İlginç örnekler var
 
İşte birkaç örnek. Arbul Tekstil diye bir şirket halka açılmış. Halka arz fiyatı 2 lira. Cuma günü en son 0.84 liradan işlem görüyordu. A1 Capital’e sormak lazım. Bu fiyatlamayı hangi ekonomik kriterlerle yaptın, 2 liralık arz fiyatına nasıl ulaştın? RTA Laboratuarları diye bir şirket. 13 liradan halka arz edilmiş, şimdilerde 8.84 lirada. Fiyatlayan, halka arzına aracılık eden yine A1 Capital. Bomonti Elektrik var mesela. 2.05 liradan çıkmış piyasaya Cuma günü itibarıyla 1.20 liradan alıcı bekliyordu.  Bunlar yatırımcıyı üzen örnekler. Bir de ekstra yükselişler göstererek yine bende fiyatlaması ile ilgili şüphe uyandıran hisseler var. Mesela Plaspak Kimya. Neta Yatırım tarafından halka arz edilen bu şirketin hisseleri 2.66 liradan 8.61 liraya çıkmış. Olağanüstü bir performans. Ya ilk fiyatlama çok yanlış, ya da yatırımcı ilk bakışta görülemeyen bir cevher gördü herhalde...
 
Politeknik Metal diye bir şirket var. Onun performansı da şaşırtıcı. 8.36 liradan 13.65 liraya çıkmış çok kısa sürede. İzmir Fırça adlı şirket de 1.85 liradan halka açılmış ancak Cuma günü itibarıyla 4.84 liralarda geziyordu. Bunca yıllık ekonomi gazetecisiyim. İnanın bu şirketlerin adını ilk kez duyuyorum. Ne zaman kuruldular, palazlandılar, ne zaman Borsa’ya açılacak kıvama geldiler, kaçırmışım. Sermaye piyasaları bu tip şirketlerin serpilip gelişmesi için tabii ki büyük şans. Sakın bunlara karşı olduğum gibi bir algı oluşmasın. Ancak yatırımcı da bu kadar enayi yerine konmasın. Bu şirketlerin halka arzı ve sonrasında yaşananlar büyük bir komedi gibi duruyor. 
 
3 liralık inşaatçı yüzünden tavuk kadar değerimiz yok
 
Müteahhitler yönetmeliklerin belirlediği kalınlıkta yalıtım malzemesi kullanmıyor. Ceplerine koydukları ek kazanç metrekarede 3 TL’den fazla değil ama tenezzül ediyorlar
 
Türkiye binalarda yeterli yalıtım ve denetim olmadığı için enerji ithalatına yılda 12 milyar $ fazla para ödüyor. İzolasyonun en ideal yapıldığı tek yer tavuk çiftlikleri
 
İnşaat sektörünü yalıtım ile buluşturan artık jenerik olmuş bir marka olan İzocam bu yıl 50’nci yılını kutluyor. İzocam Genel Müdürü Nuri Bulut ve Satış Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fatih Öktem ile bir öğlen yemeğinde bir araya gelerek hem İzocam’ı hem de inşaat sektöründe yalıtımı konuştuk. Türkiye’de inşaat sektörü malum ekonominin son yıllardaki tartışmasız lokomotifi. Ancak ne yazık ki bina kalitesi istenilen ölçüde değil. Hatta belirlenmiş standartlara bile uyulduğu söylenemez. Para hırsının belki de tavan yaptığı alan inşaat sektörü. Seramikleri, muslukları, banyo mutfak dolaplarını görüyoruz da görmediğimiz alanlarda neler neler oluyor. Bunların başında da yalıtım var. Rakamlar aslında herşeyi net şekilde ortaya koyuyor:
 
- Türkiye’de 16 milyon m3’lük bir pazar söz konusu. 
 
- Türkiye’de kişi başına 0.2 metreküp yalıtım tüketimi mevcut. Oysa Avrupa kişi başı 0.7 m3 yıllık yalıtım tüketimi mevcut. ABD’de bu 1 metreküpü buluyor. Türkiye’de standartlar tutturulsa pazarın 40-45 milyon m3’e çıkması gerekiyor. Fark müteahhitin cebine gidiyor.
 
- Oysa yalıtım çok önemli. Türkiye enerjiye yaklaşık 55 milyar dolar ödüyor ve bunun 20 milyar doları ısınma amaçlı. Binaların yalıtımı eksiksiz olsa 20 milyar dolarlık harcamadan en az yüzde 60 yani 12 milyar dolar tasarruf etmek mümkün. Ancak müteahhit metrekarede 3 liranın 5 liranın hesabını yaptığı için, denetim de evlere şenlik olduğu için ısı kaybını önlemek imkansız.
 
- Türkiye’de sürekli yalıtımın önemi de vurgulanıyor, hatta Enver gibi, Enerji Hanım gibi karakterlere dünya para harcanıyor ancak her şey ne yazık ki kağıt üzerinde. Tasarruftan anladığımız enerji ampullerinden ibaret. Ya da dişlerimizi fırçalarken suyu açık bırakmamak var.
 
- Tamam bunlar da önemli ama esas kayıp kaçak başka yerde. ABD’de konut başına 6 bin 500 dolar yalıtım teşviği var. Krizdeki İtalya bile yalıtıma harcanan tutarın yüzde 50’sini hibe ediyor. Biz ise tüm yalıtım malzemelerine KDV indirimi dahi uygulamayarak yüzde 18’lik oranla bu işe verdiğimiz gerçek değeri gösteriyoruz.
 
- Erzurum’da dondurucu soğuk var. Binalarda 18 cm kalınlıkta yalıtım malzemesi kullanılması şart. Ancak müteahhit metrekarede sadece ve sadece 3 lira tasarruf edebilmek için 5 cm’lik 8 cm’lik kalınlıkta yün kullanıyor. Düşünün 100 metrekarelik dairede 300 lira yapar. Oysa yıllar içinde o evden değil 300 lira, 30 bin liralık enerji havaya gidiyor.    
 
- Maalesef Türkiye’de yalıtımın en kusursuzca uygulandığı tek bir alan var. O da tavuk çiftlikleri. İşletmeciler yalıtıma harcamadıkları paranın her yıl kendilerine maliyet olarak döneceğini biliyor. Müteahhit ise evi yapıyor ve satıyor. Sonrası umurunda değil ki...
 
 
110 milyar $’ı cepte tuttuk
 
Taşyünü ve camyünü izolasyonun en önemli parçaları. Bunun da en büyük üreticisi İzocam. 50’inci yılını kutlayan İzocam’ın Genel Müdürü Nuri Bulut bir simülasyon yaptırmış. İzocam’la yalıtılan binalar sayesinde 50 yılda Türk insanının 110 milyar dolarının cebinde kaldığını belirtiyor. Bu çok değerli bir rakam. 200 milyon ton petrole eşdeğer bir tasarruf. Ayrıca 650 milyon ton CO2’nin atmosfere salınmasının da önüne geçilmiş oluyor. 
 
Nuri Bulut gelecek 5 yılda 15 milyon m3’lük yalıtım gerçekleştirmeyi planladıklarını söyledi. Bugüne kadar 95 milyon doları son 10 yılda olmak üzere 170 milyon dolarlık yatırım yapan İzocam, yatırıma 5 yıl içinde 40 milyon dolar daha harcayacak. 2014’te 363 milyon lira ciro yapan İzocam’ın karı ise 43 milyon lira. Bir önceki yıla göre yüzde 16’ya yakın artış dikkat çekici. 46 ülkeye ihracat da yapan İzocam’ın cirosu içinde ihracatın payı 70 milyon TL seviyesinde. Satış Pazarlama Müdürü Fatih Öktem ise yalıtım pazarında yüzde 20 paya sahip olduklarına, 20 ülkede yerleşik bayileri bulunduğuna dikkat çekti. Öktem 7 farklı ürünü aynı çatı altında üretebilen tek şirket olduklarının da altını çizdi.
 
 
Sağolasın İzocam: İzocam’ın bu klasikleşen reklamı Türkiye’de yalıtım bilincinin gelişmesinde büyük rol oynamıştı.