Gazetevatan.com » Yazarlar » Maratonu maratoncular yaparsa

Maratonu maratoncular yaparsa

18 November 2014 Tuesday


İstanbul Maratonu 1979’dan bu yana yapılıyor ve haftasonu 36’ıncısı koşuldu. İstanbul Maratonu’na Vodafone Türkiye, 2012 yılından bu yana sponsor ve elinin değdiği organizasyonda ciddi iyileşmeler sağlandığı hemen farkediliyor.
 
Ben bir sporsever olarak ve iki kıta arasını koşarak geçmenin heyecan verici olduğunu düşünerek bu organizasyona en az 14-15 kez katılmışımdır. 
 
Köprü trafiğinin planlanan saatten 2 saat geçtikten sonra bile hala açılamamış olmasını saymazsak, bu yıl ki kadar başarılısını görmemiştim. Umarım gelecek yıllarda daha da iyileşir ve İstanbul Maratonu dünyanın sayılı majör maratonları arasına girer.
 
Vodafone Türkiye’nin enerjik A takımı içinde bu işe sadece bir PR çalışması olarak bakılmadığını görüyorum. Severek bu işe gönül koymuş durumdalar.
 
Genel Müdür Yardımcısı Hasan Süel 50’sine yaklaşsa da ciddi bir maraton koşucusu. Yakın zamanda New York maratonuna katıldığı ve 42 kilometre koştuğu için bu kez 10 kilometrelik kategoride koştu.
 
CEO Gökhan Öğüt başta olmak üzere tam kadro oradaydılar. Bir diğer Genel Müdür Yardımcısı Ender Buruk, önemli maraton organizasyonlarını bizzat gözlemlediklerini ve bu sonuçlar üzerinden İstanbul için nasıl iyileştirmeler yapabileceklerine çalıştıklarını söyledi. Mesela sarı yağmurluklu gönüllüler Berlin Maratonu’nda görülerek işin içine katılmış. Disiplini sağlamada epey başarılıydılar.
 
Bu arada Hasan Süel’den ilginç tiyolar da alıyorum.  Mesela uzun koşularda hava sıcaklığını 10 derece fazla hissedermiş vücut. Önceki gün İstanbul 15 dereceydi. Yani koşucular 25 derece hissetti. Bir de maratonda yeni alınmış sıfır ayakkabı ile koşulmazmış. Racon böyleymiş.
 
Vodafone belli aralıklara DJ kabinleri yerleştirmiş. Çalan müzik koşanları motive ediyor, bacaklarına ekstra güç veriyordu. Bir de seyyar orkestra vardı. Parkur boyunca hem yürüyüp hem çaldılar.
 
İşi epey eğlenceli bir hale getiren küçük ama önemli detaylar bunlar.
 
Asya ile Avrupa arasında koşmak heyecan verici. Bu iş bir spor organizasyonu olmaktan çıkabilir. Nasıl Münih’in bir Bira festivali var ve on binlerce turist çekiyor, İstanbul da sırf bu koşuya katılmak isteyenler, koşmasa bile iki kıta arasında yürümek isteyenler için müthiş bir turizm etkinliği haline dönüşebilir.
 
Trafik çilesi bitmeli
 
Halk yürüyüşü güzel, renkli görüntülere sahne oluyor ancak biraz amacından uzaklaşmış gibi de duruyor. İşi abartanlar, köprü üstünde sofra kuranlar oluyor. Seneye mangal yakmak isteyen de çıkabilir. İşin bu kısmını disipline etmek şart. Renkli kıyafetlerle, değişik tiplemelerle yürüyenlere lafım yok, ancak oturup da köprü üstünde tavla oynamak neyin nesi?
 
O zaman bu önemli organizasyon için İstanbullular’dan istenen süre uzuyor, trafik yüzünden mağduriyetler oluşuyor. Saat 11’de trafik açılacak dendiyse hadi bilemediniz 11.30 gibi o trafik açılmalı. Evinden çıkacak İstanbullu da bunu bilmeli.