Gazetevatan.com » Yazarlar » Off-Shore ZADELER

Off-Shore ZADELER

21 Ekim 2014 Salı


Bursalı bir off-shore zedenin ‘Dolandırıcılık’ iddiasıyla yaptığı itirazın kabulü, Yargıtay’ın kararı onamasının ardından fırsatçılar TMSF’nin kapısını çalıp vergisini ödemedikleri paranın hem anasını hem faizini geri almaya başladı. TMSF Başkanı Gül isyan etti.
 
Herşey 2010 yılında Bursa’da açılan bir davanın off-shore zede lehine sonuçlanması ile başladı. Yurtbank’ın off-shore bankasına parasını yatıran Müjdat Mançu, dolandırıldığını iddia ederek açtığı davayı kazandı. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararı onadı ve zaten olanlar da bundan sonra oldu.
 
Yüzlerce off-shore zede, bu kararı emsal gösterip açtıkları davaları tek tek kazanmaya başladı. Hem anaparalarını aldılar hem de yıllar içinde enflasyon üzerinden hesaplanan faizini Off-shore zedeler oldu Off-Shore ZADE...
 
Bile bile lades değil mi?
 
Belki off-shore’da parası batanlar bu ifadeye kızacaklar ancak ben böyle düşünüyorum. Nedenini de açmaya çalışayım.
 
Bir kere off-shore hesap açanların abartmayayım ama yüzde 99’u nasıl bir işin içine girdiklerini biliyordu. Bir tarafta yüzde 50 faiz verilirken kendilerine neden yüzde 60-65’lik faiz verilebildiğini bilmemeleri, bunu sorgulamamaları mümkün değil. Zaten bu hesapların çoğu öyle 3-5 bin liralık hesaplar değil. 1 milyon liralık hesaplardan bahsediyoruz. Yani para kazanmış, para işini bilen insanlar.
 
İçlerinde gerçekten farkında olmadan parası off-shore hesaplara aktarılan mudiler de vardı ve onları kesinlikle ayrı bir yere koyuyorum. Zaten onlar parasını aldı. Helali hoş olsun. 
 
Ancak elinde koskoca ‘Off-Shore Mevduat’ hesap cüzdanı olan, ‘Paramı off-shore’da değerlendirin’ diye yazılı talimat verenlere ne demeli?
 
Onlar nasıl dolandırıldıklarını iddia edip vergisini ödemedikleri, sigorta primini ödemedikleri parayı TMSF’den talep edebilirler anlayamıyorum.
 
Off-shore’da kendilerine nasıl yüksek faiz verilebiliyordu?
 
Yatırdıkları paradan, sigorta primi, munzam karşılık gibi vergisel maliyet artırıcı kesintiler yapılmadığı için banka da onlara daha fazla faiz önerebiliyordu. Faizi yüksekti ancak riski vardı. Yurtiçi mevduat olmadığı için, banka batarsa karşılığını alamayacaklarını biliyorlardı. 10-15 puan fazla faiz için bu riski göze aldılar.
 
Başta Yurtbank olmak üzere pek çok bankanın yoğun off-shore hesapları vardı. Kıbrıs’ta kurulu bankalar ve diğer vergi cennetleri üzerinden yapılıyordu bu iş. Korkulan oldu, bankalar battı. TMSF yurtiçi mevduatlara yasal mevzuat çerçevesinde ödeme yaptı. Ancak haklı olarak ‘Off-shore hesaplara karışmam’ dedi. 
 
Tekrar ediyorum, off shore hesap açtıranların yüzde 99’u nasıl bir işe giriştiklerini biliyordu. Onlar için kar ve zarar kardeşti.
 
Ancak Bursa’da açılan davada verilen karar emsal oldu. Kararı Yargıtay da onayınca TMSF için korkulan oldu ve fırsatçılar bu kapıdan girerek paralarını hem de faizi ile birlikte talep etmeye başladılar. TMSF’nin şu ana kadar ödediği para 150 milyon lirayı geçti. TMSF Başkanı Şakir Ercan Gül olaya isyan ediyor. Ancak mahkeme kararları karşısında da eli kolu bağlı, ödeme talimatlarını imzalıyor.
 
Hakimler direnebilirler
 
Yargıtay’ın onama kararına rağmen görülen davalarda hakimlerin bu karara direnme hakları var aslında. Yani ille de açılan her dava TMSF aleyhine bitecek diye bir şey yok. Ancak bunun için konuyu çok iyi bilen hakimlere ihtiyaç var. Bir de adamın gözüne baktı mı iyiniyetli mi kötü niyetli mi anlayacak hakimlere.
 
Zaten dolandırıldığını iddia eden kişinin ‘Off-shore mevduat hesap cüzdanı’ varsa, bankaya da ‘Paramı off-shore hesapta değerlendirin’ diye yazılı talimat vermişse artık dolandırıldığını iddia etmesinin mantık olarak imkanı olabilir mi?
 
Benim mantığım ve vicdanım ‘Yok’ diyor.
 
Eğer kararlara direnen hakimler olmazsa, bu işin faturası kabaracak 500 milyon lirayı da geçecek. Bu para hepimizin cebinden çıkacak.
 
1.5 milyon lirasını 9 milyon olarak aldı
 
Dolandırıldıklarını iddia eden öyle off-shore zedeler var ki olayı bilmemelerine imkan ihtimal yok. Düşünün bunlardan birisi bir banka şube müdürü. Ne yapıldığını, yüksek faizin nasıl ödenebildiğini, tezgahın nasıl kurulduğunu bilmemesi mümkün mü? Ancak o da parasını geri alanlardan. Factoring şirketi off-shore mevduat yapmış parasını TMSF’den geri aldı. Bir factoring şirketi yöneticisinin off-shore’dan haberinin olmaması mümkün mü?
 
Hepsi umutsuzdu, Bursa’daki davanın sonucunun ardından ellerini ovuşturup TMSF’nin kapısına dayandılar.
 
Bir örnek vereyim. Off-Shore’da bugünün parası ile 1 milyon 520 bin TL’si batan bir kişi geçtiğimiz günlerde sonuçlanan dava ile TMSF’den tam 9 milyon 150 bin 124 TL aldı.
 
Sigorta primi ödemeden sigortadan para almak ne kadar güzel değil mi?
 
Hatta yurtiçindeki bir hesap sahibi 1.5 milyon lira için yasal sınır olan 100 bin TL alabilecekken onlar ana parayı tam olarak alıyorlar üstelik faiziyle beraber tutarı 6-7 katına çıkarıyorlar. Bu iş artık TMSF’nin meselesi olmaktan çıktı, memleket meselesi haline dönüştü. Bu haksızlığa dur demek gerekiyor. Yargıtay’ın onama kararına rağmen geri adım atmayacak, dirençli hakimlere ihtiyaç var.
 
Davalar ING Bank’a açılıyor ama...
 
Egebank, Yurtbank, Yaşarbank, Bank Kapital ve Sümerbank’a el konulduktan ve Sümerbank çatısı altında birleştirildikten sonra Fon Yönetim Kurulu’nun 28 Mayıs 2001 tarihli kararı ile Oyakbank’a satış yapıldı. Oyak Bank ise hisseleri Temmuz 2008’de ING Bank’a devretti. Aslında davalar batan bankaların yeni sahibi ING Bank’a karşı açılıyor. Ancak alım sözleşmesinde ‘Geçmişten gelen tüm davaların sonuçları TMSF’nin sorumluluğundadır’ maddesi olduğundan ING de çıkan kararları TMSF’ye yönleniriyor. Bu durum yüzünden şu an TMSF ile ING Bank arasında da süren bir uyuşmazlık davası bulunuyor.