Gazetevatan.com » Yazarlar » Petrol parası Bağdat’a giderse Kuzey aç kalır

Petrol parası Bağdat’a giderse Kuzey aç kalır

30 Eylül 2017 Cumartesi


Kuzey Irak, Ceyhan üzerinden 600 bin varil petrol satıp parasını da tıkır tıkır alıyordu. 50 bin varil petrol de karayoluyla Türkiye’ye geliyordu. Geçmişte para geciktiğinde hep ekonomik darboğaza girdiler. Zira petrol dışında gelirleri yok. Rusya ya da ABD gibi abileri kredi sözü vermediyse bu süreçte yine maaş ödeyemez hale düşecekler  
 
Kuzey Irak’ta referandumla başlayan süreci analiz etmeye kronolojik olarak devam edelim. 2013 yılında Türkiye ile Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi yakınlaştı demiştik. Tarih 30 Kasım 2013. Türkiye ile Kuzey Irak yönetimi arasında bir dizi anlaşma yapıldıktan sonra 2 Aralık’ta Erbil’de yapılacak konferans çok önemli hale gelmişti. 
Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında Kürt petrolünün aranması, satışı ve transferi konusunda bir dizi anlaşmanın imzalandığının ortaya çıkmasından sonra Ankara ile Bağdat arasında ipler gerilmişti. Dönemin Enerji Bakanı Taner Yıldız bu konferansa gitmek için yola çıktı. Ancak Irak hava sahasını özel amaçlı sefer yapacak Türk uçaklarına kapatıp fiili bir durum yarattı. 
Türkiye, Irak merkezi yönetimini de kırmadan dökmeden bir orta yol bulunmasını istiyordu ancak Bağdat yönetimi taviz vermiyordu. Taner Yıldız’ı taşıyan uçak geri dönmek zorunda kaldı.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı son derece sakin bir tonla açıklama yaptı: 
“IKBY Başbakanı Neçirvan Barzani’nin 27 Kasım’da Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında IKBY ile enerji işbirliği alanında Irak Anayasası’na da uygun bazı ticari sözleşmeler üzerinde mutabık kalınmıştır. Ancak konuyla ilgili süreç henüz tamamlanmamıştır. Bu konunun üçlü bir çerçevede ele alınması ve halklarımızın ortak çıkar ve refahına hizmet edecek şekilde sonuçlandırılması arzu ve tercihimizdir. Ülkemiz bu işbirliğinin Merkezi Hükümet ile IKBY arasında Irak Anayasası ile uyumlu bir anlayış birliğinin gelişmesine ve pekişmesine de katkı sağlamasını temenni etmektedir. Bu anlayışla, taraflar arasındaki tüm konuların karşılıklı görüşmeler yoluyla ve iyi niyetle Irak’ın toprak bütünlüğü ve birliği zemininde süratle çözüme kavuşturulmasını arzu etmekteyiz.”
 
Petrol Ceyhan’a geldi
 
Bu açıklama suların durulmasına yetmedi. Çünkü ortada çok ciddi bir kavga vardı. Irak yönetimi Türkiye’ye çağrı yaptı ve “Önce Bağdat’a gelin, yaptığınız anlaşmaya açıklık getirin. Sonra Kürdistan’a gidin” mesajı verdi.
Bağdat’ın bu çabası bir süreliğine Kürt petrolünün Ceyhan’a akmasını engelledi ancak günün sonunda uluslararası güçler de devreye girince Kuzey Irak petrolü Ceyhan’a akmaya başladı. Bir süre Ceyhan’da Botaş’a ait tanklarda bekledi. Bir ara yaklaşık 2.5 milyon varil petrol Botaş tanklarında bekler hale geldi. 
 
Hep nefessiz kaldılar
 
Türkiye işte o dönemde Kuzey Irak’a kredi vermeye başladı. Nasıl olsa verilen kredinin karşılığı petrol olarak Ceyhan’da duruyordu. Dönem dönem Türkiye’nin verdiği kredi toplamı 2 milyar doları buldu.
Kuzey Irak petrolünün sevkiyatı sebep ne olursa olsun her durduğu dönemde Kuzey Irak ekonomik olarak darboğaza girdi. Mesela 2016 yılı Mart ayında 1.5 ay boyunca petrol boru hattından sevkiyat yapılamadı. Türkiye, İdil ilçesinde PKK ile sürdürdüğü mücadele esnasında petrol akışını durdurdu. O kritik 1.5 aylık süre bile Kuzey Irak’ın parasız kalmasına yetti. Türkiye o tarihlerde acil olarak Erbil’e 150 milyon dolar göndererek, maaşların ödenmesini sağladı.
 
Bağdat’a bilgi verildi
 
Irak petrollerinin gelirinden yüzde 17 pay almaya razı Kürt Bölgesel Yönetimi, şu an itibarıyla gelen paranın tamamını alıyor. Hatta Kerkük bölgesinin DAEŞ’ten temizlenmesinden sonra fiili bir durum yarattılar ve bu bölgedeki kuyuları da işletmeye başladılar. Yani aslında hakları olmayan bir petrolün gelirini de almaya başladılar.
Türkiye fiili bir durum yaratılmasına giden yolda etkin oldu ancak her zaman Bağdat yönetimini de konudan bilgi sahibi yaptı. Ceyhan’a gelen petrolle ilgili her türlü uluslararası denetime açık olduğunu, süreci son derece şeffaf yöneteceğini başta Bağdat olmak üzere tüm dünyaya duyurdu. Odit raporlarının herkese açık olduğunu ilan etti. Şimdi yaptırımlar çerçevesinde bu paranın eskiden olduğu gibi Irak milli petrol şirketi SOMO’ya gitmesi gündemde. Bu paranın Bağdat’a gitmesi, Kuzey’in yine parasız kalması anlamına gelecek. O zaman ihtiyaç duydukları krediyi Türkiye’den de alamayacakları için ya Rusya’nın ya da ABD’nin kapısını çalacaklar. Ya da referandum sürecini sonlandırıp Bağdat yönetimi ile bir orta yol bulmaya çalışacaklar.
 
Kuzey’in petrolünü Rosneft satabilir
 
Kuzey Irak Bölgesel Kürt yönetimi ile Türkiye’nin uzaklaşması, devreye Rusya ve İran’ın girmesi demektir. Zaten onlar da fırsat kolluyorlar. İran’dan referandum sürecinde yapılan açıklamalara bakın son derece sakin ve diplomatik bir üslup kullanmaya çalışıyorlar. Bölgeyi yakından bilen bir kaynağın yorumu dikkat çekici: Eğer bu gerginlik devam ederse 2 yıl içinde Irak petrolü ve gazını Rosneft’in sattığını görürsek şaşırmayalım.
 
Biz Kuzey Irak’a çeşitli dönemlerde 2 milyar dolara yakın kredi verdik. Ancak Rusya da 3 milyar dolara yakın para verdi. Yani onlar da kapalı kapılar ardında oyunun ciddi bir parçası. Bu kriz ortamında, daha dengeli bir politika izleyerek kazançlı çıkmaya çalışacaklardır. 
 
Karadan taşınan petrol ne olacak?
 
Kuzey Irak’ta Taq Taq, Tawke gibi sahalardan çıkan petrol adeta zeytinyağı kıvamında. Şampanya tabirini kullananlar da oluyor. Bir de daha kuzeyde Shaikan adlı sahadan çıkan petrol var. O petrol fazlaca ağır. Zift kıvamında. Bir süre Kerkük-Yumurtalık hattına pompalamayı yani diğer petrolle blend etmeyi denediler. Ancak müşteriler memnun kalmadı.
Sülfürü yüksek, kalitesi düşük bir petrol. Zaten fiyatı da normal Brent petrole göre 15-16 dolar daha ucuz. Yani şu an petrolün varili 55 dolara satılıyorsa, Shaikan petrolünü 40 dolara almak mümkün. Bu petrol borulara aktarılamadığı için halen karayoluyla Türkiye’ye geliyor ve Ceyhan’a ulaşıyor. Günlük yaklaşık 50-60 bin varil petrol bu yolla taşınıyor. Bu petrolü Transped adlı şirket taşıyor. Sahiplerinin Sancak Ailesi olduğu tahmin ediliyor. Petrol akışı durursa, bu ağır petrolün akıbeti de merak konusu.  
 
Tankerler yine denizde kalır
 
Irak Kürt Bölgesi’nden çıkan ilk petrol kargosunu taşıyan ve ne alıcısı ne de varış yeri belli olan petrol tankerini sanırım herkes hatırlıyordur. Bağdat’tan gelen yasal tehditler üzerine Kuzey Irak petrolünü taşıyan tanker Atlantik Okyanusu Kazablanka açıklarında zigzag çizerek beklemeye başlamıştı. United Leadership isimli ham petrol tankerini kimse limanına sokmadı. Bağdatlı yetkililer bir uyarı yaparak yarı özerk Kuzey Irak Kürt Yönetim Bölgesi’nden gelen petrolün Türkiye’den yasadışı bir şekilde yüklendiği ve Irak Petrol Bakanlığı veya Petrol Pazarlama Kurumu (SOMO) izinlerinin alınmadığını belirterek satışını engellemeye çalıştılar.
Bir daha böyle bir olay yaşanır mı?
Kürtler diyelim ki petrolü bir şekilde denize ulaştırdılar ve tankere yüklediler. Acaba müşteri bulabilirler mi?
Kaynaklar bunun mümkün olmadığını belirtiyorlar. Ancak ABD, Rusya gibi devler devreye girerse elbette oyun değişebilir. İsrail’in de petrolün alıcısı olabileceği konuşuluyor.
 
Vana’yı keserim sözü SAKINCALI
 
Türkiye Kuzey Irak petrolünün uluslararası arenaya güvenli bir şekilde giriş yapmasını engellemeyecek. Sadece para trafiğinde değişiklik yapıp paranın Erbil yerine Bağdat’a gitmesini sağlayacak. Yani vanayı kesmeyecek. Zaten bu vana kesme meselesi tehlikeli bir mesele. Uluslararası alanda, “Güvenli bir enerji koridoruyuz” mesajı veren bir ülkenin siyasi gelişmelere göre vanayı açarım ya da kaparım demesi son derece riskli. Yarın öbür gün (olmaz ya) “Azerbaycan ile de Orta Asya ülkeleri ile de benzer sorunlar yaşarsan böyle mi yapacaksın” diye sorarlar seni köşeye sıkıştırırlar. Yani bunu yüksek sesle konuşmak da diplomatik bir hata.