Gazetevatan.com » Yazarlar » Koyun keçi sesi yerine çocuk sesi

Koyun keçi sesi yerine çocuk sesi

19 Mayıs 2017 Cuma

Gökçeada’daki Rum Ortaokulu ve Lisesi 51 yıldır kapalıydı. Okul adeta ahıra dönmüş, koyun ve keçiler otluyordu. Turkcell’in de katkılarıyla okul yeniden hayat buldu. Şimdi Gökçeada’da Türk ve Rum toplumunun birarada yaşama kültürünü yeşertecek çok önemli bir nedeni oldu


Tam 51 yıl sonra yeniden açılan Gökçeada’daki Rum Ortaokulu ve Lisesi’ndeyiz. Turkcell’in katkıları ile oluşturulan teknoloji sınıfının, spor ve sosyal tesislerinin açılışı gerçekleşiyor. Türkiye’deki Rum cemaatinin bu açılışa verdiği önem katılım düzeyinden anlaşılıyor. Başta Fener Rum Patriği Bartholomeos olmak üzere törenin çok önemli konukları var. Yunanistan’dan, ana karadan ve geçmişte Gökçeada’da yani İmroz’da yaşamış Rumlar’dan bu açılış için işini gücünü bırakıp yollara düşenler var.

Toprağına geri dönüş

51 yıl önce okulun son mezunlarından biri olan Yorgo Zarbozan’ın sözleri geride kalan yarım asırlık dönemde yaşananları özetliyor: “Adeta imdadımıza yetiştiniz. Öğrenciler yokken buralar sessizdi. Hüzünlüydü. Okul harabeye dönmüştü. Kara tahtası üstünde son yazılanlar duruyordu ancak içinde çocuklar yerine keçiler koyunlar vardı. Bir toplum için din ve eğitim en  önemli şeylerdir. Eğitim eksik kalınca pek çok aile Girit’e Atina’ya, İstanbul’a göçtü. Şimdi burası yeniden canlanıyor şenleniyor. Bunu görmek çok ümit verici.”

Okul müdürü İoakim Makis Kamburopulos’un sözleri de oldukça anlamlı: “1968-1969 öğretim yılında tek kelime Türkçe bilmeden annemle bu okulun kapısından geçmiştim. Yarım asır sonra burada bu güzellikleri yaşayacağımı aklımdan geçiremezdim. Mesele hak, adalet, eğitim, sevgi, saygı, beraber yaşama kültürü ise gerisi teferruattır diye düşündük ve yılmadık. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın da gururunu taşıyarak devlet kurumlarının kapısını çaldık. Sağ olsunlar, kimse bizi geri çevirmedi. Çocukluğumdan beri şimdi bulunduğumuz noktada suların biriktiğini ve kış aylarında bahçenin çamurdan ibaret olduğunu çok iyi hatırlıyorum. Şimdi burada başka bir hayat var. Ne kadar gururlansak yeridir. Sevgili öğrenciler; siz yokken buralar sessizdi, hüzünlüydü. Geçen sene geldiniz ve hayatımızı şenlendirdiniz. Şimdi de okul bahçesinin heyecanı, coşkusu köyümüzü şenlendirecek, ümitlerini dallandıracak, beklentilerini artıracak.”

İmroz Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Laki Vingas, şu an okullarında 33 öğrenci bulunduğunu ve bunların ailelerinin birçoğunun Selanik,  Girit, İstanbul ve Atina’dan göç ettiğini bildirdi. Vingas, Gökçeada’nın eskiden olduğu gibi çok kültürlü geleneğine tekrar kavuştuğunu ifade etti.

33 öğrencisi var

TURKCELL, yarım asır sonra 2015 yılında yeniden açılan ve 33 öğrencinin eğitim gördüğü Gökçeada Rum Ortaokulu ve Lisesi’nde öğrenciler için bir teknoloji sınıfı, ayrıca açık spor alanı, amfi tiyatro ve botanik bahçesinin bulunduğu spor ve sosyal tesis inşa etti. Teknoloji sınıfında öğrenciler 3 boyutlu yazıcı, Arduino elektronik öğrenme kitleri ve yazılım ekipmanlarıyla teknoloji konusunda eğitim alabilecek, hediye edilen kodlama kitleriyle yazılımlarını oluşturarak geleceğin yerli yazılımlarını ortaya çıkarabilecek.

İmrozlu Bartholomeos: Toplumlara ilham versin

Kendisi de Gökçeadalı olan Fener Rum Patriği Bartholomeos, eski adı “İmroz” olan Gökçeada’da, kurumsal eğitimin yarım asır kesintiye uğradığını ve adadaki Rum toplumunun göç etmek zorunda kaldığını söyledi. Bartholomeos, şunları kaydetti: “Ne mutlu bizlere ki devlet kurumlarımız ve Gökçeada halkı çabalarımıza destek veriyor ve Turkcell gibi büyük bir şirket bu ücra köyde eğitim çabası içinde olan İmroz Eğitim ve Kültür Derneği ve yönetimindeki okullara bu tesisi kazandırıyor. Ortak yaşamın en iyi örneğinin sağlam temeller üzerinde geliştiği Gökçeadamız, Yunanistan ve Anadolu arasında binlerce yıl var olmanın yanı sıra barış ve huzur adası olarak toplumlarımıza ilham versin.”

Terzioğlu: Dünya göçten korkarken bir umut vesilesi

TURKCELL Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, Gökçeadalı  çocuklar için burada olduklarını ifade etti. Terzioğlu, “Hakikaten ben şunu hissediyorum; onlar dedelerinden  ninelerinden daha şanslılar, aynı benim dedemden ninemden daha şanslı olduğum  gibi... Birinci Dünya Savaşı sonrası mübadeleyle Türkiye’ye gelmiş bir ailenin mensubu olarak, dünya göçten korkarken, eve dönen insanların hikayelerini görmek  bir umut vesilesi. Burada o kadar güzel konuşmalar dinledik, o kadar güzel videolar izledik ki bana, Turkcell’e bu fırsatı verdiğiniz için sizlere teşekkür etmekten başka bir şey kalmadı” ifadelerini kullandı.