Gazetevatan.com » Yazarlar » Yeniden Suriye -2-

Yeniden Suriye -2-

14 Ağustos 2018 Salı


“Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır.”
Goethe
 
Suriye ordusunun İdlib’te yuvalanan cihatçı örgütlere karşı tek yönlü bir harekat başlatmasının Türkiye açısından neden olacağı sıkıntıları daha iyi algılayabilmek için bu kentteki mevcut duruma bakmamız gerekmektedir.
 
Türkiye, Astana sürecinde Rusya ve İran ile varılan mutabakat gereği İdlib’te 12 gözlem istasyonu oluşturarak bunları faaliyete geçirmişti. İdlib’in kuzey, doğu, güney ve güney batısında yer alan gözlem istasyonlarında mevcut askeri personelimizin güvenlikleri ile ilgili en kötü senaryoya göre gerekli tüm önlemlerin alınmış olduğu konusunda en küçük bir kuşku bulunmasa da, Suriye’nin batısında hava sahasını kontrol eden ve daha da önemlisi rejim üzerinde etkili Rusya ile işbirliğinin devamı yaşamsal bir önem taşımayı sürdürmektedir.
 
İdlib ile ilgili ikinci kritik nokta; Suriye’nin olası bir harekatta, gözlem istasyonlarımızın bulunduğu bölgelerin dışından/uzağından İdlib kırsalına girerek askeri unsurlarımızla çatışma riskini ortadan kaldırmak isteyecekleri düşünülmekle birlikte, bölgenin provokasyonlara açık yapısı ve “Ortadoğu klasiği ile sadakatini en fazla parayı verene satan” radikal grupların öngörülmesi zor davranışlarıdır.
İdlib kent merkezinde denetimi elinde bulunduran El Nusra ve kırsala yayılmış diğer gruplarla, çatışmalardan kaçarak buraya sığınmış yüz binlerce insanın canlarını kurtarmak için yönelebilecekleri güvenli yerlerin Afrin, Cerablus ve Türkiye olduğu düşünüldüğünde karşılaşabilecek bu yığınsal yeni göç dalgasının nasıl tolere edileceği karşımızdaki üçüncü kritik nokta ve eşiği oluşturmaktadır. 
İdlib’de yuvalanan; Rusya, İran, Türkiye, ABD, Suriye, BM ve Türkiye tarafından terör örgütü olarak kabul edilen El Nusra ve türevi örgütlerin bölgedeki varlıklarına sonsuza kadar müsaade edilmesinin mümkün olmadığı değerlendirildiğinde bu grupların anlaşma ya da çatışma yolu ile tasfiyesi bir şekilde mutlaka gündeme geleceği için ilgili taraflar arasında bir yol haritasının öncelikle belirlenmesi kaçınılmaz olmaktadır.
 
Bu durum ise aralarında doğrudan resmi bir temas olmamakla birlikte Suriye ve Türkiye arasında, İdlib’in geleceği konusunda Rusya üzerinden dolaylı bir görüş birliğini zorunlu kılıyor görünmektedir.