Gazetevatan.com » Yazarlar » Yeni sistemde dış politika - 3-

Yeni sistemde dış politika - 3-

10 Temmuz 2018 Salı


“Güçlükler, başarının değerini artıran süslerdir.”

Moliere

Geçtiğimiz hafta, hayat pahalılığı ve İran riyalinin değerinin düşmesini protesto etmek üzere Tahran’da hareketlenen sokakların sesinin, Ruhani ve hükümetin istifa taleplerine dönüşmesi İran’ı yakından izleyenler açısından sürpriz bir gelişme sayılmamalı...

Trump’ın P5+1 anlaşmasından ABD’yi çekmesi, Tahran’a yönelik yaptırım listesi ve zamanlamasını açıklaması ile birlikte İran’da bir süredir alttan alta ısıtılan rejim karşıtlığının sokakları hareketlendireceği özellikle bir süredir kulaklara fısıldanan “Haziran ayına dikkat” uyarıları anımsandığında beklenmeyen bir gelişme olmamalı...

2017 Aralık ayında İran’da Meşhed’de başlayarak ülke geneline yayılan gösterilerin kısa zamanda sönmesine karşın bu defa Tahran’da “Bazara” olarak adlandırılan çarşı esnafının da kepenk kapatarak göstericilere destek vermesi rejim açısından alarm zillerini çaldıracak bir gelişme olmalı...

Trump’ın, Kuzey Kore ile vardığı-nasıl yürüyeceği konusunda soru işaretleri olsa da-anlaşmadan sonra hedefinde, çok önemsediği İsrail’in güvenlik kaygılarına bağlı olarak şimdilik İran’ın kalmış olması nasıl sonuçlanacağı belli olmayan bir hareketlenmeyi öncelemiş görünüyor.

İran’da rejime yönelik bir kalkışmanın küresel/bölgesel maliyeti ayrı bir yazının konusu olmakla birlikte özellikle ABD’nin 4 Kasımda başlayacağını duyurduğu İran’dan petrol ithalatının durdurulması ve gelişmelerin Suriye sahasına yansıması Türkiye-İran-ABD ilişkileri açısından türbülanslı bir döneme eşlik edecek görünmektedir.

ABD’nin İran’la ilgili önceliğinin, Şii milisler ve Devrim Muhafızlarına bağlı unsurlarla Hizbullah’ın Suriye’den çıkarılmasını sağlayarak İsrail’in güvenliğini güvence altına almak olduğu düşünüldüğünde önümüzdeki süreç Suriye’de yeni ayrışmalar ve birlikteliklere aday görünmektedir.

Trump ve Putin’in, 16 Temmuz’da Finlandiya’da bir araya gelerek Suriye konusunu görüşeceklerinin açıklanması ile Kremlin’in, bir bölüm askeri personel ve uçağını (1143 asker-13 uçak) Suriye’den çektiği haberleri, Trump’ın öteden beri Suriye’den çekilmek istediğini seslendirmesi bu defa İngiltere’siz mini bir Yalta Konferansını çağrıştırıyor görünüyor.

Suriye’de başat aktör Rusya’nın, İran’ın Suriye coğrafyasını İsrail’e karşı bir ileri karakol olarak kullanma girişimlerinden çok hoşnut olmadığı, bunun ABD ve İsrail’in Suriye’ye daha çok müdahil olmasını gerekçelendirdiğini düşünmesi mevcut tabloya eklendiğinde Esad’ın, İdlib ve Deraa’da muhalifleri elimine ederek nihai zaferini ilan etmesinin önünde çok fazla bir zaman kalmamış görünmektedir. Nitekim rejimin, İranlı milislerle birlikte Deraa’ya başlattığı saldırılar bu tezi doğrular niteliktedir.

Bütün bu gelişmeler ABD’nin uygulamaya koyduğu yaptırımlarla birlikte bir süre sonra Türkiye’yi, İran konusunda taraf olmaya zorlayan bir kulvara kayabilecek ve Washington ile Ankara arasında bir ayrı hassasiyet ortaya çıkabilecektir.

Türkiye’nin dış politika konusunda önündeki sorunlu alanları hasarsız atlatarak ulusal güvenlik ve refahı doğrultusunda çözüm üretebilmesinin ön koşulu “topyekun bir strateji” üretilmesi ve uygulanmasına tüm siyasi partilerin aralarındaki görüş farklılıklarını bir süreliğine olsun öteleyerek ortak olmalarından geçmektedir.

Çünkü dünle kavga ederek günü ve geleceği kaybetmemek adına “ yeni şeyler söyleme zamanı” Türkiye’nin kapısını çalıyor.